Ana içeriğe atla

İstanbul'un En Lüks Değİl, En Abartılan Yerİ: Nİşantaşı


Avrupa Yakası sağ olsun, senelerce Nişantaşı diye diye bütün Türkiye'nin gözüne soktu bu yeri. İnsanlar Nişantaşı deyince hemen "Oo yooo, orası çok pahalıdır", "Nişantaşı bize göre değil, gitmeyelim" tarzı cümleler kuruyorlar. İstanbul'da yaşamayan, ya da yaşayıp da yolu buraya hiç düşmemiş insanlar için Nişantaşı adeta bir Alice Harikalar Diyarı... Onun yerine size "Lee Nişantaşı Diyarında" isimli bir yazı sunuyorum. Yazının özeti şudur: Ayşe Özyılmazel ne kadar kaliteliyse Nişantaşı da o derece güzel!

Tamamen şişirilmiş bir yerdir bana göre Nişantaşı. Bir yaşam biçimi filan diyorlardı ya dizide, işte onu gerçek hayatta da diyenler var. Birinden böyle bir cümle duyduğunuz zaman şöyle ağzınız dolu dolu "hasiktir" çekin. Çünkü hak etmiştir! Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Madalyonun diğer yüzündeki Nişantaşı:

7 ay boyunca Nişantaşı'nın en lüks sokağında oldukça tarihi bir binada çalıştım. House Cafe tam karşımdaydı, Teşvikiye Cami de hemen yanında. Hani şu bütün sosyetiklerin cenazelerinin kalktığı meşhur cami. Aslında Nişantaşı bu iki yerden ibaret. Ha bir de Atiye Sokak. İnsanlar House Cafe'ye gelir, oturur, oturur, oturur; en sonunda da sıkıntıdan ölür. Ahmet Hakan yazılarını filan burada yazar bazen. Bütün ünlülerin yolu buradan geçer. Magazincilerin de tabi.. Nişantaşı'nın bu kadar büyütülme sebebi oldukça küçük bir yer olduğu için magazincilerle her daim iç içe olabilme ihtimali bence...

Anadolu'daki insan Nişantaşı deyince Manhattan filan bekliyor sanırım aha. Daha iki gün önce yolum buraya düştü. Bir kere caddesi dapdar, kaldırımları sıkışık bir yerdir Nişantaşı. O caddede sürekli ama sürekli trafik olur, her yeri duman kaplar. Adeta nefes almada zorlanırsınız. Nişantaşı'nın ana caddesinde beyaz tişörtle yürüyen siyah bir şeyle çıkar.

City's Nişantaşı isminde hayatımda gördüğüm en saçma 2. AVM'yi yaptılar buraya. Caddede yürüyorsunuz, karşınıza dank diye birden gudubet bir şey çıkıyor. Yanındaki tarihi moda okuluna saygısızlık bir kere. Bu arada en saçma AVM kesinlikle ve kesinlikle İstiklal'deki Demirören. Allah belasını versin oranın!

Cadde üzerinde 2 adet okul olduğu için sürekli liseli görüyorsunuz okul zamanında. Böyle bir yerde okudukları için de okuldan kaçıp duruyorlar. Bir tanesi kız lisesi, bu yüzden de okulun önünde bol bol apaçi görmek de mümkün. Diğeri ise kolej, okul çıkış saatlerinde aileleri sayesinde bütün lüks arabalardan görüyoruz. Her şeyin abartılmış halini dışa yansıtan lise gençliği esir alıyor öğleden sonraları.



İnsanları, hele ki kadınları abuk subuk. Pembe Ugg diyen 40 yaşında botoxlu bir teyze görmüştüm, rüyalarınıza girer. Acayip bir giyim tarzları, berbat bir makyaj anlayışları var. Anlamadığım nokta şu; en pahalı kozmetik ürünlerini kullanıyorlar, en pahalı estetik cerrahlara gidiyorlar, en pahalı markalardan giyiniyorlar, ama yine de berbat görünüyorlar. Stil sahibi olmak parayla olmuyor tabi. Burada dolaşıyorsanız yürüyen ya da jeep'lerinden inen kadınların dudaklarına bakmayın sakın. Korku filmi gibi. Kadınların yanı sıra feci derecede ben buradayım diye bağıran gayler de bolca var Nişantaşı'nda. Hepsi adeta bir Hakan Kakız! Kendisi de orada dolaşıyor zaten sürekli. Bu da bonus!

Yemek yemek istiyorsanız doymamaya mahkumsunuz! Tabakları estetik bir biçimde sunacağız diye içine yemek koymayı unutuyorlar. Bir makarnaya 40, salataya ise 30 TL verebilirsiniz. Ya da kendi evimizde maksimum 5 liraya dolu dolu yapıp karnı şişirebilirsiniz. Ama bu yerde bile Burger King ve Mc Donald's var. Gidenler de hep öğrenciler gerçi. Gurme hamburger zincirleri varken niye gitsinler di mi? Gittiğim gün Zvaroscka Döner diye bir yer gördüm ben! Düşünün artık durumu. Adam dönerciye böyle bir isim vermiş mk! Yuhh, çüş, bürsss! :D

"Fakirler ölsün, Porsche'dan selamlar" diyen kızı kıskandıracak kadar Porsche ve bu düşüncede insan var burada... Sohbet etme fırsatınız olursa (ki olmayacak büyük ihtimalle), tikky Türkçesi'ne duyma olasılığınız yüksek. "Armani de indirim varmış, resmen al geldi bana" cümlesini duydu bu kulaklar zamanında.

İnanılmaz pahalı. Bunu zaten tahmin etmişsinizdir. Hani aklı olan kimse eğer para sıçmıyorsa buradan alışveriş yapmaz. İsmini bile zor yazıp söylediğim Ermenegildo Zegna'nın vitrininde sergilenen bir takım elbisenin etiketinde 13.500 TL yazıyordu. Bunu göreli de 2 sene oluyor, bir de hala aklımdan çıkmış değil. Bütün lüks markaları bulabilirsiniz. Burberry'nin bir mağazası var, içeri girsem tezgahtar (kendilerine göre satış görevlisi veya satın alma uzmanı haha) beni kovalar, "hemşerim burada ekmek yok" der.


Bir kere düz bir yer değil Nişantaşı, hele ki ara sokaklarına girdiğinizde iddialı yokuşlar ile karşılaşıyorsunuz. Ben o yokuşları her gün çıksam iflahım kesilir, hele ki kışın düşünemiyorum. Ev kiraları ise muazzam. Bir keresinde sormuştuk arkadaşla, bize 4.500$ + 500 TL aidat demişti. Niye iki ayrı para birimi hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Aidat parasına kirada oturup yaşamaya çalışan milyon insan yaşıyor bu şehirde. Evler 3.000 - 3.500 TL'den başlıyor. İş yerlerinin kirasını hiç söylemeyeyim, dudak uçuklatan cinsten! Hani cidden değse neyse diyeceğim.

Herkesin arabası olsa dahi trafiğe mahkum bu insanlar. En pahalı araba senin olsun, Murat 131 ile yan yana o trafikte bekleyeceksin arkadaş! Nişantaşı iç kesimde kaldığı için metroya Osmanbey'e yürürsünüz. Vapura binmek isterseniz aşağıya Beşiktaş'a yürürsünüz. İçerisinden sadece 3 otobüsün geçtiği bir yer, başka da ulaşım adına bir şey yok. Böyle de lükstür hani. Akşam saatinde eve gitmek için pahalı arabanıza değil, pahalı ayakkabınıza güvenmelisiniz.

Burada bir Mudo Concept var, böyle hayal aleminde yaşıyorlar. Biz birkaç kere girmiştik, adamlar kütük satıyor. Evet evet, resmen kütük satıyorlar ve üzerine de 750 TL yazan etiketi utanmadan başmışlar. Haşaretlerin mahvettiği dolabı eskitme niyetine 1.500 TL sayıp kakalamaya çalışıyorlar. Ucube lambalar, gudubet aynalar, saçmalık adına ne ararsanız var. Bir koltuk takımı vardı resmen Hulk'un renginde, asit yeşili! Yapmayın, ayıptır günahtır.

Akşam saat 8'den sonra burada in cin top oynar. İnsan geçmeye, yürümeye korkuyor. 
Dilenciler dadanıyor, şimdi de Suriyeliler dadanmış. Çalıştığım zamanda işten geç çıktığım vakitlerde ne zaman Mc Donald's'ın önünden geçsem sümüklü herhangi bir velet yakama yakışıp "abi bana bir menü alsana" diye yapışırdı. Kezban zamanlarımda bir kere "tamam alayım, gel benimle" demiştim. Çocuk anında tavır değiştirerek "abi sen yorulma, bana ver ben alırım" demişti. Kısacası niyetleri yemek değil, PARA! O yüzden acımıyorum. Tam o hizada ayakları ve sol kolu olmayan bir amca vardı. Selpak, sakız filan satıyordu. Her gün ondan bir şeyler alır, 5 dakika sohbet ederdim. O adam yaz kış demeden, tekerlekli sandalyeye mahkum kızıyla beraber alnının akıyla para kazanmaya çalışıyordu. Umarım onlar iyidir, mutludur. Çok dua etmiştim onlara.

Bağdat Caddesi gibi ferah, yeşil, hoş bir yer varken insanların Nişantaşı'nı ön planda tutmasını ciddi anlamda anlamıyorum. Sanırım cadde Anadolu Yakası'nda diye böyle. Size şunu söyleyeyim, Bağdat Caddesi Nişantaşı'na 100 basar! Hemen dibinde deniz, yürüyüş, bisiklet yolları, futbol, basketbol, voleybol sahaları, tenis kortları, geniş çimenlikler, konser alanı ve daha fazlası. Bağdat Caddesi, özellikle de Caddebostan tarafı kesinlikle benim hayalim. İleride orada yaşamak istiyorum :)

Kısacası Nişantaşı şişirilmiş bir balon. Güzel bir yanını düşünüp bulmaya çalışıyorum, cidden bulamıyorum. Eğer siz biliyorsanız söyleyin bana. Magazin eklerinde o yazanlar tam bir saçmalık, ünlülerin dedikleri ise bırttt! Madalyonun bir de öteki yüzü vardır, buyrun bu da Nişantaşı'nı arka yüzü.



Farklı bir Nişantaşı yazısı okudunuz, umarım memnun kalmışsınızdır. Yazdım rahatladım valla, son gittiğimde bana o sıcak havada yaşattığı sinir harbi üzerine iyi oldu. Yıllarca biriktirdilerimi saldım. Nişantaşı'ndaki işimde çalıştığım zamanlarda Sodexo veya yemek parası vermemişlerdi bana. Maaşıma dahildi yemek olayı. Haftada 6 günün üçünde fast food yemek zorunda kalıyordum, yoksa en az 30 TL giriyordu götüme. Bu yazıyı Nişantaşı'nda yemeğe harcadığım o liralara ithat ediyorum :D

Soru: 1. Hiç Nişantaşı'na gittiniz mi? Gittiyseniz nasıl buldunuz?

2. Nişantaşı'na gitmediyseniz eğer Nişantaşı deyince bu zamana kadar aklınıza neler geliyordu?


>Lee...

Yorumlar

  1. Maalesef böyle şeyler de olabiliyor :(
    Ama olsun, yapacak bir şey yok :)

    YanıtlaSil
  2. Nişantaşı'na 2 ay kadar önce gittim aslında geçmek zorunda kaldım oradan ve 2 saat kadar dolandım mecburen, şunu söyliyim sen az bile yazmışsın :D birde beni düşün o mağazalar arasında o kokoş şapşal, rüküş, parasıyla berbat giyinenler arasında en yazlık ve en free halimle 2 saat geçirdim :D artı birde başörtülüydüm gerçekten o kadar görgüsüz ve saygısıdılar ki anlatamam hele o korku filminden hortlamış makyajlarıyla kendilerini fashion ikonu sanan yaşlılar korkunçtular gerçekten asdfghjks

    YanıtlaSil
  3. Çok güldüm yazını okurken :D Nişan taşı deyince aklıma hep ünlülerin ve zenginlerin dolaştığı ve gereksiz pahalı bir yer gelmişti ve doğruymuş o bakımdan ama aklıma hiçbir zaman orada okul olduğu gelmemişti ve tabi ki o kadar dar ve pekte bir özelliği olmayan bir eyr olduğu da aklıma gelmemişti. Gezip görmüş kadar oldum :)
    Not: Of, o gay adam gibi kılıksız bir gayla karşılaşsam sokakta napardım bilmiyorum, pc başında bile afalladım resmen :S

    YanıtlaSil
  4. Harmony Halmeoni6 Eylül 2014 20:57

    lee abi o kız okulu dediğin eski nişantaşı kız lisesi olsa gerek, şu an orası karma bir okul olan nişantaşı nuri akın anadolu lisesi ki ben de orada okudum :D maçka parkının karşısında, itü hazırlığın yanında. sadece bir sene okudum (4 sene önce) ama sonuçta oranın bir öğrencisiydim.. ^^ ve okulun önü abaza değil canım-cicim modundaki sevgililerle doluydu, bu yanılgıyı bir düzelteyim. bir de herkes kaçmazdı, biz mesela bir kez kaçtık okuldan kızlarla o da bahar şenliği zamanıydı zaten, kaçmaktan sayılmaz bile. :P ama şunu söylemem lazım istanbula ilk kez gelmiş biri olarak o sene gerçekten de nişantaşı bana da uyduruk gelmişti! bir beşiktaş, beyoğlu değildi. city's içerik olarak bomboş gelmişti bana ve üst kattaki yiyecek-içecek her şey çok pahalıydı şimdi nasıldır bilmiyorum. biz oradan çıkıp bir cafede çay içmiştik, orası fiyat olarak normaldi. genelde yürüdük, gezmek sayılmazdı belki. benim de beklentim yüksekti, bu yüzden benim için sönük kaldı nişantaşı ama yine de farklı bir havası vardı. düşündüm de, şimdi olsa başka yerler dururken oraya gitmem :) yazı için ellerine sağlık, keyifle okudum

    YanıtlaSil
  5. Ben de Nişantaşı Nuri Akın da okudum doğru orası eski kıs okul ama yazıda bahsedilen kız okulu maçka akif tuncel kız teknik ve meslek lisesi'dir.Ve orada meydana gelen rezil olayları öğrenmek istemezsin ortada yanlış yazılan bir şey yok yani. :)

    YanıtlaSil
  6. Harmony Halmeoni7 Eylül 2014 15:28

    melise eğer bu yıl mezun olduysan sanırım seni tanıyorum ^^ anladım ben o okulu bilmiyordum öğrenmiş oldum o halde :/

    YanıtlaSil
  7. Kitaplar büyük kitapçılarda var. Yalnız 15 kitaplık bir seri :)

    YanıtlaSil
  8. Mantıklı bir düşünce aslında :)

    YanıtlaSil
  9. Emily iyi ız, sevimli kız ama inatçı kız :D

    YanıtlaSil
  10. sen kaçıncı kitaplara kadar okudun? ve türkçeye kaç tane kitabı çevrildi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …