Ana içeriğe atla

American Horror Story Coven | Güneyİn Cadıları İş Başında


Glee'nin pembe, pofuduk ve bende artık kusma isteği uyandıran dünyasını yaratan Ryan Murphy'i bilirsiniz? Hani kel kafalı, gay ve yaratıcı bir insan... İşte bu adam Glee'den önce Nip Tuck'ı yaratmıştı. Dizi bir harikaydı, tabi midesi kaldıranlar için... En son The New Normal isimli gay bir çiftin hayatını konu olan dizinin yapımcılığına oturdu ama dizi sezon sonunu göremeden iptal edildi. Neyse ki kablolu bir kanal olan FX'deki diğer bir yapımı tam gaz devam ediyor: American Horror Story... 

Klasikleşmiş Amerikan korku hikayelerini mükemmel bir sosla karıştırıp bize sunan dizimiz şu anda 3. sezonunda... İlk sezonunda perili ev konseptini işlemişlerdi. 2. sezonda ise kendimizi bir akıl hastanesinde bulduk. İlk sezon daha çok klişe korku öğeleriyle beslenen dizi (Amerika'da korku konseptinin ortaya çıkış nedeni olarak perili evler gösteriliyor), ikinci sezonu ile korkuyu iliklerimize kadar işledi. Dizi her sezon başka bir tema ile karşımıza çıkıyor. Ne de olsa kafa kesme, organ çıkarma, dudak dikme gibi unsurlar bu dizi için normal bir durum. Ve geldik 3. sezona...



3. sezonda "coven", yani "cadılar meclisi"ni konu alan dizide bu sefer Amerika'nın güneyine, New Orleans'a iniyoruz. İlk iki sezon hakkında yazmadım, çünkü etkilendiğim halde beni derin bir şekilde içine çeken bir tema olmadı (Çünkü korku konusu bana biraz uzak, fazla sevmem de) Ama bu sezon, işte bu sezon bir başka. Konuya devam edelim. Cadıların Amerika'da ortaya çıktığı Salem'de sevgili cadılar yakalanıp yakılmaya başlandığı zaman oradan kaçanlar kendilerini güneye atıyor. Burada cadılar meclisini ve cadılar konseyini kuran kişiler, geleneklerini yıllar boyunca sürdürmeye devam ediyor. Günümüzde ise kendilerini keşfeden genç cadılar soluğu ve meclis/yurt/okul karşımı yerde buluyor. Hem eğitimden geçiyorlar, günçlerinin farkına varıyorlar; hem de güvenlikleri sağlanmış oluyor. 

Bundan sonra madde madde devam edelim. Sıradan bir tanıtım yazısı yazmak hoşuma gitmiyor çünkü. Hem böyle de güzel bir diziye sıkıcı kaçar. Arada güzel noktalardan bahsedelim ki siz de gaza gelip başlayın.



     Jessica Lange gibi yaşayan bir efsanenin bu dizide yer alması büyük bir artı... Kadın oynamıyor, resmen yaşıyor. Hele bir sigara içisi var, of of... Shameless'taki Lip ile beraber en güzel sigara içen karakter. Dizideki adıyla Fiona, bu meclisin "yüce"si... Cadılar meclisinde güçleri diğerlerinden daha farklı olan biri oluyor her dönem. Bu kişi 7 büyük gücün içinde büyüdüğünü keşfettiği zaman o zamanki yüce, yeni yüceyi seçerek meclisteki diğer kişilere tanıtıyor. Fiona'nin yüce olma macerası ise biraz ilginç... Yani böyle bir ünvan olacak, tabi ki o ünvana sahip olan kişi Jessica Lange olmalı.. Feci taşaklı kadın, izlemeye doyamıyorum. Fiona sorumluluk sahibi bir yüce değil ama, daha çok narsist bir karakter. İşleri kızı yürüyor mecliste..


     Sol taraftaki zenci ablamız ise Vudu kraliçesi Marie Laveau... Amerika'nın güneyinde yaygın olan vudu gücüne sahip olan Marie'nin aynı Fiona gibi bir klanı var... Yüzyıllardır eşsiz gücü sayesinde yaşayan Marie, zamanında çok acılar yaşayan bir kadın. Fiona ile yaptıkları ateşkes sayesinde şehirde bir sınır çiziliyor. İki düşman taraf birbirine karışmadan yaşamaya devam ediyor. Ama ne zamana kadar? Bunu bilemeyiz, çünkü dizide neler oluyor neler.


     Sağ taraftaki efsanevi oyuncu Katy Bates ise Madame Delphine LaLauire rolünde... Bu karakter aslında gerçek hayattan alınma. Lütfen önce burayı ve burayı okuyun... Zencilere akıl almaz işkencelere etmesiyle tanına Delphine, dönemin en cani kadınlarından biri.. Genç kalmak uğruna çatı katına zincirlediğini kölelerin dalaklarını deşip onların kanını akıtarak kendine krem hazırlıyor, bu kremi de her gece yüzünü sürüyor. Bir gün küçük kızı verilen davete gelen zenci adamın tekiyle ilişkiye girince Delphine adamı yakalattırarak kafasına yeni kesilen bir boğaz kafası dikiyor. Akıl almaz bir kadın, inanılmaz vahşi biri ve zencilerden ölümüne nefret ediyor. Tabi bu olaylar 1800'lü yıllarda oluyor. Bir gün kapısını çalan zenci kadın kocasının onu aldatmasını engelleyecek bir iksire sahip olduğunu söyleyerek Delphine'i kandırıyor onu bayıltıyor. Verdiği iksir ölümsüzlük iksiriymiş. Delphine uyandığında kocasını ve 3 kızını asılı halde görüyor. İsyan eden zenciler ise o kadının önderliğinde Delphine'i bir tabuta koyarak canlı canlı gömüyorlar.


     Günümüze geldiğimiz zaman Delphine o tabuttan bir şekilde çıkıyor ve ona iksir veren kadın da yakınlarında bir yerde. Katy Bates'in diziye dahil olması böyle. Hafif Fransız aksanlı İngilizcesi inanılmaz yakışıyor, konuştukta daha çok konuş lütfen diyorum. 


     Bunlar da sevimli(!) cadı adaylarımız. Madison, filmlerden oynayan bir yıldız. Telekinezi gücüne sahip, tam bir şıllık. Arkasındaki Nan, insanların akıllarını okuyabiliyor, saf ve iyi niyetli bir kız. Onun arkasındaki ise Zoey. Kendisinin gücü biraz acayip. Kısacası sike sike öldürüyor asgfwgwfwcwc Şaka bir yana, ilişkiye girdiği kişiler ölüveriyor. Zaten bekareti gidecekken sevgilisinin ölmesiyle cadı olduğunu öğreniyor kendisi. En arkada yer alan ve benim de en The Big C'de izlemiş olduğum sevimli zenci kız ise Queenie. Kendisi canlı vudu bebeği. Mesela biri onu kızdırırsa o kişiye bakarak karnına bıçak sapladığında onu kızdıran kişinin karnı yarılıyor, acısını o çekiyor. Kısaca kendisine ne yaparsa yapsın bedelini karşısındaki ödüyor. 


     Bunlar dışında da harika karakterler var onlardan pek bahsetmek istemiyorum. Dizi de hiç mi erkek yok yahu diyenler için cevabım: Evet var. Ama sayıları fazla değil. 5 insanın organlarından oluşan Kyle var mesela ahaha...


     Dizide kullanılan müzikler bir harika. Konuşmalar ise bambaşka. Arada duyduğum Güney aksanına bayılıyorum. Özellikle Delphine, Marie ve Myrtle'ın konuşmalarının tadına doyum olmuyor. Müzik konusunda ise tepe noktam 2. sezondaki Dominique... Etkisi büyük olmuştu bende... 


     Birinci ve ikinci sezondaki kadar korku öğesi yok, içiniz rahat olabilir. Bu sezonda daha çok karakterlerin yapısına, gidişata önem verilmiş. Karakter analizi konusunda süper bir örnek bu dizi. Hele ki Fiona'nın hasta olduğu zamanki karakterinin iç yapısı resmen leziz.


     Özellikle ırkçılık konusunda aşmış bir dizi. En acımasız tabirleri söyleyebiliyor, işkenceleri gösterebiliyor. Zencilerin Amerika'da nereden nereye geldiğini bu dizi sayesinde görebilirsiniz. Delphine karakterinin yumuşup yumuşmayacağını merak ediyorum mesela ben.


     Cadılar hep ilgimi çektiği için belki de bu sezonu çok seviyorum. Ama öyle büyü konusunda pek etkili değil. Yani günün her saatinde büyü filan yapmıyorlar. Her bir karaktere tek tek dokunarak, bazen de geçmişe giderek yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını öğreniyoruz. 


İzlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. En son 9. bölümü yayınlandı, dizi yine 13 bölüm sunacak. 8 Ocak'a kadar ara veren diziyi hemen izlemeye başlarsanız güncele yetişebilirsiniz. Kesinlikle pişman olmayacaksınız çünkü, her yerinde kalite akıyor. 



     Bu dizinin en güzel yanı sizi sürekli şaşırtıyor. Bundan daha beteri de olamaz dediğiniz de karşınıza bambaşka bir şeyle çıkabiliyoruz. En olmayan yerlerde ha siktir diye haykırabiliyorsunuz. 

     Şunu da diyeyim. Bu dizi sayesinde siyahın ne kadar asil bir renk olduğunuz bir kez daha anladım aha. Siyah o kadar yakışıyor ki karakterlere... Resmen benim de siyahlara bürünesim var, çok iyi...

     Son olarak 4. sezonun temaları arasında vampirleri de gördüm, benim oyum onadır. Vampirleri bir de Ryan'ın gözünden görelim. Hem True Blood'ın da son sezonu, vampir konusunda The Vampire Diaries saçmalığına kalmak istemiyorum hiçbir şekilde.



American Horror Story Coven'ı izleyin, izlettirin... Korkunun akışına kapılın, kaliteli bir diziyle daha tanışmış olun... Diziyi buradan izleyebilirsiniz.

Yorumlar

  1. sonuna kadar haklısın bu kadar yeni olmana rağmen (bu arda yeni okuduğm için ne kadar süredir hayransın şuan bilemiyorum ) onları çok iyi anlatmışsın ama yenilerden bahsetmediğine göre şu an baya eskisin ama bence çok iyi anlatmışsın bana sorsalar ben bile bu kadar yazamam daha doğrusu böyle aktaramam saol <3

    YanıtlaSil
  2. bence çok ta güzel bir filmdi. 1 dakikası bile sıkıcı değildi kesinlikle! defalarca izlediğin halde tekrar izlesen seni tekrar güldürüp tekrar ağlatabilecek bir filmdi.

    YanıtlaSil
  3. İlknur'a katılıyorum.Yerden yere vurmuşsunuz filmi ama ben gibi müptelası çok bu filmin.Gerçekten çok eğlenceli ve 1 dakikası bile sıkmıyor insanı.

    YanıtlaSil
  4. 2014 hallerini de yazar mısın. çok güzel olmuş bayıldım. bende sistar'a bayılıyorum çook güzelll. twitter'da beni takip etse ölürümmm. 2014'te soyou yoktu ama diğerlerinde var onu açıklarsan sevinirim.

    YanıtlaSil
  5. Geri dönüş yaptıklarında yeni bir yazı yazmayı planlıyorum :)

    YanıtlaSil
  6. Hyorin'in mükemmel sesi... Bora'nın profesyonel dansçılığı, Soyou'nun güzelliği ve ses tınısı, Dasom'un tatlılığı ve masumiyeti her şeyi bitiriyor zaten. Ama 2014 yılında Dasom ve Soyou'yu birlikte göremiyorum :(( Lütfen yeni bir yazı daha yazın.

    YanıtlaSil
  7. Teşekkürler.. Fakat Facebook sayfanız pek etkin değil sanırım bu aralar :/ ama genelde çok etkin ^^ <3

    YanıtlaSil
  8. Bu dizi ilgimi cekiyordu uzun zamandir fakat korku temali olmasi biraz tirsmama sebep oluyordu:) lakin dizi hakkindaki yorumlarin ve bilgileri öyle guzel anlatmissin ki yeni bitirdigim romantik komedi dizisinden sonra direkt bu diziye basliyorum. Yazi icin ellerine saglik. Eski yazilarini okurken guncel yazilarini merakla bekliyorum artik:) .

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …