Ana içeriğe atla

Kış geliyor, sokakta yaşayan insanları unutmayalım!


Dünya üzerinde 4 mevsimi birden yaşayan ülkelerin sayısı fazla değil. Mesela Tayland kış nedir bilmeyen ülkelerden. Biz ise şanslı bir konumda yer alıyoruz. Her sene 4 mevsimi eskisi kadar olmasa da yaşayan bir ülke Türkiye. O yüzden etrafımızda "Bahar geldi, aşk mevsimi", "Oh be sonunda yaz. Yaşasın tatil", "Off, yine deodorant kullanmamış bu insanlar, ter kokuyor", "Sararan sonbahar yapraklarıyla fotoğraf çekilelim", "Kış gelse de battaniye altına girip filmler izlesek" gibisinden cümleleri bol bol duyarız. Hatta hararetleri tartışmalar bile yaşanabilir. Yaz mevsimine bok atanlar, kış geldiğinde götüm donuyor diyenler, baharın gelmesiyle psikolojikolarak depresyona girdiğini söyleyenler filan... Bu liste uzar gider. Kısacası mevsimler hayatımızı inanılmaz derecede etkileyebiliyor. Benim de öyle.

Bu seneye kadar ilkbahar ve yazı diğerlerine oranla daha çok seven bir insan olduğum halde, artık en sevdiğim iki mevsimin kış ve ilkbakar olduğunu düşünüyorum. Sonbaharda doğmuş bir insan olarak onu burada hiç anmamam da bir acayip ya, neyse! İlkbaharın o neşesi, canlılığı, aydınlığı ve parlaklığı çok hoşuma gittiği halde Mart ayının bir acayip soğukları, Nisan ayının abuk subuk yağmurları bazen bıkkınlık getirebiliyor. Mayıs ise en güzel ay, eminim birçok kişi de bu konuda benim gibi düşünüyordur.


Ama kış bambaşka, ciddi anlamda! Kış mevsimini seven tam sever, sevmeyen ise nefret eder. Ortası yoktur kışın. Serttir, ama aynı zamanda da yumuşaktır. Dünyadaki en güzel renk olan beyaz sarıp sarmalar herbir yanı, kendinizi sanki pamuk tarlasında gibi hissedersiniz. Acımasızdır, doğuktan dondurur, hasta eder. Ama battaniye altına sokup sıcak bir fincan çay keyfine denk gelir bu aımasızlığı. Her sabah işe gitmemek için bin türlü neden sayarız, ama dışarı çıktığımız zaman bütün bu olumsuz düşünceler kafamızdan silinir. Kısacası kış çilelidir, ama güzeldir.


Lahane bebek gibi kat kat kıyafet giymiyorum ama kalın pantolonlar, botlar, atkılar ve eldivenler hoşuma gidiyor. Mont, kaban olayını ise hala sevmiyorum. 


Pencere kenarına oturup yağan karı seyretmek çok klişe olsa da kışın yapılacak en güzel şeylerden biri. Yanında sıcak bir içecek ve kitap da çok iyi gider.


Her ne kadar kış mevsimini iyi bir şekilde geçirmemiz için nedenlerimiz olsa da, bazıları için bu aylar oldukça sıkıntılı ve kötü geçebiliyor. Radikal'de staj yaptığım zamanlarda özel bir haber bulmam gerekiyordu. Ocak ayında olduğumuz için ben de evsiz insanlarla ilgili bir haber yapmaya karar vermiştim. Bahçelievler'de bir spor salonunun evsiz insanlara açıldığını öğrendim, telefon edip oradaki görevliye geleceğimi belirttim. Spor salonuna vardığım zaman hayatımda görmediğim kadar evsiz insanı bir arada gördüm. Salon baştan aşağı küçük küçük köşelere bölünmüş, herkesin kendine ait bir yeri vardı. Orada günde 3 öğün yemek, uyumak için yatak, okumaları için kitap, seyretmeleri için televizyon, sağlık bakımı, yaşlılar için yaşlı bakımı gibi hizmetler veriliyordu. Bu çok güzel bir şeydi ama geçiciydi. İlkbahar geldiğinde ve güneş tekrar yüzünü gösterdiğinde oradaki insanlar sokaklara geri dönecekti.

Salonun görevlisi beni bir amcanın yanına götürmüştü. Haber için konuşmam, sorular sormam gerekiyordu. Konuştuğum amcanın adı Hikmet'ti ve hikayesi sarsıcıydı. Hikmet amcanın 4 tane çocuğu varmış. 4 çocuğunun ikisi okuyup üniversite bitirmiş, ikisi de lise mezunu. 2 erkek, 2 kız kardeş. Bu çocukların hepsi doğal olarak sağ ama hiçbiri babalarına bakmıyor. Adamı resmen sokağa atmışlar. Çocukları daha küçükken eşi vefat etmiş ve hayatını çocuklarına adamış. Yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş. Okuyup adam olmalarını istemiş, iyi bir hayat yaşamaları için çabalamış. Ama çocukları insan olamamışlar. Birinde gelini istememiş, diğer ikisi bakamam demiş, sonuncusu da telefonlara bile çıkmamış. Hikmet amcanın da bütün kapılar (hem de öz evlatları tarafında) suratında kapanınca kendini sokaklarda bulmuş. Çok iyi bir insandı, bu kadar olumsuzluğu rağmen gözlerinin içi gülüyordu. Ve onca şey yapmalarına rağmen evlatlarına kızmıyordu. Durumu ne kadar kötü olursa olsun "buna da şükür" diyordu. İnsanların kendi kanından olanlara karşı bile ne kadar zalim olabileceğini daha iyi anlamıştım. Hikmet Amca şimdi ne yapıyor bilmiyorum ama umarım iyi durumdadır ve başını sokacak bir yeri vardır. Aklıma geldikçe kendisine ve sokakta yaşamak zorunda kalan diğer insanlara dua ediyorum. Lütfen siz de dualarınızı esirgemeyin.


Kış yine kendini gösterirken sokaklarda yaşamak zorunda kalan insanlara yardım edelim. Vereceğim numaraları telefon numaralarımıza kaydedelim ve yollarda gördüğümüz zaman aramaktan kaçınmayalım. En fazla 5 dakikanızı alacak bir durum belki de bir insanın hayatını kurtarabilir. Türkiye'nin her yerinden Sosyal Hizmetler: 183 no'lu numarayı arayıp haber verebilirsiniz.

İSTANBUL

İstanbul Afet Koordinasyon Merkezi'ne, 0212 521 84 65
AKOM: 444 25 66 
İBB Beyaz Masa: 153 
Zabıta: 0 212 521 84 65

Büyükşehir Belediyesi: 0212 4551300

İZMİR
Güçsüzler Evi: 361 71 51 - 361 00 82 
İzmir Büyükşehir Belediyesi: 441 05 20 – 293 13 14

KOCAELİ
ATİAD Toplum Merkezi (0262) 332 36 66 

BURSA
Bursa Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü (0224) 220 38 30 
Barınma Evi (0224) 442 90 08 


ESKİŞEHİR
İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü: 0 222 217 46 05-06 
Toplum Merkezi: 0222 226 34 16 - 19 


TRABZON
Trabzon Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü: (0462) 230 19 74 



Yaşadığınız şehirde bu konuyla ilgilenen yerlerin telefon numaralarını biliyorsanız lütfen yazın, ben de güncelleyeyim. Unutmayalım, unutturmayalım; haber verelim. 


>Lee...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …