Ana içeriğe atla

Sen Şöylesin, Sen Böylesin Diyerek Geçen Hayatlar...


Hayatta yaşadığımız süre boyunca hep etrafımızda insanların düşüncelerini duyduk. Akıllarından neler geçtiğini tam olarak bilemesek de dillerine geleni rahatça söylemelerine şahit olduk. En yakın arkadaşımız bizi sırtımızdan vurdu, ailemiz bile bazen hakkımızda kötü yorumlarda bulundu. Hiç tanımadığımız birinin iltifatına şaşırdık, yine hiç tanımadığımız birinin tacizine maruz kaldık. Hayatımız hep gel-gitlere sahne oldu, biz ise başrol olarak kendimizi hep ortasında bulduk.

Daha küçücük bir çocukken ilk kez küfür yedik. Çocuk aklımızda ne anlama geldiğini bilmediğimiz o "kaka" sözleri dilimize pelesenk ettik. Ailemizden azar işittik, söylenmemesi gereken şeyleri daha küçücükken söylemeye başladık. Kötülük, nefret tohumları "çevremiz" sayesinde bizi erkende keşfetti.

Okulda taşkınlık yapıldığı zamanlarda birden sinirle normalde denmeyecek şeyler söylendi. Dersleri iyi olmayana gerizekalı, sınıfın haylazına serseri, alay etmek için top, oğlan gibi sözler ağzımızdan bir anda çıkıverdi. Silgiyi alan kıza kaşar, tahtaya isminizi yazan sınıf başkanına orospu/orospu çocuğu, öğretmenin sorularını cevaplayana her boku bilen, engelli çocuğa moron... Ortaokul, lise sıraları en acımasız sözlerin, dalgaların şahidi oldu yıllarca... Ne için dendi bu sözler? Neden söylendi? Bir hiç uğruna ağızdan çıktı. 2 saniyelik aptal bir gülücük için insanların yıllarca unutamayacağı o adi sözlerin söylenmesi ne kattı? Koca bir hiç.

Sonra biz büyüdük ve dünya acımasızlığını biraz kenara bıraktı. Üniversiteye başladık, etrafımızda belli bir seviyeden gelen insanlar olduğu için lise yıllarındaki acımasızlıklar karşımıza çıkmadı. Başkalarına baskı kurulmadı, hakaretler edilmedi yok yere. Ama bu sefer de işin içine siyaset girdi. Ucuz siyasetin alasını belleyen kitleler topluca hakaret ettiler, küfürler savurdular. Onlara bakanlar ise sadece kendilerinin duyacakları şekilde hakaret ve küfür yolunu seçtiler.


İlk kez tanışılan insan hakkında saatlerce dedikodu yapıldı, siz de duydunuz. Belki de bu dedikoduyu yapan sizdiniz. İnsanların fiziksel görünüşleriyle dalga geçildi, siz tanık oldunuz. Belki de dalga geçenlerden biri de sizdiniz. İnsanların milletiyle, inanışıyla, değerleriyle, arkadaşlarıyla, yapısıyla, düşünceleriyle, ailesiyle ilgili hunharca bir yıkım projesi yapıldı. Belki de bu projeyi başlatan sizdiniz. 

İnsanları oldukları gibi kabul etmediler; değiştirmeye çalıştılar. Özelliklerini yok saydılar, yerine kendi doğrularını getirmeye çalıştılar. Gencecik çocukları intihara sürüklediler, hasta ettiler. Dil yarasına maruz kalan kişilerin yaşadığı psikolojik ve manevi çöküş yıllarca insanın içinden çıkmadı.

Hiç düşünmeden, duraklamadan devam ettiler konuşmaya. Çirkin, adi, suratsız, mendebur, embesil, angut, mal, gerizekalı, adi, şerefsiz, ezik, asosyal, böcek, pislik, çamur, tipsiz, kaşar, kaltak, sürtük, götveren, bok gibi "ağır" kelimeleri kolay ve bir o kadar da "hafif" bir şekilde zehirli dillerinden çıkardılar.

İnsanlara bok çuvalı gibi davrandılar. Yüzlerine gülen insanlara mahkeme suratlarını gösterdiler. Hoşlaşmadığı insanın nesini sevmediğini bile düşünmeden siktiri çektiler. Bir insanı kırmanın ne demek olduğunu hiçbir zaman bilmediler. Ne gördülerse onu gösterdiler.

Akrabalar, kardeşler birbirine düşman oldu. Sudan sebeplerle küstüler, birbirlerinin yüzüne bakmadılar. İş öldürmeye, kan akıtmaya kadar geldi. İnsan nefretiyle büyümez, aksine ufalır. Bunu koskaca, yaşını başını almış insanların bile hayatlarında uygulamadığını görmek ne kadar kötü.

Bir kalp kırıldı mı asla eskisi gibi olmaz sözünü hiç duymayan insanlarla çevriliyiz. Etrafımızda mükemmel insanlar da var ama onların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Her kesimden insanı anlama yoluns gitsek belki de bunların hiçbirisi yaşanmayacaktı. Yakın arkadaşlarınız, tanıdıklarınız, aileniz, akrabalarınız, iş arkadaşlarınız arasında da böyle kişiler vardır. Olduğu gibi sevmek fiilini kalbimize yerleştirmemiz gerekirken onun yerine ışık hızında soğuma ve nefrete dönüşme olayını benimsedi bu dünya.


Dünya gittikçe kötü bir yer oluyor ve bunun baş sorumlusu insanlar. Bazen sadece konuşabilen hayvanlar olduğumuzu düşünüyorum. Yukarıda yazdıklarımı ben de yaptım. Evet, yaptım ama en azından ben kendimi sorguluyorum. Pişmanlıklar arasında gidip geliyorum, keşke bir zaman makinesi olsa diye düşünüyorum. İletişimi kestiğim insanlara bile bazen ulaşmaya çalışıyorum. Sinirim, kinim fazla bir zaman geçmeden uçup gidiyor. Geriye pişmanlıklarım kalıyor. Karşı taraftan böyle bir şey görmediğim zaman ise üzülüyorum. Kızmıyorum, çünkü her insanın farklı olduğunu biliyorum. Ama bildiğim bir şey varsa o da bana bir adım gelene bir iki adım gelirim.

Ağzımızdan güzel cümleler çıksın. Herkes içindeki nefreti nasıl yok edebileceğini birazcık da olsa düşünürse dünya çok daha güzel yer olacaktır. Etrafınızdaki küçük şeylerden mutlu olun, bunun etkisi inanın çok büyük oluyor. Pişmanlıklar, düşmanlıklar bir yere kadar. Hepimiz yerin altına gömüleceğiz ve orada dünyada yaptıklarımızın hiçbir önemi kalmayacak. Yolculuğa iyi bir şekilde çıkalım. Çünkü o yolculuk sonsuza kadar sürecek...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …