Ana içeriğe atla

Metropol Günlüğü 3 yaşında... [Sürpriz bile var!]


Yine blogumun kutlama yazısı ile karşınızdayım. Bu sefer bir gün gecikmeyle yazıyorum, dün biraz benim için yoğun geçti, bu yüzden yazamadım. 3 Mayıs blogum Metropol Günlüğü'nün doğum günü. 2010 yılında bu blogu ilk açtığım zaman Blogger'la ilgili pek bir bilgiye sahip değildim. Abur cuburumu, içeceklerimi yanıma alıp gece 12'de bilgisayarın başına oturmuş ve araştırmaya başlamıştım. Sabah hava aydınlığında deneme yanıma yönteminin suyunu çıkarmış ve bilgi ile dolmuştum. O zamandan bu zamana da Blogger ortamında bir sürü uygulama, tema, banner denedim, blogun şeklini şemalini iyice yerine oturtmaya çalıştım. Şimdi de son halini görüyorsunuz.

Tabi en büyük değişim isminde oldu. Eskiden www.metropolgunlugu.blogspot.com olan bu adres, daha kısalarak metropolgunluguı.com a dönüştü. Geç bile kalmıştım aslında, çoktan blogumu kendi alan adına geçirmeliydim. Böyle daha da sahiplendim, daha da "benim" oldu. Bunları hissettiğimi söyleyebilirim. Tavsiyem kesinlikle siz de domain alın. Yılda sadece 18 Lira ödüyorsunuz ve Google'a gidiyor bu para. Yani Google güvencesi altında olmaya devam ediyoruz. En fazla 5 dakikanızı alıyor, sonra da kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Ben çok memnunum.




3 yıldır burada iyi kötü zamanlar geçirdim, binlerce yazı okudum, 273 tane yazdı yazdım. En büyük isteğim insanların beni okuyarak çeşitli duygular hissetmesini sağlamaktı. Bunu da yapılan yorumlar, aldığım mailler ve mesajlar sayesinde başardım, Kısacası çok mutluyum. Bunun yanında blogum sayesinde çeşitli projelere girdim, burayı bir nevi iş dosyası olarak kullandım filan. Hatta ilk işimi bulmama da yardımcı oldu MP. Benim CV'mde blogumun linki yer alıyor. İş görüşmesi için telefon edilip gittiğimde aranmamdaki en büyük sebebim bloguma yazdığım yazılar olduğu söylenmişti. Bir gazeteci için doğal bir durum, sonuçta ilk olarak yazılarıma, kalemime bakıyorlar. Havalara uçmuştum. Son işim için de blogumu yardımı dokundu, ayrıca yazılar yolladığım 2 dergi ile de anlaşırken blogumdan çıktılar alıp gitmiştim. Hep bunlar olumlu noktalar, iyi ki blog açmışım dediğim noktalar. Herkese de blog açmayı tavsiye ediyorum. Blog bir dönüm noktası bence, yazmak cidden inanılmaz eğlenceli. Aynı şekilde okumak da öyle... Harika bloglar keşfettim, güne onlarla başlıyorum artık. Yeni yazı yazdıklarında çok mutlu oluyorum, beni farklı dünyalara götürüyorlar. Bu yüzden sağ tarafta izlemiş olduğum bütün bloglara çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki yazıyorsunuz. 

Üç sene dolmadan blogum yarım milyon ziyaretçiyi geçti. Bu harika bir şey, çünkü okunduğunuzu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Daha yazma aşkı geliyor insana. Şu anda blogumun ziyaretçi sayısı 521.203 - Bir milyonu görmek umuduyola diyelim... 

Ben burada yazmaya devam edeceğim. Umarım siz de okumaya devam edersiniz. Keyifli zamanlar geçirelim, nefrete kulağımızı tıkayalım, görmeyelim. Hayat bize hep güzellikler göstersin, karşımıza her şeyin en iyisini çıkarsın. Yegane dileğim budur.


***

Blogun 3. yaşına girmesi sebebiyle kütüphanemden sizin için rastgele 6 kitap seçtim. Artık odama sığmıyor kitaplar, kitaplığım ağzına kadar dolu. Ben de okuduğum ve beğendiğim altı kitabı sizin için sunuyorum. Herkese hitap edecek kitaplar seçmeye dikkat ettim. İçlerinden en çok hangisini istiyorsunuz onu belirterek aşağıya yorum yaparsanız enfes olur. (Yorum yaparken lütfen gerçek mail adreslerinizden birini yazın. İletişimi oradan sağlayacağız çünkü, mail atacağım)

Zorunlu olmamakla beraber eğer blogumu seviyorsanız sağ üst köşedeki "İzleyecilerr" kısmında blogumu takip edebilirsiniz. Takip ettiğiniz linki yoruma eklediğinizde +1 çekiliş hakkı vereceğim hemen.

Bir de Facebook profilinizde veya sayfanızda herkese açık şekilde (ben de tıklayıp görebilmeliyim saymam için), Twitter profilinizde bu yazının linkini ekleyerek duyurursanız yine +1 çekiliş hakkında sahip olacaksınız. (İki yerden de paylaşanlar +2 hakka sahip olacak yani)

Kitaplarla ilgili notlara, konularına Google'dan bakabilirsiniz :)

Kitaplar:

İhanet Noktası - Dan Brown
Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout
İnsan Ne İle Yaşar? - Lev Tolstoy
Mucize Tatlı - Giuseppina Torregrossa
Fikret ile Nedret / Ölü Bir Kadının Notları - Güzide Sabri
Kaderin Kızları - Sujatha Hampton

Kitap hediye etmeyi seviyorum. Hoşuma giden kitapları başkalarıyla paylaşmak hoşuma gidiyor. Kitaplar candır. Eğer siz de kitap okumayı seviyorsanız eminim bu kitapları oldukça beğeneceksiniz. Yapacağınız tek şey paylaşıp bu yazının altına yorum yapmak.

2 hafta verelim bu çekiliş için, 18 Mayıs Cumartesi günü akşam saatlerinde kazanan kişileri açıklayacağım. 

Metropol Günlüğü'nün 3. yaşı kutlu olsun, kitap çekilişi de başlasın. Bana iyi kutlamalar, size iyi şanslar!

***
Çekiliş Sonucu:

Bir gün gecikmeli olarak kazanan kişiyi açıklıyorum. Öncelikle katılan herkese çok teşekkür ederim, kitap ödülünü kazanan kişiyi Random.org sayesinde belirledim.


Sevgili Efe Kızı kitap ödülünün sahibi oldu. En kısa zamanda iletişim haline geçip kitabını kargoya vereceğim. Tebrik ediyorum :)



Son olarak çok eğlenceli ve akıcı bir hikaye okumak isterseniz yukarıdaki linke tıklayabilirsiniz. İçinde Kore var, müzik var, romantizm var, komedi var. Beğeneceğinizi düşünüyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…