Ana içeriğe atla

Bu dizilerin tadı kaçtı

 

Hepiniz birçok dizi izliyoruz, gerçek hayattan kopup başka dünyaları yelken açıyoruz. Kendimizi kaptırdığımız dizi dünyaları inanılmaz eğlenceli. Ama bazen de sıkıntılar meydana geliyor. Bunlardan en önemli olanı sevdiğimiz bir dizinin iptal edilmesi. Ne boktan bir durum olduğunu iyi biliyorum. Benim "oldukça severek" izlediğim diziler iptal edilmedi ama bazı güzel dizilerimi adi kanallar reyting kaygısı yüzünden çat diye kesti. Son zamanlarda da en bayıldığım komedi dizilerinden biri olan Happy Endings iptal edilebilirmiş. Eğer edilirse direkt siyahlar giyip yas tutacağım. Bu kadar kaliteli bir dizinin kıymetini bilmeyen Amerikalılara sövüyorum. Espriler onlara iki beden büyük geldi sanırım.

Size de aynı durum oluyor mu bilmiyorum ama ilk başladığımızda keyif aldığımız bazı diziler ileriki sezonlarda işi bozmaya, cozutmaya başlıyor. "Bu dizi böyle değildi, ilk sezonu halbuki ne kadar güzeldi" sorusu kafamızda canlanıyor. Son zamanlarda birkaç dizi hakkında iyiden iyiye bu duyguyu hissettiğim için böyle bir yazı yazmak istedim. Benim için asidi kaçan, eski tadı vermeyen diziler hakkında iki kelam edeceğim. Hem bitmiş olan, hem de devam eden diziler var listemde.

Glee: Günden güne daha kötüye

En büyük hayal kırıklığım bu dizi hakkında. Daha önce pek denenmemiş bir türü denediler, karakterleri ile cesur oldular, bazen gökkuşağını gördük Glee'de ama artık yeter! En son izlediğim 4x15'te hayatım boyunca basmadığım kadar ileri tuşuna bastım. Dizi 43 dakikaydı ama ben neredeyse 15 dakikada bitirdim. Düşünün işte nasıl sıkıcı bir bölümdü. Aslında sadece bu bölüm de değil, komple 4. sezon, hatta 3. sezon da sıkıcıydı. İlk sezon mükemmeldi, harika bölümler izlemiştim. Her hafta Glee'yi iple çekiyordum. Ama şu anda bitse de gitsek moduna döndüm. Fox kanalı hikayeyi komple New York'a taşımak istiyormuş. Çok doğru bir karar bence. Ama kel kafalı Ryan bunu istemyormuş, halt etsin! Ohio'dan kurtulsak diyorum artık, eski karakterlerin olmamış klonlarını izlemek zorunda mıyız? Değiliz. Bu yüzden Ryan ya şu diziyi New York'a taşı, ya da bitir. Her yeni bölümde hayal kırıklığına uğramaktan bıktım. Heroes ile beraber en hiç edilen diziler listesine tepeden giriş yapabilir Glee. Çok yazık oldu.

Heroes: Dibe düşen kahramanlar

Lost'u sevmeyen bir insan olarak (Evet cidden sevmiyorum, onu bu listeye bile almayacağım) Heroes bana alternatif olarak en iyi dizi gibi gözükmüştü. Aslından gerçekten de öyleydi, o zamanlar iki dizi ölümüne karşılaştırılıyordu. Ben her zaman kahramanları seçtim, çünkü konu tam sevdiğim tipteydi. Süper sezonlar izledik, "Ponpon kızı kurtar, dünyayı kurtar" dedik. Sylar en bomba kötü karakterlerden biri oldu, Hayden'dan bayağı bayağı nefret ettik filan. Bir Hiro ve adını hatırlamadığım, şu fotoğraftaki makineler üzerinde gücü olan çocuk favorilerim arasına çoktan girmişti bile. Ama bozdu, öyle böyle değil çok bozdu. Lost kadar olmasa bile bozdu (Söz daha fazla bozdu yazmayacağım aha) Bölümler acayipleşti, karakterler sapıttı, değişimler tutmadı. Biz seyredenler olarak tek tek Heroes ağacını terk eden yapraklara dönüştük. Benim inancım vardı. İptal edilene kadar izledim, devam etse yine izlerdim. Çünkü dediğim gibi konusunu seviyordum. En tepede olan bir dizinin bu derece düşmesi için özel bir başarı gerektirir. Senaryo ekibine buradan selamlarımı(!) yolluyorum.

How I Met Your Mother: Komedi olarak başladı, şimdi ne idüğü belirsiz

Süper bir şekilde hayatıma girmişti bu dizi… İlk bölümler benim için legen -wait fot it– dary tadındaydı resmen. Her bölüm ayrı ayrı keyif alıyor, mutluluktan uçuyordum. Amerikan dizilerindeki ana karakterlerin silik, yan karakterlerin orijinal olma durumu bu dizi için de geçerliydi. En az sevdiğim karakter tahmin ettiğiniz gibi Ted. Lily ve Marshall harika bir çiftti, Robin ve şarkıları bombastikti. Hala alışveriş merkezine gitme temalı şarkısını dinler, klibini izleyip gülmekten ölürüm. Barney ise nevi şahsına münhasır bir karakterdi. Sezonlar ilerledikçe kalite azaldı, komedi dizisi olmasına rağmen işin içine iyiden iyiye romantizm ve duygusallık koymaya başladı. Bu beni ilk zamanlar biraz üzdü ama her geçen bölüm daha da artınca yavaş yavaş uzaklaşmaya başladım. Espriler silikleşti, orijinalliğini kaybetti. Güzelim konuyu iç ettiler ve ben de daha dayanamayıp 6. sezonun finalinde bu diziye noktayı koydum. O günden bu yana hiç izlemedim, hiç yüzüne bakmadım. Hiçbir şekilde de pişman değilim, gram aramıyorum bu diziyi. En azından nefret etmeden bırakabildim, devam etseydin kesinlikle nefret ederdim. Hala devam ediyor, 9. sezon son sezonu olacakmış. Umurumda değil.

Smallville: Sanki 100 yıl sürdü

Bu diziyi inanın 10 sezon nasıl seyrettim bilmiyorum. CW biraz daha devam etseydi torumlarım da güncel olarak takip edebilecekti. Superman hikayesini bu denli cıvıklaştıran, romantizmin bu kadar içine eden başka bir süper kahraman dizisi yoktur sanırım. Lana Lang karakteri bana tırnaklarımı yedirtiyordu, o kızdan o denli nefret ettiğim için yeni dizisine bakmadım bile. Fotoğrafta en arka solda gördüğünüz karakter normalde Superman çizgi romanında yok. Adı Chloe ve kendisi harika biri. Sırf o karakter için bitirdim diziyi. Dizi 10 sezon sürdüğü için bir dolu çatlaklar yaşadı. Yan karakterlerden biri olan Chloe ise bu süre zarfında 2. ana karaktere kadar yükseldi. Durum bundan ibaret. Başlayın der miyim size? Hayır, açıkçası başlamanızı istemem. Çünkü bir süre sonra insanı baysa bile bıraktırmıyor kendinden Smallville.

Chuck: 5 sezonun 4'ü aynı

Bir ajan-komedi dizisi olarak eğlenceyi ön plana çıkaran bir diziydi Chuck. Ufacık bir e-mail Chuck'ın hayatını tamamen değiştirmişti. Sarah ve Casey'nin hayatına girmesiyle beraber Chuck daha önce hayal bile edemeyeceği olayların ortasında buldu kendini. Konu keyifliydi, karakterler eğlenceliydi. Her ne kadar Buy More'da çalışan o iki mankafa beni sinir etse de bunun dışında bir sorunum yoktu. Sonraki sezonlarda senarist ekibi büyük ihtimalle konu sıkıntısı çektiler. Chuck'ın kaybolan babası, anası, dıdısı, her bir şeysi diziye dahil oldu. Yine bir tane hayali kötü güç olarak Rus karakter yaratıldı, klişe sahneler dizinin üstüne basıp çiğnemeye başladı. Her sezon sonunda iptal edileceği konuşulan Chuck'ın sosyal medyada inanılmaz güçlü bir fan kitlesi vardı. Onlar sayesinde uzatmaları aldıkça aldı, bize daha da kötü bölümler gösterdi. Sonunda NBC dizinin pimini çekti, ben de diziye bu sayede nokta koydum. Son sezonda özellikle ileri tuşuna basıp basıp durdum. Ben bunu yapıyorsun ciddi anlamda sıkılmışım demektir. Chuck için aynı şeyleri hissetmek istemezdim ama çorba edenler onlardı. Bizim bir suçumuz yok.

***

Benim aklıma şimdilik bunlar geldi. Kısacası Top 5'im böyle. Eminim sizin de ilk zamanlar çok sevdiğiniz, daha sonraları ise içinizi bayan, sıkan diziler olmuştur. Sizin dizileriniz hangisi? Son olarak bu diziler arasında Glee hariç hiçbirini size tavsiye etmiyorum. Glee'de şarkılar var en azından, oradan kurtarıyorlar. Hiçbiri kötü dizi değil, sadece ileride sizi iyi bir yolun bekleemdiğini belirtmek istiyorum. Bu durumu yaşayıp hayal kırıklığına uğramak istemezsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …