Ana içeriğe atla

Türkiye’deki ünlüler hakkında birkaç cümle –1-

Bu yazı dizisinin şarkısı budur. Dinlemeyen kalmasın.

“Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” Aranızda bu meşhur sözü duymayan kalmamıştır. Ünlü olmanın, şöhretin dayanılmaz çekiciliği ilk başta göze cazip gelebilir. Bir kere şöhret kapısı sizin için açılrsa bunun geri dönüşü olmaz. Ya batarsınız, ya unutulursunuz, ya da tepeye doğru hızlı adımlarla ilerlersiniz. Batmanıza yapmış olduğunuz salaklıklar neden olur. Kaliteli işler yaparsanız unutulma ihtimaliniz artar, maalesef bizim ülkede durum böyle. Eğer çirkeflik yapıp magazin sütunlarına boy boy malzeme verip kişiliğinizi ve karakterinizi şeytana satarsanız hızla tepeye doğru ilerlersiniz. Türkiye’de genelde 3. seçeneği yapıyor ünlüler. Bu sayede birinci sınıf ünlü olacaklarını düşünüyorlar, fakat burada bir yanılma söz konusu. Görünürde tepede olsalar bile çirkef ünlüler sıradan halkın gözünde çöp poşeti gibi. Bu sabah otobüste düşündüm. Acaba ben ünlü olsaydım nasıl bir ünlü olurdum? Binlerce şöhretin arasında kim benim düşüncelerimi ve karakterimi tam olarak karşılıyor? Düşünmem biraz uzun sürdü, çünkü aklıma gelen isimlerin neredeyse hepsini sansasyonel birer olayı var. Yazarları düşüncelerim arasına almadım, yoksa bu iş zevkli olmazdı. Onlardan birini seçer ve normal hayatıma geri dönerdim. Ben normal biri değilim zaten, o yüzden uzun yolu tercih ettim. Şimdi de bu uzun serüvende yol arkadaşı olarak yanıma sizi alıyorum. Ünlüler aleminde bir, iki cümleyle dalmaya ne dersiniz?

Nedense ilk aklıma Doğuş geldi. Daha önceleri yurtta kaldığı ve kötü koşullarda büyüdüğü için sempati besliyordum. Ama amiyane tabirle ekmek aslanın ağzında olduğu için kendisi yaprağa sarıldı, almadı çareyi Pitbull’dan aşırmakta bulundu. Gözümde eski değeri hiç kalmadı, aklım ise sadece Günah Pazarı isimli şarkısı var.

Ondan sonra Hilal Cebeci’ye atladım. Bir şarkı yarışmasında jüri koltuğunda Türkiye’nin en itici insanı olan Yeşim Salkım’ın iftiralarına ve hakaretlerine dayanmaya çalışıyordu kızcağız. Müzik programı olmasına rağmen konu çıplak fotoğraflardı. Hilal’e o zaman sempati duymuştum, Yeşim’e ise köşeli döşemelerde bulunmuştum. Daha sonra kızımız kapandığını ve umreye gittiğini anlattı. Samimi bulmadım, çünkü yapmacık duruyordu. İnsanların yüzlerini iyi analiz edebiliyorum. Zaten en son panpiş olaral birden anadan üryana dönüp herkesin ağzını açık bıraktı. Twitter denilen 140 karakterler yer insanı çırılçıplak bile yapabiliyormuş. Bu yüzden gözümdeki sempati yerin yedi kat dibine indi hızlıca. Yok ben almayayım, alana mani olmayayım.

Düşünceler havuzundaki oltama bu sefer Saba Tümer takılmıştı. Sadece kahkaha atarak ünlü olmanın yolunu kitap haline getirse yeminle çıktığı 500.000 satar. Sahi bacım, (Kadırgalı Aysel moduna girilsin) nedir bu işin sırrı? Fırıncı küreği gibi dilini gösterip 32 diş gülerek nasıl paraları cukka edebiliyorsun? Hem sen Los Angeles’a gitmiyor muydun? Orada Cameron Diaz ile hepi topu 5 dakikalık röportaj yapıp 5 hafta Show TV’de VTR’lerin dönmedi mi? Nedir amacın anlayalım. Show TV de kesin bu karı yüzünden battı.

Seda, ah Seda. Sen ki en baba kanallarda “Ben de halkım ayol, sizdenim” tarzında programlar yap, sonra ROK ile aynı kanala düş. Yaşlı Esra Ceyhan oldun yeminle, ne olacak bu halin? Ben halkım dediğin halde oğluna 3 Milyon dolarlık araba almayı biliyorsun? Halkın her kesimi keşke senin gibi olsa. Kendimi Seda Sayan’ın da yerinde düşünemiyorum. O kadar para var gram kafada ilerleme, bilgi yok.

İbrahim Tatlıses hiç olamam. Her an kafama keleşle sıkacaklar diye düşünüp durursam paranoyak olur çıkarım. Mağarada doğmak da hiç ilginç bir durum değil. İnsanlar nerelerde doğuyor ama onların milyon dolarları olmuyor.

Nihat Doğan olursam basın sürekli bana grup seksle ilgili soru sorar, ben de Ekşi Sözlük’ü nasıl kapattıracağım hakkındali zırvalamaları yazarak kendimi elaleme daha da rezil kepaze ederim. Ayrıca ben ND olsaydım o iş için yanıma İzzet Yıldızhan’ı mı alırdım yahu? Onu gören kişi aldığı parayı atıp geri kaçar. Adamın kaç karısı, kaç çocuğu var o bile belli değil.

Esra Ceyhan’ı düşündüğümde kıs kıs gülmeye başladım. Bütün yaptığı programlar –Aslında hepsi aynı, A’dan Z’ye zırvası işte- teker teker iptal ediliyor, kadın Kanal D gibi yerden Kanal 7’ye kadar düştü. En son bu kanaldaki programın da iptal edildiği açıklandı bugün. Benim içimin yağları eridi, sen misin zavallı adamın ölmüş kedisiyle ilgili kahkahalar atan? Allah’ın sopası yok işte. Flash TV’ye kadar düş, gün boyu halay çekip İsmail Türüt gibi terle…

Esra & Ceyda, nam-ı diğer Ciciş Kardeşler olmayı kim ister bilmiyorum. Zekiyken para kazanmak için salak rolünü oynamak ne kadar acı değil mi? Bunu oturup onlar ve bir türlü kapatamadıkları genital bölgeleri düşünsün.

Serdar Ortaç gibi olursan bütün eski Sovyet ülkeleri ve İrlanda’yı karış karış gezip yaşı maksimum 23 olan kızlar bularak onları maaşlı + SSK’lı + yemekli + yollu işçiler olarak çalıştırmak zorunda kalırdım. Hafta sonu dergisine röportaj verip evinin kapılarını açmış Ortaç ve sevgilisi. Birbirlerine aşkla bağlıymışlar, aşkla bakıyorlarmış. Allah aşkına şu fotoğrafa iyi bakın, kızın yüzüü dikkatlice inceleyin. İşte aşkla bakma karşınızda!

Ivana Sert olmaya hiç gerek yok. Aslında bu ülkede o Türkçe ile bu konuda sunuculuk yaptırdı Show Tv, bak yine bu kanal! Batmasının nedenleri belli işte, diyorum ama dinletemiyorum. Ayrıca bu kadın adını kullanarak sözde yazdığı kitabın yarısının aynı yayınevinden çıkan başka bir kitaptan aşırmış aha. Beni bir gülme tuttu şu anda, soldan solda hızlı kahkalar geliyor. Ben böyle rezillik görmedim. Üzgünüm Ivana ama bizimla deyılsın, hiçbir zaman da olamayacaksın. Ivana olsaydım don giymeden o moda programına çıkmak zorunda kalacaktım, RTÜK herhalde beni Ardahan’a kadar kovalardı.

Teoman olmak isterdim ama alkol sorunu ve ani evlilik kararı bana biraz ters. Sürekli ağzımı yaya yaya konuşmak istemiyorum ama belki de o şarkılar ayık kafayla yazılmıyordur. Teoman candır, çantada dursun.

Magazin gazetecileri aklıma geldiğinde Esin Övet ışıl ışıl gözlerle Habertürk sayfalarından bana bakıyordu. Siz Uyurken köşesi için her yazıda bir şeyler sıkmak, Cihangir’i öve öve bitirememek, Sezek Aksu’ya delicesine tapmak, “bir yazı yazdım herkes tepsi gösterdi, gelen maillerin sayısına inananamazsınız” diyerek bu kafada yaşadığına kendini inandırmak ve Cumartesi gecesi Gangnam Style dansı yerine Kahtalı Mıçı’nın bıyıkları gibi bir şey sergilemek zorunda kalacağıma magmanın en koyu yerinde güneşlenirim daha iyi. Ama ablanın özgüven ve egosuna hastayım. Habertük bunların programı yerine sineklerin çiftleşmesiyle ilgili bir belgesel yayınlasa daha çok izlenir.

Ovvv lanet! Nagehan Alçı’yı asla unutamam. Akşam Gazetesi’nde hafif muhalif tarzıyla bir anda dikkatleri kendisine çeken Junior Nazlı, daha sonra desibelinin Sharapova’dan bile güçlü olduğunu gösterdi bize. Her hafta bağırıyor efendim, durduramıyoruz! Ona göre Kayserili teyzelerin bir kaşığa o kadar çok mantı koymasının sebebi bile Ergenekon! Kadın her şeyi balyoz ve Ergenekon’a bağlayabiliyor, kördüğüm dedikleri bu olsa gerek. Her şeyi geçtim, ben Nagehan olsam kocam Rasim Ozan Kütahyalı olacak ulan! Allah’ım ne günah yazdın diye her gece yatmadan dua eder sonra da ROK’la kavga ederek evdeki bütün camı çerçeveyi yere indirirdim. Ben şahsen bu ikilinin evinde gerçek boyutlarda RTE maketi olduğuna inanıyorum.

Akasya Durağı’nda ilk başlarda oynuyordu, sonra hatasını anlayıp diziden çıktı. Kimden mi bahsediyorum, tabi ki de Melek Baykal! Ferhunde Hanımlar’ın deli Nermin’i, Cennet Mahallesi’ne katlanma sebebim. Ben bu kadına hayrandım, Amerika’dan araklanmış bir program sunuyor olsa da altından başarıyla kalktığını düşünüyorum. Ayrıca o programdaki Azize tiplemesi mükemmel, hayran olunası! Bir de sarı bir kız vardı yanımda, bayağı bir çirkeflik yapıyordu ama zehir gibiydi. O kızı da çok seviyorum ben, pat pat ağzına geleni diyordu.

Ece Vahapoğlu olmak için ne gibi günah işlemem gerekiyor bilmiyorum ama Allah oldurmasın. Takvim Gazetesi bana tekmeyi bastığında Ece gibi soğuk davranamam ben, oturup “Ben nerde yanlış yaptım?” diye hömkürürüm. 5 dil bildiğimi söyleyip Okan’da rezil olamam, evimin bahçesiyle ilgili 10.000 değişik tweet atamam, yeni Ebru Şallı olamam, zencilerle çıplak fotoğraflar çektirip kitap için diyemem, beni alacak hiçbir gazete bulamadığım için evde kitap ritüelleri yapıp bakın ne kadar entelim imajının arkasına sığınamam, en önemlisi yazdığım kitap “zengin olmayla” ilgili olsa da sanki Haruki Murakami’ymişim gibi davramamam! Bir zamanlar Emmanuelle serileri ile gecelerimizi şenlendiren Cine 5’te adını bile aklımda tutamadığım bir programa imzamı atamam. Bunları anca o başarabilir. Bu yüzden o Ece Vahapoğlu, ben de Lee’yim.

Tek cümle. Eğer bir “Ayşe Özyılmazel gibi olsam” tarzında bir cümle kurarsam anlayın ki delirmişim. Bir zahmet Bakırköy’ü arayın. Ya da aramayın. Böyle bir şey olursa Türkiye’nin en yüksek binası olan Sapphire’in en üst katına çıkar ve atlayarak intihar ederim. Ölme garanti olmalı, çünkü Ayşe Ö. ünlülerin en en en en en dibinde olanı. Öyle bir çukur yerine yere düştüğüm sırada oluşan çukurun içinde olmayı tercih ederim.

***

Bizim ülkemizde “nasıl şöhret olduğu belli olmayan” ünlümsülerden çok olduğu için doğal olarak bir yazıya, hatta iki yazıya bile sığmayacak. İlkini okudunuz. Bu bölümden elimizde olan ünlüler Teoman ve Melek Baykal. Bakalım diğer yazılarda bizi kimler bekliyor.

Siz buradaki ünlüler hakkında yazdığım olayları biliyor muydunuz? Benim yazmadığım ama sizin bildiğiniz bir şeyler var mı? Düşünceleriniz neler? Ve son olarak hangi ünlülerin olmasını isterdiniz?

Oh be! İçimi döktüm, rahatladım resmen!

Not: Gossip’in bu şarkısına hastayım ben, yazıya da uyduğunu düşünüyorum.

Mükemmel ötesi bir şarkı.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …