Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

American Horror Story Coven | Güneyİn Cadıları İş Başında

Glee'nin pembe, pofuduk ve bende artık kusma isteği uyandıran dünyasını yaratan Ryan Murphy'i bilirsiniz? Hani kel kafalı, gay ve yaratıcı bir insan... İşte bu adam Glee'den önce Nip Tuck'ı yaratmıştı. Dizi bir harikaydı, tabi midesi kaldıranlar için... En son The New Normal isimli gay bir çiftin hayatını konu olan dizinin yapımcılığına oturdu ama dizi sezon sonunu göremeden iptal edildi. Neyse ki kablolu bir kanal olan FX'deki diğer bir yapımı tam gaz devam ediyor: American Horror Story... 

Klasikleşmiş Amerikan korku hikayelerini mükemmel bir sosla karıştırıp bize sunan dizimiz şu anda 3. sezonunda... İlk sezonunda perili ev konseptini işlemişlerdi. 2. sezonda ise kendimizi bir akıl hastanesinde bulduk. İlk sezon daha çok klişe korku öğeleriyle beslenen dizi (Amerika'da korku konseptinin ortaya çıkış nedeni olarak perili evler gösteriliyor), ikinci sezonu ile korkuyu iliklerimize kadar işledi. Dizi her sezon başka bir tema ile karşımıza çıkıyor. Ne de olsa kaf…

En İyİ K-pop Gruplarını Seçİyoruz...

İnternet çok geniş bir kaynak ve ne zaman karşımıza ne çıkacağını bilemiyoruz doğal olarak. Bu zamana keşfettiğim güzel siteleri yer imlerinde topladığım için tam sayısını bilmiyorum. Ama gayet fazla olduğu bir gerçek. Bugün bir şey araştırırken karşıma çıkan Ranker isimli site sayesinde çok kolay ve güzel bir şekilde anketler düzenlebildiğini öğrendim. Birkaç ufak denemeden sonra kendi anketlerimi yapmak istedim. Peki konu olacaktı? Tabi ki de hepimizin ilgi alanına dahil olan Kpop. İşte bu yüzden iki ayrı anket oluşturdum. 

"En iyi olduğunu düşündüğünüz erkek / kız Kpop gruplarına" oy verebilirsiniz. Bu anketin diğerlerinden farklı bir yanı da olumsuz oy da verebiliyor olmanız. Oy verdiğiniz zaman listenin sıralaması otomatik olarak değişiyor. Yeni yıla kadar devam edecek olan bu ankette oy kullanmak isterseniz aşağıda sizi bekliyorlar. 

Not: Tabi ki bu anketi öyle resmi bir durumu filan yok. Eğlence, güzel vakit geçirme amaçlı... Ayrıca Türk Kpop fanlarının hangi gruplara d…

Kış geliyor, sokakta yaşayan insanları unutmayalım!

Dünya üzerinde 4 mevsimi birden yaşayan ülkelerin sayısı fazla değil. Mesela Tayland kış nedir bilmeyen ülkelerden. Biz ise şanslı bir konumda yer alıyoruz. Her sene 4 mevsimi eskisi kadar olmasa da yaşayan bir ülke Türkiye. O yüzden etrafımızda "Bahar geldi, aşk mevsimi", "Oh be sonunda yaz. Yaşasın tatil", "Off, yine deodorant kullanmamış bu insanlar, ter kokuyor", "Sararan sonbahar yapraklarıyla fotoğraf çekilelim", "Kış gelse de battaniye altına girip filmler izlesek" gibisinden cümleleri bol bol duyarız. Hatta hararetleri tartışmalar bile yaşanabilir. Yaz mevsimine bok atanlar, kış geldiğinde götüm donuyor diyenler, baharın gelmesiyle psikolojikolarak depresyona girdiğini söyleyenler filan... Bu liste uzar gider. Kısacası mevsimler hayatımızı inanılmaz derecede etkileyebiliyor. Benim de öyle.

Bu seneye kadar ilkbahar ve yazı diğerlerine oranla daha çok seven bir insan olduğum halde, artık en sevdiğim iki mevsimin kış ve ilkbakar o…

Hayallerinizdeki mesleğe kavuşmak istiyorsanız...

Türkiye'de doğan insanlar için geleceği düşünmek önemli bir sorun. Her ne kadar dünyanın en iyi 20 ekonomisinden biri olsak da, bu ekonomi çarkını istediği mesleği yaparak döndüren kişi sayısı inanılmaz derecede az. Milyonlarca insan sabahları oflayıp puflayarak yataktan kalkıyor ve lanet ederek sevmediği işini yapmaya gidiyor. Sistemin çarkı feci derecede kötü şekilde dönüyor, dönmeye de devam edecek. Neden mi? Çünkü bu dünyada para konuşuyor.

Biraz geriye gidelim ve liseden itibaren yola başlayalım. Liseye giden bir genç için meslek seçimi çok ama çok önemli. Hayallerinde mesleği olan kişiler sınava daha motive olmuş bir şekilde şevkle çalışabiliyor. Bir amacı var, o amacın önündeki yegane engel ise bu sınav. Eğer aklınızda bir meslek yoksa hemen elinize meslek tanıtım kitaplarını alın ve hatmedin. Ben kendi meslek tanıtım kitabımı hala saklıyorum, ona sahip olduğumu ilk günü de unutmam. Hemen eve gelmiş ve istediğim meslek olan "Gazetecilik" bölümüyle ilgili yazılanlar…

Güney Kore ve Türkiye'yi Bazı Yönlerden Karşılaştırma...

Dünyada son yılların en popüler ülkesi olan Güney Kore, Hallyu (Kore Dalgası) ile beraber Avrupa'dan Avustralya'ya, Asya'dan Güney Amerika'ya kadar bütün kıtalardaki ülkeleri kendine çekti diyebiliriz. Dünyanın bir ucunda yer alan bu ufak ülke tamamen stratejik ve doğru adımlarla başarılı oluyor. İnsanlar kendi ülkelerinde bulamadıklarını Kore'de bulabiliyor, hem de görüntü olarak en iyi şekilde. İşte bu yüzden ben de Türkiye ile Kore'yi bazı konularda karşılaştırmak istiyorum. Bakalım ortaya neler çıkacak...

Öncelikle müzikle başlayalım. Kore'de müzik sektörü inanılmaz bir ciddiyetle çalışıyor. 3 büyüklerin dışında 100'den fazla orta düzey ve küçük eğlence şirketi var. Biz de ise sanatçılarla anlaşma yapan ve albümlerinin dağıtımı üstlenen, yarı profesyonel müzik şirketleri bulunuyor. Kore'de küçük yaşlardan itibaren şarkı söyleme, rap, dans, şarkı sözü yazma, yabancı dil (İngilizce, Japonca, Çince) eğitimi verilirken, bizim ülkede bunların hiçbiri …

Sen Şöylesin, Sen Böylesin Diyerek Geçen Hayatlar...

Hayatta yaşadığımız süre boyunca hep etrafımızda insanların düşüncelerini duyduk. Akıllarından neler geçtiğini tam olarak bilemesek de dillerine geleni rahatça söylemelerine şahit olduk. En yakın arkadaşımız bizi sırtımızdan vurdu, ailemiz bile bazen hakkımızda kötü yorumlarda bulundu. Hiç tanımadığımız birinin iltifatına şaşırdık, yine hiç tanımadığımız birinin tacizine maruz kaldık. Hayatımız hep gel-gitlere sahne oldu, biz ise başrol olarak kendimizi hep ortasında bulduk.

Daha küçücük bir çocukken ilk kez küfür yedik. Çocuk aklımızda ne anlama geldiğini bilmediğimiz o "kaka" sözleri dilimize pelesenk ettik. Ailemizden azar işittik, söylenmemesi gereken şeyleri daha küçücükken söylemeye başladık. Kötülük, nefret tohumları "çevremiz" sayesinde bizi erkende keşfetti.

Okulda taşkınlık yapıldığı zamanlarda birden sinirle normalde denmeyecek şeyler söylendi. Dersleri iyi olmayana gerizekalı, sınıfın haylazına serseri, alay etmek için top, oğlan gibi sözler ağzımızdan bi…

Macera Dolu, Sonu Olmayan ve İnsanları Birbirine Bağlayan Yollar...

Hayatı yollarda geçen bir insan olarak yolculuğa çıkmayı seviyorum. Şehir içi, şehir dışı, yurt dışı hiç fark etmez. Yolculuk dediğiniz anda ben de bir heyecan, bir hazırlanma telaşı başlıyor. İşim gereği de sık seyahata çıkıyorum, bunun dışında gezmeyi seven bir yapım olduğu için ayrıca kendim, ailem ve özellikle kafa dengi dostlarımla da sürekli yollardayım. Tek kötü huyum fotoğraf çekmeye bir türlü alışamadım. O anın tadını kaçırdığımı düşünüp en fazla 3 - 5 foto çekiyorum. Bugün bile Bakırköy sahile gittik, Yeşilköy'e geçtik ama 6 tane fotoğraf çektim sadece. Hoşunuza gidecektir yazı, sonuçta seyahat etmeyi herkes sever değil mi? Madde madde gidelim. Kısa yazacağım dedim ama yine tutamadım kendimi.

Music Bank'e Gittim, Gördüm, Yazıyorum...

İstanbul'dan bir Music Bank geçti!!! Hepimizin deli gibi beklediği o gün geldi, çoktan geçti bile hatta... Music Bank in İstanbul tek kelimeyle mü-kem-mel-di!!! Bu sefer anlatımı madde madde yapmak istiyorum, hatta kendi çapımda küçük bir Music Bank "en"leri yapacağım yazıda. Tanıtım yazılarını yazacak bir sürü blogger var, ben farklı bir şey yapmak istedim, eğlenceli olur :)

Sabahın köründe Ataşehir'e giden arkadaşlarımız, bir gün önce de havalimanında grupları karşılamışlardı. Bu yüzden doğru düzgün uyku bile uyuyamadan sıraya girdiler. Biz biraz daha geç gittik, Ülker Sports Arena'ya vardığımız zaman nasıl bir sıra vardı anlatamam. Sonuna göremiyorsunuz, öyle diyeyim. Sırada Twitter'da, Facebook'ta, blogda konuştuğum ama gerçek hayatta görmediğim bir sürü insanı gördüm. Hepsiyle tanışmak bile gecenin en güzel olaylarından biriydi. Hepsi de harika insanlar, çok sevdim. 

Biz Platinum almıştık bileti. Daha önce de dediğim gibi Bigbang veya Sistar gelseydi d…

Music Bank in İstanbul, Hayaller ve Kpop hakkında aforizmalar...

Hepimizin bildiği gibi bu Cumartesi Music Bank'in İstanbul ayağı gerçekleşecek. Birbirinden kaliteli 5 grup ve 1 soloistin katılacağı konser için her şeyimiz hazır. Sadece akrep ve yelkovanın daha hızlı dönmesini diliyor ve sabırla bekliyoruz. Yıllardan beri Türkiye'nin Dünya yerine Mars'ta olduğu hakkında acı-tatlı espriler yaparak kendimizi avuturken Expo sayesinde Kpop'un dünya etkinliklerinden birine ev sahipliği yapma haberini almak, hepimizde şaşkınlık ve sevinç yarattı. Ben de bunun hakkında biraz konuşmak istiyorum.

Bir kere Super Junior, Beast, F.T Island, Mblaq, Miss A ve Ailee hayranları inanılmaz şanslı. Yüzlerce Kpop grubu arasında hayranı oldukları grup ya da grupların gelecek olması sizi ayrı bir kefeye koymamızı sağlıyor. Eminim bu konserde en çok siz eğleneceksiniz, hakkınızdır.

Hürriyet Gazetesi'nin Uydurma K-pop Röportajı

Yukarıda görmüş olduğunuz röportaj 17 Ağustos tarihinde Hürriyet Gazetesi'nde yayınlandı. Ben internetten gördüm, heyecanla hemen tıkladım. Hızlı bir okuma faslından sonra aklıma gelen ilk cümle şu oldu: "Bu ne lan?"

Hakan Gence isimli sözde gazetecimiz Miss A ve Super Junior ile sözde röportaj yapmış. Sözde diyorum, çünkü özde olması için hiçbir pozitif durum yok röportajda. ELF ve Say A değilim, ama iki grubu da biraz olsun yakından tanıyorum. Çevremde ve arkadaşlarım arasında Miss A ve Super Junior'a gönül vermiş insanlar var.

Peki neden mi bu röportajın sahte olduğunu düşünüyorum? Okuyanlar arasında benim gibi düşünen çok insan var. Bir yandan da nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde bu röportajın gerçek olduğuna inanıp oldukça mutlu olan kesim de söz konusu. Yapmayın arkadaşlar, o kadar çok hata var ki şu yukarıdaki rezillikte.

Aslında Hepimiz Çıplağız

Yaz mevsiminin gelmesiyle beraber hayatın tadını daha iyi çıkarmak için oluşan mevsimlik heyecanlar da çevremizde, vücudumuzda, başka insanlarda oluşmaya başladı. Hava daha aydınlık, insanlar daha enerjik, kalpler daha hızlı atıyor veya atmak istiyor, müzikler kulağa daha güzel geliyor, yemeklerin tadı daha güzel, tatile hasret olma durumu inanılmaz derecede artmış bir biçimde ve en önemlisi de havada aşk kokusu var!

Dünyaya savunmasız ve çıplak bir şekilde geldiğimiz bir gerçek. Sanki bu savunmasızlık durumuna içerlemiş gibi hepimiz yıllar boyunca gizli kalkanlar inşa ettik. Bununla da yetinmedik, bazılarımız öyle sıkı kapadı ki bu kalkanları kendilerini içeri hapsettiler. Bu kalkanı, kabuğu kırmak için de yine yıllar gitti. Peki neden sürekli savunma halindeyiz? İnsanoğlu gerçekten de incinmekten bu kadar korkuyor mu?

Aşık olunacak ada: Santorini

Daha önceki Mykonos yazısını okumak için tıklayın!

Şimdi sıra Santorini'de...

Küçüklüğümden beri Santorini kartpostallarında hep aynı resmi gördüm. Küçük mavi bir kilisenin tepesinden muhteşem Ege manzarası. Yıllardır hayallerimi süsleyen bu manzaranın bana bu kadar yakın olması, gitme arzumu daha da artırıyordu. Mesleğin avantajlarını çalışmaya başlayınca görmek çok güzel bir duygu.

Ege’nin muhteşem doğası, bembeyaz evleri, leziz mutfağı, harika denizi ve misafirperver halkından dolayı “hayallerimdeki tatil işte bu” dedim ve en güzel Yunan adası olan Santorini’ye doğru yola çıktım.

Güneş Ege’de bir başka doğar, çiçekler bir başka açar, Ege’nin yemekleri ayrı lezzetli olur, manzarasına ise doyum olmaz. Bir tatilden istediğim her şeyi karşılayan Santorini’ye gitmek için önce İstanbul’dan direkt Mykonos’a uçtum. Mykonos’a indiğimde 2 gün bu “çılgın” adada vakit geçirip sonra Santorini’ye giden feribotlardan birine kendimi attım. Ufukta Santorini belirginleşmeye başladığında, kalbimin da…

Ailem benim her şeyim...

Hayatta sorgusuz sualsiz sevdiğiniz insanlar olabilir. Bütün benliğinizi, aşkınızı, duygularınızı, maddi-manevi her şeyinizi sunarsınız. Sonuçta ne mi olur? O kişi sizin ağzınıza sıçar ve hayatınızda sanki hiç var olmamış gibi ortadan yok olur. Sap gibi bir başınıza kalır, soluğu annenize sarılarak ya da babanıza karşı ağlayarak bulursunuz. Onlar hiç düşünmeden sizinle üzülür, sizinle ağlar. Bu hayatta bizi karşılıksız seven yegane varlıklar ailemizden başkası değil.

Ben 6 yıl geç doğan bir çocuğum. Annemle babam çeşitli doktorlara gittikten sonra Kıbrıs'tan Zonguldak'a tayin olmuş bir doktorun haberini alarak hemen onun yanına gitmişler. O doktorun sayesinde 6 yıl geç olsa da ben doğmuşum. Babam adak adamış, kurban kesmiş, kanını da alnıma sürmüş. Annem hayatımıza yeni "can" geldi diye Can koymuş. Her gün fotolarımı çekmişler ve bir albüme altına notlar yazacak şekilde koymuşlar. Sonuçta ben onların ilk -ve tek- çocuklarıydım, üzerime düşmek için ellerinden gelen her…

Game of Thrones: Dünyanın en iyi dizilerinden biri...

Ülke olarak hem süresi hem de bölüm sayısı bakımında oldukça uzun süren diziler çekmede bir dünya markasıyız. Cılkını çıkarma anlamında Brezilya dizileri ile yarışan televizyon kanallarımız keşke tam anlamıyla Amerika'yı örnek alabilse. Revenge'i alıp İntikam yap, sonra süresini uzat, Tyler karakterinin cinsiyetini değiştir (Yoksa RTÜK amca acı biberi gösteriverir), Victoria gibi muhteşem bir karakteri Şahika isimli eblek kadınla bir tut, koca popolu aldığı dapdar elbiseler giydir filan. 1 bölüm izlediğim İntikam diziden soğumama neden olmuştu. Gelin siz de orijinali izleyin!

Şimdi ise asla ama asla Türk televizyonlanın alıp yerli versiyonunu çekemeyeceği bir diziden bahsedeceğim. Zaten bu diziyi almak hem sağlam para, hem de fazlasıyla göt ister. Buz ve Ateşin Şarkısı kitap serisininden uyarlanan Game of Thrones (Taht Oyunları), George R. R. Martin tarafından yazılan fantastik bir seri. Serinin şimdiye kadar 5 kitabı çıktı, son iki kitap da yolda. George amca mefta olmadan en …

Hiç uyumayan Yunan adası: Mykonos

Bu kadar yakınımızda harika yerlerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Hayal etmek kolay, gidip birebir yaşamak ise 2013 Türkiye'sinde o kadar kolay değil. Yine de yaz geld, tatil mevsimi kapısını açtı. O kadar uzağa gitmek yerine sizlere Yunanistan'ın en bomba adalarından olan Mykonos hakkında bilgiler vereceğim bugün. Daha çok ada hakkında bilgiler ve pratik maddeler göreceksiniz bu yazıda. İleride işinize yarayacağınıza eminim. Hepiniz tatil ajandanıza Mykonos'u ekleyin derim, çünkü bu ada heyecanlı, eğlenceli bir tatil arayanlar için doğru adres! Ege Denizi'ni keşfetmeye başlayabiliriz. Cennetin Yunan adalarında saklı olduğu söylenir. Mavinin bütün tonları muhteşem manzaralarla birleşince insanın Yunan adalarına kaçıp buralarda yaşayası gelir. En çok ziyaret edilen Yunan Adası olan Mykonos, Ege Denizi’nde Kiklad Adaları’na bağlı. 1980 sonrasında turizm için yapılan reklam çalışmaları sayesinde Mykonos adını duyurarak o günden bugüne popüleritesini hızla artırdı. Sabahın i…

Metropol Günlüğü 3 yaşında... [Sürpriz bile var!]

Yine blogumun kutlama yazısı ile karşınızdayım. Bu sefer bir gün gecikmeyle yazıyorum, dün biraz benim için yoğun geçti, bu yüzden yazamadım. 3 Mayıs blogum Metropol Günlüğü'nün doğum günü. 2010 yılında bu blogu ilk açtığım zaman Blogger'la ilgili pek bir bilgiye sahip değildim. Abur cuburumu, içeceklerimi yanıma alıp gece 12'de bilgisayarın başına oturmuş ve araştırmaya başlamıştım. Sabah hava aydınlığında deneme yanıma yönteminin suyunu çıkarmış ve bilgi ile dolmuştum. O zamandan bu zamana da Blogger ortamında bir sürü uygulama, tema, banner denedim, blogun şeklini şemalini iyice yerine oturtmaya çalıştım. Şimdi de son halini görüyorsunuz.

Tabi en büyük değişim isminde oldu. Eskiden www.metropolgunlugu.blogspot.com olan bu adres, daha kısalarak metropolgunluguı.com a dönüştü. Geç bile kalmıştım aslında, çoktan blogumu kendi alan adına geçirmeliydim. Böyle daha da sahiplendim, daha da "benim" oldu. Bunları hissettiğimi söyleyebilirim. Tavsiyem kesinlikle siz de d…

Bildiğim tek şey...

Bazen bizim için yazılmış olduğunu düşündüğümüz cümlelere rastlar ve afallarız. Sizin de afallamanızı istediğim için "sadece" bunu ekliyorum. 

Bazen bir köprü sadece bir köprü değildir

Küçüklüğümden beri köprüleri oldukça ilgi çekici bulmuşumdur. Bunun en büyük nedeni ilk oturduğumuz evin farklı bir köprü ile yan yana olmasıydı sanırım. Zonguldak dik bir şehir, bu yüzden halk arasında "merdivenli şehir" olarak da anılıyor. Her yere basamak çıkarak gidiyorsunuz. İnsanlarının fit olmasının en büyük nedeni de budur hatta. Bizim oturduğum yer olan 202 Evleri'nin farklı bir girişi vardır. Biz birinci katta oturmamıza rağmen sitenin giriş kapısından girip 2 kat inerek evimize ulaşıyorduk. Yanlış okumadınız! Orada evlere 3. kattan giriş yapıyordunuz. Yol bittiğinde sizi bir köprü karşılıyor, üzerinden yürüdüğünüz o uzun köprü belli aralıklarla sağa doğru da uzuyor. Evlerle köprü bu şekilde birleştirilmiş, bu yüzden bütün giriş kapıları üçüncü katta. Bizim oturduğumuz evin köprüsü bayağı genişti. Biz üzerinde top bile oynardık. İşin tek kötü aşağı düşerse biz de almak için sürekli inip çıkardık. Zamanla alışıyor tabi insan. O köprü üzerinde yaz ayları kocaman …