Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gangnam Style’ın cılkını çıkarmak!

Çıktığı ilk güne bu yana popülaritesini katmerleyerek ışık hızında yol alan Gangnam Style, şu sıralar bütün dünyayı avucunun içine almış durumda! Güney Koreli şarkıcı PSY’ın 6. albümünün çıkış parçası olan Gangnam Style’ın bu kadar patlamasında klibinin, hareketli müziğinin ve at dansının etkisi ise oldukça büyük. Kısa zamanda küresel çapta bir fenomene dönüşen bu şarkıyı artık her yerde duyuyoruz. Ama sizce de bu biraz fazla olmadı mı?Kore ve K-Pop severler bu kadar ilgiye genelde “ya biz demiştik” tarzında bakıyorlar. Çünkü bundan önce Korece şarkıları sevdiğimizi söylediğimizde uzaylı görmüş gibi bakan arkadaşlarımız artık “Op op op oppan Gangnam Style” deyip duruyor. Bir de “Sexy lady” kısmını, kalanı yok tabi… Dünyanın bir çok ülkesinde parodisi yapılıyor, herkes kendi diline çevirip söylüyor, reklam müziği olarak kullanılıyor. Ama bunların hepsini bir arada yapan sayılı ülkelerden biriyiz. Çünkü bizim milli gururlarımız(!) çok fazla: Nihat Doğan, Atilla Taş (Athillas Thasos) Doğ…

Kimse için değil, kendiniz için yaşayın

Biraz oradan, biraz da buradan gideceğiz bu yazıda…Hepimiz ailemizden en az bir kere “Elalem ne der?”, “Komşular ne der?” “Millet ne söyler?” cümlelerini duymuşuzdur. Benim en sinirime giden durumlardan biriydi bu.Neden insanlar başkalarının ne söyleyeceğini ya da ne düşüneceğini bu kadar önemser? Başkalarının gözündeki değer olayı bu kadar önemli midir? Bence hiç değil. Çünkü zemin sağlam değil. Erkekler için küpe takma, dövme yaptırma, dar tişörtle giyme, biz kızla gözükme, serseri gibi gözüken çocukla arkadaşlık etme gibi olaylar bu soruları beraberinde getiriyor. Millet ne der? Ne sikim derse desin, zerre sikimde değil benim. Kızlar için durum daha da vahim. Kısa giyme, fazla makyaj yapma, hava kararmadan evde ol, bir erkekle gözükme, hatta mahalleden dışarı çıkma… Bu listeyi oldukça uzatabiliriz de. İşi gücü olmayan bazı gerizekalı insanların hakkımızda atıp tutması bizi belki etkilemiyor ama ailemizi neden etkiliyor? Bunu gerçekten anlayamıyorum. Gazetelerde bile bazen görüyoruz…

Hayat gerçekten çok güzel

Okuyanların ağzı sulansın diye böyle “leziz” bir foto koydum.Sonbaharı hiçbir şekilde hissetmediğimiz bu sonbahar günlerinde siz de kışın gelmesini eminim benim gibi istemiyorsunuzdur. Keyifli günlerin sonlarına doğru emin adımlarla yaklaşırken İstanbul’un canlılığından hiçbir şey kaybetmemesine ne kadar sevindiğimi anlatamam.1.5 aydır evden çalışan bir insan olarak öncelikle bu konu hakkında birkaç şey yazmalıyım. Sabahın köründe kalkıp meşhur mu meşhur İstanbul trafiğinde işe gittiğim zaman diliminde evden çalışmayı nasıl mumla aradığımı anlatamam. Kader yüzüme  güldü ve evden çalışma şansını yakaladım. İlk 3 hafta filan gayet mutluydum ama sonraları yavaş yavaş sıkılmaya başladım. Tamam, gayet geç uyanıyorum, işlerimi üzerimde en rahat pijamalarım varken yapıyorum ama aynı zamanda da bir grup sosyalleşme olanağım bile olmuyor. Zaten iletişim okuyan biri olarak adı üzerimde ben bir iletişim insanıyım. Toplantılara ve röportajlara gitsem bile vaktimin çoğu evde geçtiği içtin sıkılıyo…