Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tanrı Misafirleri Oteli: Okuyanlar oldukça etkilenebilir

Küçük İnsanlar PazarıYazar Timur Soykan’ın kitabındaki çocuklarla olan bölüm çok çarpıcı. Bütün içtenliğiyle, samimiyetiyle, gerçekliğiyle karşımızda. Küçükpazar'a doğu ve güneydoğudan gelen çocuk işçilerin zor şartlar altında para kazanıp ailelerini geçindirme derdinden bahsediliyor.Küçükpazar İstanbul'a göçle gelen parasız, fakir insanların ilk duraklarından. Bu adı gibi küçük olan yerde sıra sıra hanlar bulunmakta. Bu hanların içleri, bekâr odaları denilen ve içinde 8 – 10 kişinin hep beraber kaldığı odalardan oluşuyor. Bazılarının akraba - amca, dayı çocukları, hatta kardeş oldukları - , diğerlerinin ise birbirlerini tanımadıkları bir yer burası. Doğu ve güneydoğu illerinde 10 yaşına basan çocuklar göç için hazırlanmak durumundalar. 10 yaş onlar için bambaşka bir hayata adım atmak demek. Yaşadığı köyden, ailesinden, arkadaşlarından, evlerine yakın olan yüzdüğü dereden, okulundan, kısaca çocukluğundan uzaklaşmak demek. Hiç bilmediği koskocaman bir şehirde, belki de hiç bir …

Neden Kore’ye bu kadar bağlandım?

Hepimizin zaman zaman bağlandığı bir obje/kişi/grup/yer benzeri bir durum olmuştur. Bazıları gelip geçici, bazıları ise kalıcıdır. Kalıcı olduğunu ne zaman mı anlarız? Vaktinizin çoğu o şeyi düşünmekle mi geçiyor? Normalde alakalı olmayan bir şey aklınıza bağlandığınız nesneyi mi getiriyor? Başka insanlara aşılamak için üstün bir çaba harcıyor musunuz? Eğer bu sorulara cevabınız evetse kalıcı bir bağımlılıkla baş başasınız demektir. Malumunuz bu blogda Güney Kore ile ilgili bir çok yazı yazdım, yorum yaptım. Uzakdoğu’nun bu şirin yarımada ülkesi beni kendine nasıl mı bağladı? İşte bu yazıda bunu açıklığa kavuşturmayı istiyorum. Kemerlerinizi bağlayın, havayolu şirketimiz bizi şimdi Seul’e götürecek. Kore son yıllarda dünyada en büyük atak yapmış ülke. Tanıtım, müzik, sinema, dizi, grafik ve mimari alanlarında oldukça üstün bir başarı gösterdiği su götürmez bir gerçek. Resmen diğer ülkeleri bu konuda dövüyor. Tıkandığı yerler tabi oluyor, ama bunu da başka alanlardaki başarılarıyla üst…

Dilime güzel bir şarkı dolamışım

Artık Metropol Günlüğü'nün havasının değiştiğini söyleyebilirim. Önceden daha "geyik", daha komik, daha gülümsetici yazılar yazarken bu sıralar kendimi ciddiyet kabının içine koydum. Ayrıca bu kaptan memnunum da. Ama yine de eski "ben"i özlüyorum biraz. Bu yüzden eğlenceli bilgilere geri dönüş yapacağım. 

Bu giriş duyurusuydu. Şimdi ana konumuza geçiş yapabiliriz. 

Beklentilerle dolu bir yaşama alışık olmayan bünyem bugünlerde biraz tutuk. Kendimi mutlu etmek için bol bol sahil yürüyüşü yapıyorum, internette gezinirken Japonya ve Kore hakkında fotoğraf, bilgi araştırıyorum (Hatta dün sizle de paylaşmıştım) Bol bol müzik dinliyor ve hayal kuruyorum. Farkındaysanız yaptığım bu feromon etkisindeki güzelliklerin biri hariç hepsi bedava. Maddi ve manevi olarak bir şey harcadığım yok, bu da beni daha da mutlu ediyor diyebilirim.

Peki ben başarıyı hak eden bir insan mıyım? 

Aslında bu soruyu kendim vermek yerine başkalarından duymak isterdim ama rahatımı bozup kıçımı kald…