Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir gün beni anlarsın, daha yakından tanırsın..

Denize veya havuza gittiğimizde çocuklar gibi neşelenen bir insanım ben. Yüzümden gülücük eksik olmaz, hoplaya zıplaya ilerlerim ve içimdeki enerji açığa çıkar. Katıksız eğlenceyi suyun içinde bulanlardanım sanırım. Tatil zamanı yaklaştıkça içimde yine böyle bir heyecan doğmaya başladı. Her gün işe giderken Boğaz Köprüsü’nden geçen biriyim. Boğazın masmavi sularını görünce şoföre “İndir beni, atlayacağım köprüden. Ama intihar etmek için değil, dalmak için” demek istiyorum. Tabi böyle bir manyaklık yaparken aynı zamanda ölmem de mümkün. Ama o su resmen kendine çekiyor insanı…Her neyse… Ana konumuza dönelim. Yukarıda benim hakkımda bir bilgi yer alıyor. Şimdi ise aklıma gelenlerden bir demet sunmak istiyorum size. Ara ara bu şekilde yazacağım, kafamdakileri bloga dökmeye devam edeceğim.Öncelik bu yazının şarkısını paylaşmalıyım sizlerle. Nazan Öncel – Bahanesi Aşktandır inanılmaz güzel bir şarkı. Ayrıca pek bilinmiyor. Bir dinleyim derim. Gerçekten seveceğinizi düşünüyorum.***Zamanında …

Aşk, seks, büyü…

Büyülü bir kapının ardından geçiyor gibiyim. Sanki bir paralel evrene gelmişim. Bu alternatif dünyada mutsuzluğa yer yok. Suratı asılmış insanlar, bağıran kişiler, kavga edenler, küfür edenler var olmamış hiç var olmamış sanki. Gülen yüzler görüyorum, en başta da kendi yüzüm var. Sürekli sırıtarak hayal ediyorum, hava böyle toz pembe. Sözcükler kulağıma hep melodi gibi geliyor. Dans etmek istiyorum, ortalığa karışık zıplamak, haykırmak, mutlu olduğumu söylemek istiyorum. Delirdim mi yoksa? Bu bir rüya mı? Sabah uyandığımda gri gökyüzümü göreceğim yine? Hayır, hiç biri değil. Doğru tahmini anca kulağıma bir arkadaşım fısıldıyor: Sen aşık olmuşsun!Yukarıdaki paragraf benim aşıkken hissedeceğim duygulara ilişkin hayalim. Nasıl ama? Çok havalı duruyor değil mi? Ama maalesef daha şimdiye kadar gerçek olmadı. Çünkü hiç aşık olmadım. Olduğumu sanmıştım azılı, sivilceli dönemimde ama o aşırı hoşlanmadan öte bir şey değilmiş. O yüzden anca aşık olduğumu hayal edebiliyorum. Yaşamadan bilemeyiz …

2NE1 albümü hediye ediyorum..

Not: Yarın akşam fotoğraf makinemle daha düzgün fotolar çekip ekleyeceğim. Bugünlük bununla idare edin.Yorum yapmayı unutmayın. Cevabınızı bırakın, kazanma şansınız olsun.. : )Başlık aslında her şeyi anlatıyor ama ben yine de biraz bahsetmek istiyorum. Kore’nin en popüler gruplarından biri olan 2NE1’ın bu enfes albümünü kazanmak ister misin diye soruyorum.Çok sevdiğim bir arkadaşım olan Sevim, sağ olsun bana kazandığım SS501 albümünün yanında 2NE1’ın albümünü de yollamıştı. O zaman nasıl sevindiğimi ona belirtip teşekkür etmiştim. Şu anda Kore’de olan bir arkadaşım da 2NE1’ı sevdiğimi bildiği için bana aynı albümden yollamış. “Sen de Bigbang albümleri vardır, o yüzden 2NE1 yolluyorum” diye de not düşmüş. Ama bende zaten olan bir albümdü, o yüzden hediye etmeye karar verdim. En azından başka birini mutlu etsin düşüncesi içindeyim şu anda.Mayıs’ın 2’sinde blogum 2 yaşına girmişti, bir nevi onun için de veriyorum diyebilirim. Daha önce hiç hediye vermedim, bunu da tamamen içimden geldiği…

Bazen çok uzaklara gitmek istiyorum.

Küçüklüğümden beri atlaslarla aram hep iyi olmuştur. Deli gibi sayfalar arasında gezer ve diğer ülkelerin içinde kaybolduğumu hissederdim. Bu yüzden diğer ülkelerle ilgili birçok bilgi sahibi oldum. Hala birçok ülkenin bayrağını ve başkentini çok iyi bilirim. Benim ülkelerle bu derece ilgilenmem annem ve atlaslar sayesinde oldu, ileriki yıllarda da artarak devam etti.İşte bu yüzden dünyayı gezmeyi gerçekten çok istiyorum ben. Kimsenin ilgilenmediği ülkelere gidip günlerimi geçirmek, geleneksel adetlerine katılmak, ayakkabılar parçalana kadar gezmek ve her şeyi unutmak istiyorum. Vikipedi’ye girip bir ülke, bir şehir hakkında bilgiler okumaya bayılıyorum. Şehir sayfalarının alt kısmında kardeş şehirler diye bir bölüm oluyor. Oraya bakıp canımın istediği şehri seçip okumaya devam ediyorum. Bu ritüel bazen saatlerimi alıyor. Ama dünyanın öteki ucunda neredeyse etrafımda kimsenin merak etmediği bir yer hakkında bilgi sahibi olmayı çok keyifli bir eğlence olarak görüyorum. Bugün de klasik …

Son Görüşte Aşk | 1. Bölüm

1. BölümBaşlangıç ÇizgisiDaichi no la-li-laYonsei'nin yanında bulunan Bamboo Cafe üniversite öğrencilerinin uğrak mekanlarından biriydi. Öğrenciler bu kafede yaştaşlarıyla sosyalleşme olanağı buluyordu. Kafenin "öğrenci duvarı" denilen kısmında ise ev arayan kişilerin, 2. el eşya satmak isteyen öğrencilerin ilanları vardı. Jin ağır adımlarla kafenin ahşap merdivenlerini çıkıyordu. Kendine güveninin bir göstergesi olan o sert bakışı yüzündeydi. Günü güzel geçmiş olmalıydı. Yoksa bu bakışa sahip olmazdı. Jin’in bu bakışını görmek nadir bir olaydı. Kafenin kapısını açıp etrafına şöyle bir baktı. "Yine mi aynı insanlar yahu?" diye düşündü. Farklılıkları seven biriydi Jin. Biri bu düşüncelerini okusa direk "Madem aynı kişileri görmekten sıkıldın, o zaman neden hep aynı kafeye geliyorsun?" diye sorardı. Jin öğrenci duvarına doğru yöneldi. Abercrombie & Fitch tişörtü kollarının kaslarını belirgin bir şekilde ortaya çıkarmıştı. Ara sıra gösteriş yapmak iy…

Son Görüşte Aşk (Bir hikaye daha)

Hemen konuya giriyorum. Ufak bilgilendirmeler yapayım sizin için. Mis gibi bir hikayemiz daha var. Aslında bu benim 2010’un başında yazmaya başladığım bir hikayeydi. Bir arkadaşım ile beraber başlamıştık ama sonra onun işleri çıkmıştı. Ben de yeniden beraber yazmaya karar verene kadar devam etmedim. Ama bir türlü olmadı, bugün de bilgisayarda tesadüfen gördüm hikayeyi, aklımdan çıkmış tamamen. O yüzden bunu bitirmeye karar verdim. Hali hazırda 4 bölüm var zaten, ben artık kaç bölüm daha eklerim bilmiyorum. Ama eğleneceğinizi ve beğeneceğinizi düşünüyorum.Adı: Son Görüşte AşkTürü: Romantik, komediBölüm: Belirsiz..***KarakterlerKim Jin Hae (G-Dragon)20 yaşında. Yonsei Üniversite'si Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi. Ev Arkadaşı Lee ile beraber Seul merkezde kalıyor. En sevdiğim şey grissini yemek. Kore yemeklerine düşkün. İçmeyi seven bir yapısı var. Her gün elmalı soda ve İngiliz keki (ve tabi grissini) yemeden duramıyor. Atak bir insan. İnsan ilişkileri ve insan psikolojisi konu…

Metropol Günlüğü 2 yaşında

Başlık aslında her şeyi özetliyor. Bugün benim blogumun 2. yıl dönümü ve ben şu anda çok mutluyum. 2 sene önce Metropol Günlüğü’nü ilk açtığında bir tarz, bir okunma korkusu vardı içimde. Acaba insanlar yazdıklarıma nasıl bir ilgi gösterecek, yoksa kendim çalıp kendim mi oynayacağım diye düşünüp duruyorum. Biraz yazmaya başladıktan sonra tarzım yavaş yavaş oturdu ve insanlar gelmeye başladı. Ondan sonra da hiç eksilmediler zaten. Çok güzel bir şekilde artmaya devam etti ve bu sırada MG de büyüdü. Artık ayakta durup adım atabiliyor ve heceleri söyleyebiliyor aha.Bu 2 yıl boyunca beni okuyan, bloguma yorum yapan, göz atıp giden herkese çok teşekkür ederim. Zaman içinde kendini okutuyorsa bir blog doğru adımlar atmış demektir. Ben buna inanıyorum. Siz Metropol Günlüğü’nü hiç bırakmadınız, onun da sizi bırakmaya niyeti yok. Ben burada gittiği yere kadar yazmaya devam edeceğim. Birazcık sayılarla anlatayım blogumu. Bu zamana kadar 229 yazı yazmışım. Bunların yarısından çoğu uzun diye nitel…

Keşke hayatımın kontrolü elimde olsa

Elimin altında kupanın içinde midemi gitmeyi bekleyen limonlu çayım var. Boğazıma geldiğinde verdiği sıcak his beni her seferinde rahatlatıyor. Çay içerek sakinleşiyorum, çay içerek daha düzgün düşünebiliyorum. Halbuki eskiden hiç çay sevmezdim ben. İnsanlar değişiyor, alışkanlıkları da…Hayatım boyunca bir şeyi beklemekten hep nefret etmişimdir. Arkadaşlarımla buluşacağım zaman belirlenen saatte önce varmışsam, o kalan süre benim için çok acayip geçebiliyor. Türlü türlü saçmalıklarla uğraşıyorum, kafamda bin bir tilki dört dönüyor. Sıcak sonuçlarını beklediğimde deli oluyorum. Hafta sonu tatilini beklemek bazen işkence gibi geliyor. Kargo paketleri, gönderdiğim mailler, istediğim şeyler… Bu liste böyle uzar gider. Kısaca insan hayatı beklemekle geçiyor. Ve bu hiç hoş bir durum değil.Ama ben birçok durumu aşmayı başardım sanırım. Çünkü sadece bir tanesinde takılı kaldım. Geleceğimi beklemek. İleride hayatım ne olacak, nerede olacağım, özel hayatım, özellikle iş hayatım ne olacak gibi k…