Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Güney Kore mi? Japonya mı?

Bildiğiniz gibi bu iki ülke Asya’nın en popülerleri. Ve geçmişten beri süregelen bir rekabet ortamı vardır. Zaman zaman Japonlar Korelileri küçümser, Koreliler Japonlardan pek haz etmez filan. E tabi bir de 1945 yılında kadar Kore yarımadasının (Kuzey daha kurulmamıştı o zaman, bütün yarımada yani) Japonya’ya ait olması da bu durumu ateşleyen noktalardan biri olmuştur. Güney Kore’nin daha 1948 yılında bağımsızlığına kavuştuğunu bazıları bilmez mesela. Konumuz ise Asya’da, dünyada ve benim gözümde bu iki ülkenin nasıl göründüğü.     *Madde madde gidelim. İlk olarak Asyalı olmalarından bahsedeyim. Biz bayılıyoruz ama dünyanın önemsenmeyecek derecede çok bir kısmı da Asyalıları tip olarak beğenmez. Hatta bazı yerlerde sık sık “No Asians” cümlesini bile görebilirsiniz. Asyalılar gerçekten dışlanan bir ırk. Bunlar arasında sadece Japonlar ayrılıyor. Nedenine diğer maddede geleceğim.     *Neden Japonlar derseniz hemen cevabım şu olur: Adamlar dünyaya bir sürü über, süper şey kazandırdı. Ve …

Duyduk duymadık demeyin.

Herkese selam. Hemen konuya girelim, acelem var da!
Yukarıdaki röportajı dinlemişsinizdir zaten. 
Ben burada sadece ufacık bir ekleme yapacağım.
Siz de röportaj için teklifte bulunabilirsiniz.
Bunun için yapacağınız tek şey metropolgunlugu@gmail.com a mail atmak.
Yazın bana, konuşalım. Sonra anlaşalım, en son ise güzel bir röportaj çıksın ortaya.
Günün yorgunluğu var şu anda üzerimde.
Bugün bütün Anadolu Yakası'nı dolaştım.
Hem gezdim, hem çalıştım. 
O yüzden şimdilik ben kaçıyorum, sizi de röportajımla ve düşüncelerle başbaşa bırakıyorum.
Görüşmek üzere...

Son zamanlarda Lee neler yapıyor?

Geçen Twitter'a girdiğimde "Bu aralar yazamıyorum, hiç içimden gelmiyor" diye yazmıştım. Artık silkelenip kendime gelmeliyim. Bu kadar uzun süre (gerçi hepi topu 11 gündür "bloga" yazmıyorum ama bu benim için oldukça uzun bir süre) yazmadığımda kendimi rahatsız hissediyorum. Artık o kadar alışmışım ki yazmaya, benim için bir ihtiyaç oldu.
--> Başlıkta da gördüğünüz gibi biraz neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Yeni bir işe başlamıştım, çalışmaya başlayalı 22 gün oldu. Her şey çok güzel gidiyor, derginin yeni sayısının içeriği neredeyse bitmek üzere. Sadece bir tane röportaj kaldı, o da yarına hallolacak. Belki de dergiye yazdığım için içimden bloga yazmak gelmedi, bilemiyorum. Her şeyden memnunum, çok şükür kötü giden bir durum yok.
--> Havalar bayağı ısındı, şu anda bile sol yanağım güneş yüzünden resmen yanıyor. Bu tarz havalarda insan kendini dışarıya atmak, deniz görmek filan istiyor. Ben işe gelirken her gün Boğaz Köprüsü'nden geçiyorum ve İsta…

Korece hakkında kısa kısa notlar

     Fark ettim ki ben bu blogda Korece hakkında hiçbir şey yazmamıştım. “Olmaz” dedim kendi kendime, ayrıca geç olsun güç olmasın diyerek oturdum bilgisayarımın başıma. Yalnız bu yazıda Korece’nin grameri, işte cümleler, tarihçesi filan gibi derin bilgilere girmeyeceğiz. Artılarıyla, eksileriyle, benim düşüncelerim nelermiş onlara bakacağız.-Korece’nin kötü bir özelliği ile başlayalım. Maalesef dar bir alana sıkışmış bir dil. O yüzden ben Korece öğreneceğim dediğiniz zaman çevrenizdeki insanlar hemen “Neden? Ne gerek var?” diye sorabilir. Bu çok doğal bir şey aslında. Çok az insan dil öğrenmeyi hobi ya da zevk için gerçekleştiriyor. Artık 2012’de yabancı bir dil öğrenmek “iş” gerekliliği diyebiliriz. İngilizce’ye tam hakim olmadan başka bir dile yönelmek insanlara garip gelebiliyor.- Kuzey ile Güney bile belki de 10 yıl sonra birbirini anlamayacak. Ayrıldıkları zamandan beri iletişimleri oldukça az olduğu için iki ülkenin de ortak dili kendilerine göre şekillenmiş geçen yıllarda. Alf…

Bırak geçip gitsinler, geriye son bir tanesi kalacak

İlk öpüşmemi hatırlamıyorum ben. Gerçekten de öyle ama. Lisede olduğunu hatırlıyorum sadece, kiminle öpüştüğüm yok. Sanki beynimde uçup gitmiş. Hani “ilkler unutulmaz” olayı var ya, o bende bazı şeyler için geçerli değil sanırım. Ya da gerçekten kötü bir öpüşmeymiş ki beynim unutuvermiş. Unutacak olaylar var, unutulmayacak olaylar var. Gidince hiçbir tepki vermeyeceğim kişiler var, bir de gidince geri dönmesi için her şeyi yapabileceğin kişiler. İlk öpüşme bir erkek için o kadar önemli değil, genelde bu ilklere kızlar önem veriyor bence. İlk öpücüğüm, ilk sevgilim, ilk ilişkim gibi detaylar onları mutlu ediyor sanırım.Bazen en olmadık yerlerde geçmişten bir şeyleri hatırlayıveriyorum. Dün de böyle oldu. İşten çıkmış yolda yürürken bir ilan gördüm ve aklıma geçmişte yaşadığım bir olay geldi hemen. Çağrışım yapmıştı o ilan. Yıllardır hiç düşünmediğim bir olayı hatırladım aniden. “Ha siktir, hayatımda böyle biri vardı lan benim” dedim durduğum yerde. Sonra beynin aslında isteyince nasıl …

Zaman aşımına uğrayan aşklar..

Ben insanları incelemeye seven biriyim. Ayrıca insanların hayatına hangi sıfatla dahil olacağını merak ederim, öğrenmek isterim. Belki siz de benim gibisinizdir. Yeni tanıştığım biri hakkında “acaba arkadaşım mı olacak?”, “hoş insan, sohbeti de hoşsa, düşünceleri de hoşsa neden bir ilişkiye doğru yelken açmayalım ki?”, “Hal ve hareketleri beni irrite etti. Yanıltmadığı sürece sadece tanıdık olarak kalacak biri benim için” gibi düşünceler kafamın içinde fır fır dönebiliyor bazen.Eskiden çok yanılırdım, ne de olsa çocuktum. Kendi kuyumu kendim kazar, sonra da içine düşerdim. Ama bunlar masum düşüncelerdi, yani hiç biri gerçekten koymadı bana. Mesafeler yüzünden bir ilişkim bitti koymadı, boynuzu yedim koymadı. Aşk başka, sevgi başka, hoşlanma başka bir şeydir. Ben o 2 insandan hoşlanıyormuşum, eğer aşık olsaydım koyar, sevseydim yıkardı bünyemi. Bugün 3 senedir sevgili olan ve artık gelecek hakkında da konuşmaya başladığını bildiğim iki arkadaşım ayrılmış. İkisini de severdim, ayrılma h…

Güney Kore’ye gitme ihtimalim var! Yardımınız lazım

Hemen konuya giriyorum arkadaşlar :) Gazella Turizm gezi ödüllü bir yarışma düzenliyor. Kazanan kişi hayallerindeki ülkeye gidecek, tüm masraflar onlardan. Ben de ilk etabı geçen blogger’lardan biriyim. Ama şimdi halk oylaması yapılıyor ve yardımınıza ihtiyacım var. İlk 10’a kalmam için bu çok önemli. Vereceğim linkteki adrese tıklayarak metropolgunlugu.blogspot.com a oy verebilir misiniz? Tabi önce Gazella’nın sayfasını beğenin, sonra da bana oy verin lütfen. Bu gerçekten önemli benim için, desteğinizi bekliyorumAyrıca başka Facebook hesaplarınız varsa onlarla da oy kullanabilirsiniz :) Adres şudur:http://www.facebook.com/GazellaTurizm?sk=app_306751442720105(Önce sayfayı beğenmeyi unutmayın. Bir de arkadaşlar 3 oy verme hakkınız var, üç oyu da benim blogum için kullanabilirsiniz)     Ayrıca gidersem Güney Kore’ye K-Pop’la ilgili bir sürü şey satın alacağım ve geldiğimde de çekiliş yapacağım, bu da seçim vaadi gibi oldu ama bir kazan kazan durumu ortaya çıksın değil mi? Bigbang, Super…

Gizli Anların Yolcusu: Ayşe Kulin derin sulara inmiş

Ayşe Kulin’in yeni kitap çıkardığını Ayşe Arman’a verdiği röportajda öğrendi. Eskiden Sevdalinka ve Adı Aylin kitaplarını okumuş ve beğenmiştim. Ben ara ara yerli romanlara yeniden dönen bir insanım, daha çok yabancı yazarları takip ediyorum. Kitabın konusuna baktığımda ise şaşırmış olduğumu itiraf etmeliyim. Ayşe Kulin, eski dönem aşk hikayeleri üzerinde yoğunlaşmış bir yazardı. Birden modern dünyaya geçiş yapmış, hem de nasıl bir bir geçiş. İsterseniz siz önce Ayşe Arman’a verdiği röportajı okuyun şuradan. Ben de kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmaya başlayayım.     Kitabın baş karakterinin adı İlhami. Kitabı onun ağzından okuyoruz baştan sona. İlhami bir yayınevi sahibi, şirketini ortağı Handan ile beraber yürütüyorlar. Evli ve İngiltere’de okuyan Derya isminde bir kızı var. Geçmişte oğullarını kaybetmişler bir trafik kazasında, hala bu acının yaraları kabuk bağlamamış ailede. İşte böyle bir ortamda giriş yapıyoruz kitaba. İlhami’nin karısı Handan ile yatak sorunları da var. Karıs…