Ana içeriğe atla

Cinsellik tabu olmamalı

Okurken bu şarkıyı dinleyin, çok iyi gidiyor.

Hem başlığı, hem de fotoğrafı gördünüz. Bu yazı “ben +18’im” diye bas bağırıyor. Ona göre okuyun der, hemen konuya girerim. Fotoğraf seçiminde ilk defa sınırları zorladım, bundan dolayı da hiç pişman değilim. Her şeyin ilki vardır aha.

Bu blogda daha önce cinsellik, yazı içerisinde yan roldeydi hep. Sadece Tutkulu İlişkiler Çıkmazı’nda ön plana çıkmıştı. Çünkü yazdığım hikayelere cinsellik eklemeyi seviyorum. Hatta yazdığım hikayeler arasında sadece 1-2 tanesinde cinsellik yoktur diyebilirim. Lee’nin 50 Tonu tarzında takılıyorum işte. Bu zamana kadar hikayedeki cinsellik temalarıyla ilgili hiç yorumsuz yorum almadım. Çünkü derinlemesine işlemeye çalıştım, altında haklı ve geçerli sebepler sundum. İnsanlar da bunu sevdi diyebilirim.

Cinselliği ayıp, kötü, kaka, pis, tabu olarak nitelendiren bir insan değilim. Hayatım boyunca da hiç olmadım. Ailem bana cinselliği pis bir şeymiş gibi anlatmadı. Günah olaylarına girmiyorum, sonuçta o kişinin kendi bileceği bir iş.

Küçükken okul sıralarında bol bol konuşulurdu bu konularda. Beden dersi zamanı bazı kanı fazla kaynayanlar kızların soyunma odalarını gözetlemeye çalışırdı. Hatta bir tanesi yakalanıp müdür tarafında feci bir şekilde dövülmüştü. Bizim sınıfta Mesut diye bir çocuk vardı, 24 saat aklı sikiş sokuştaydı. Sürekli çantasına sıkıştırdığı porno dergilerden getirirdi okula. Teneffüslerde kimsenin göremeyeceği şekilde küme oluşturulur ve bakılırdı.

Eskiden her yerde porno dergilerini bulabilirdik. Gazete ve dergi satan büfelerin hepsinde vardı. Hem de en görünün yerlerine mandalla asarlar ve sergilerlerdi. Ben en son üniversitede hazırlıktayken görmüştüm büfede bu dergilerden. Sonra hiçbir büfede görmez oldum. Bulvar, Şok tarzı gazetelere girmiyorum. Onlar bunların yanında hafif kalırdı. Ünlü bir futbolcuyla ilişki yaşadığını anlatan kadın dergiye mektup yazarak bütün her şeyi açıklamıştı bir sayısında aha. Sıkma olduğu baştan belliydi ama insan heyecanla okuyordu.

Bu arada şundan bahsedeyim hemen. Benim cinsel hikayelerden kastım derinliği olan hikayeler. Öyle o ona girdi, kadın hemen domaldı, birbirlerini yediler tarzında boş şeyler değil… Belli bir konunun içerisine yedirilen hikayelerden bahsediyorum. İçinde dram da olacak, romantizmde, sertlik de…

Beyazıt’ta Özbek ve Marmara Çarşısı vardır. Bilenler bilir. Hemen meydanda yer alırlar. İşte o çarşıların içinde 2. el harika kitaplar bulabilirsiniz. Ben sahaflardan sonra bir de oraya uğrar, kitap gezimi tamamlarım ara ara. Özbek’in en üst katında bir kitapçı bulmuştum. Merdivenlerden çıktığınız zaman hemen sağ tarafta kalıyor. Biraz eskimiş kitapları 1 liraya satıyordu. Bende de bir özellik vardır, aklımda olmayan bir kitap alacaksam sayfa sayısına önem veriyorum. Daha fazla olmasını istiyorum pek. O çarşıda da sayfa sayısı 800’ü geçen bir kitaba rastlamıştım. Kitabın adını maalesef tam olarak hatırlamıyorum ama Hollywood İlişkileri gibi bir şeydi. Rastgele bir sayfa açtığımda cinsel bölüm denk gelmişti. Eve gelip okumaya başladım ve kitap beni sardı. Daha başlarında bayağı açık sahneler vardı ve yaşım da biraz küçük olduğu için heyecanla okuyordum. İlişki, ihanet, seks, aldatma üzerine iyi bir kitaptı. Bittiğinde ise yine o kitapçıya gidip yeni kitaplar almıştım. Büyük ihtimalle bendeki cinsel hikaye okuma sevdası böyle başladı (Tekrar ediyorum, öyle seks sitelerinde yayınlanan ucuz, boş hikayeler değil. Kaliteli fanfiction sitelerinde yayınlanan ve en az 10 bölümden oluşan hikayelerden bahsediyorum. Ben onların müdavimiyim)

İnterneti sık bir şekilde kullanmaya başlamamla her şey daha güzel oldu. Okuyacak kitap kalmadığı için ara verdiğim bu hikayeleri hazine gibi internette bulmaya başladım. Kaliteli olanların sayıları azdı ama her geçen yılla beraber feci bir şekilde arttı.

Eskiden Cine 5’te Emmanuelle serisi filan vardı, şifreye girene kadar izlerdik. Show da Tutti Frutti vardı, kızlar çin çin yapardı. Sokaklarda CD satıcıları en çok porno cd’leri satardı. Bizim mahallede cd satan adama giden çocuklar “karpuz” derdi. Pornoların şifresi buydu aha, acaba niye karpuzdu?

Sevgilim oldu, ilk kez seks yaptım. Hangi yaşta yaptığımı söylemesem daha iyi. Çok heyecanlanmıştım, beynim birden bomboş olmuştu. O günü de unutamam, çok garip ve değişik bir duygu demiştim kendi kendime. Sonrasında sıradan ve zevk veren bir olguya dönüştü doğal olarak.

Birçok arkadaşım milli olma olayını genelevde yaşadı. Ben hiç geneleve gitmedim, o ortamı merak ediyorum ama. Gazeteci olduğum için araştırma ve gözlemleme duyguma engel olmaya çalışmalıyım. Gerçi Zürafa Sokak’ı görmem bile ortamın nasıl olduğuna dair düşüncelerimin belirginleşmesine yetmişti aha. bir de bunun Bayram ve Ülker Sokak versiyonları var ki aman aman diyorum sadece. Karaköy neden Karaköy dendiğinin başlıca sebebi Zürafa Sokak’tır. Geneleve gidip biriyle ilişki yaşamak bana olasılık dışı bir durum gibi geliyor. Çok garip, çok anlamsız, çok kendine hakim olamama durumunun getirdiği bir sonuç. Bizim mahallede de vardı bir tane bunlardan. Böyle büyükçe 5 katlı, garajlı bir apartmandı. Hiç pencereleri açık olmazdı, garaj kapısı da açılmazdı. Ben bilmiyordum genelev olduğunu, kuruyemişçi demişti aha. Bir gün o sokağa gidip önünden geçerken görmüştüm. Daha sonra polis baskın yaptı oraya. Televizyonda izledik ailecek, bir sürü kız çıkıyordu içeriden. O evin mamasıyla ilgili bir olay var ki trajikomik aha. Bu kadına zamanında “yılın annesi” ödülü verilmiş. İlk duyduğumda ne gülmüştüm hahahaha.

Kitap okuyarak başlayan cinsellik serüvenime lise sonda cinsel hikayeleri dahil ettim. Harita metot defterime saçıyordum düşünceleri. Arkamdan oturan bir arkadaşım vardı, adı Yunus. Hikaye yazdığımı öğrendiğinde oldukça merak etmişti. Uzun bir süre direndikten sonra ona okutmuştum. Oldukça beğendiğini söylemişti, cinsel hikayeler konusunda ilk yorumumu ondan almıştım. Gerçi daha sonra sürekli bana yayınevi sahibi gibi baskı yapmaya başlamıştı “yazsana yazsana” diye. Adamın dürtüleri benim hikayelerim yüzünden gün yüzüne çıktı yeniden aha.

Uydudaki bir sürü erotik ve porno kanal, internetteki sayısı site filan derken cinselliğin sanal dünyada oldukça fazla yaşandığı bir ortamda bulduk kendimizi. İnsanlar işin genelde reel kısmıyla ilgilenip “Filiz sevişelim mi?” modunda takılsalar da, benim gibi hikaye okumak ve bu konuda yazılar yazmak isteyen büyük bir kitle de mevut. Ve ben o kitleyi çok seviyorum, bu dünyanın kapısını sonuna kadar açarak tabuları yıkıyorlar. Ve gerçekte edebi anlamda da oldukça iyi yazılar mevcut. Eğer siz de seviyorsanız bir an önce keşfetmelisiniz.

Cinsellik hakkında konuşmayı ayıp bulmuyorum, bu durumun utanılacak bir durum olduğunu da düşünmüyorum. İnsanların özel hayatı da beni ilgilendirmiyor asla. İsteyen istediğini yaşar, yapar. Bu konuda biz bir şey diyemeyiz. Kişi kendinden sorumludur. Cinselliği kötü bir şey düşünen insanların ilerideki hayatının nasıl olduğuna dair hem iyi hem de kötü örnekler, araştırmalar mevcut.

Ben seks hakkında yazmayı seviyorum, erotik hikayeler okumayı da seviyorum. O yüzden ara ara olsa da bu blogda böyle yazılar göreceksiniz. Ama ben sizin, yazının temasından çok iyi yazılıp yazılmadığına bakarak bir karar verdiğinize inanıyorum. Çünkü bu zamana kadar böyle yaptınız, bu şekilde yorumlarda bulundunuz.

Hikayelerle ilgili düşüncelerim ve yazılarım devam edecek. Başka yazılarda görüşmek üzere…

İki hafta yazmadığımda bile kendimi garip hissediyorum.

Şu anda üzerimde bir rahatlama var…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …