Ana içeriğe atla

Neden Kore’ye bu kadar bağlandım?

Hepimizin zaman zaman bağlandığı bir obje/kişi/grup/yer benzeri bir durum olmuştur. Bazıları gelip geçici, bazıları ise kalıcıdır. Kalıcı olduğunu ne zaman mı anlarız? Vaktinizin çoğu o şeyi düşünmekle mi geçiyor? Normalde alakalı olmayan bir şey aklınıza bağlandığınız nesneyi mi getiriyor? Başka insanlara aşılamak için üstün bir çaba harcıyor musunuz? Eğer bu sorulara cevabınız evetse kalıcı bir bağımlılıkla baş başasınız demektir.

Malumunuz bu blogda Güney Kore ile ilgili bir çok yazı yazdım, yorum yaptım. Uzakdoğu’nun bu şirin yarımada ülkesi beni kendine nasıl mı bağladı? İşte bu yazıda bunu açıklığa kavuşturmayı istiyorum. Kemerlerinizi bağlayın, havayolu şirketimiz bizi şimdi Seul’e götürecek.

Kore son yıllarda dünyada en büyük atak yapmış ülke. Tanıtım, müzik, sinema, dizi, grafik ve mimari alanlarında oldukça üstün bir başarı gösterdiği su götürmez bir gerçek. Resmen diğer ülkeleri bu konuda dövüyor. Tıkandığı yerler tabi oluyor, ama bunu da başka alanlardaki başarılarıyla üstün bir şekilde örtbas etmeyi becerebiliyor.

Nasıl oldu da bu küçük ülke dünyadan yüzbinlerce (hatta milyonlarca) insanı kendine bağladı? Neden bize bu kadar çekici geliyor? Açıkçası birinci sebep olarak kendilerini çok iyi pazarladıklarını düşünüyorum. Turizm açısından o kadar gezilecek yerleri yok. İşgal döneminde tarihi eserleri yarı yarıya azalmış. Ama doğal güzellikleri en saf haliyle karşımızda.

Benim için Japonya’nın yeri ayrıdır, bunu hep söylerim. Ama Japonya için hissettiklerimi son zamanlarda Kore için
de hissediyorum. Ülkeyi en kuzey ucundan başlayıp, Jeju adasına kadar gezmek istiyorum.

Sokaklarında kaybolmak çok cazip geliyor. Türlü türlü delilikler yapmanın hiç garip olmadığını düşünüyorum. Çeşit çeşit kahve dükkanlarına dalıp değişik kahveleri tatmak istiyorum. Kafelerinin dizaynlarına bayılıyorum, adamlar gerçekten işi biliyor.

Geleneklerini ve göreneklerini yaşamak da çok cazip bir seçenek. Geleneksel kıyafetlerini giyinip fotoğraflar çekinerek anılar oluşturmak amaçlarımdan biri. Müzik programlarına katılıp sevdiğimin grubu desteklemek istiyorum. Sevdiğim grubunun konserine gidip deli gibi eğlenmek istiyorum.

Gemi turuna çıkıp adalarına çıkarmak yapmak, dalgıç kıyafetlerini giyerek su altı güzelliklerini keşfetmek istiyorum. Deli gibi alışveriş yapmak istiyorum. sırf bu yüzden 1.000 TL filan alışveriş parası götürebilirim aha.

Kore’de hiç sıkılmayacağımı düşünüyorum. Gezi listemde şu anda Japonya ile birlikte ilk sırada. mümkün olursa eğer ikisini tek seferde gezip katmerli zevk almayı amaçlıyorum. Bu yüzden işimde daha sıkı çalışıyorum, bankaya ekstradan para koymak için projeler hazırlıyorum.

Kore’yi keşfetmeden önce hayatımda animeler/mangalar ve Japonya vardı ama bu kadar yoğun hisler beslemiyordum. Kore beni hem daha hayalci, hem de daha gerçekçi bir insan yaptı.

Belki birçok insana saçma gelebilir ama Seul’e gidip Gangnam Style başka olmak üzere birçok şarkının dansını yapmak istiyorum. Bu küçük bir hayal, ama insanı inanılmaz mutlu ediyor.

Bu yaşımda biri bana böyle bağlanacağımı söyleseydi “hadi be oradan” derdim. İlk zamanlar ben de kendime şaşırıyordum, ama şu anda bulunduğum noktadan oldukça mutluyum. Çünkü Kore bana aynı zamanda inanılmaz güzel arkadaşlar kazandırdı. Asla hisleri beslediğimiz küçük bir azınlık olarak yanlış anlaşılmalar ya da bakışmalar olmadan saatlerce süren sohbetlerimiz ve aktivitelerimiz oluyor. Ve ben bunun gibi olaylarda zerre sıkılmıyorum. Bir de bu kişilerle Kore’ye gittiğimi düşününce enerji patlaması filan oluyor içimde aha.

Benim Kore’ye bağlanmama sebep olan ana şeyler 2 tane. Hemen bunlar yazayım. Sırasıyla;

1.Coffee Prince

2. Bigbang

Coffee Prince sayesinde tam olarak Kore’yi sevdiğimi söylemiştim kendi kendime. Çünkü mükemmel bir diziydi. Hala da benim en sevdiğim Kore dizisidir. Gong Yoo’nun ne derece harika bir oyuncu olduğunu görebilirsiniz. Coffee Prince benim için Kore dizilerinin tepe noktasıdır.

Bigbang ile de Kore’ye tam anlamıyla gönülden bağlandım . Bu grup da benim için Kpop’un tepe noktasıdır ve onları asla diğerlerine değişmem. Grup olayının sözlüğünden çıkarmış olan benim hayatıma bodoslama girdiler ve zirveye yerleştiler. İyi ki de girdiler. Gerçi ben Kore sayesinde yeniden gruplara yüzümü çevirdim. Ama son zamanlarda grup çıkarma olayının bokunu çıkardılar, bunu da kabul etmek lazım.

Birçok insanın ortak noktası olduğu için Kore’ye kocaman bir teşekkür borçluyuz bence. Ve ben eminim ki Kore’yi seven herkes bir gün bu güzel ülkenin topraklarına ayak basacak ve doyasıya gezip eğlenecek. Bunu isteyelim yeter, bunun için çaba gösterelim yeter.

Kore’yi seviyorum, Kore’yi seven aklı başında insanları seviyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …