Ana içeriğe atla

Rahat Koltuk ilk konuğunu ağırladı: Mydestiny

      Önce biraz açıklama yapmam gerekiyor. Daha önce şu yazıda röportajlar yapacağımın haberini vermiştim. Aradan biraz süre geçti ve röportajlara başladım. İşte şimdi ilk röportajı okuyacaksınız. Mydestiny sağ olsun beni kırmadı ve sorduğum soruları içtenlikle cevapladı.

     Uzun süredir onu blogundan takip ediyoruz, yazılarını seviyoruz. Daha yakından tanımak isteyenler için Rahat Koltuk’un ilk konuğu oldu. İsmini böyle koymak istedim, bence güzel oldu, içime sindi. Sizi daha fazla oyalamayayım ve Mydestiny ile yapmış olduğum röportaja geçeyim.

RAHAT KOLTUK – MyDestiny

“Şişmanlar lütfen Kim Sun Ah’ı temsilciniz olarak görmeyin”

Önce biraz seni tanımakla başlayalım. Kimdir Mydestiny? Neler yapar?

Mydestiny 22 yaşında, Mersin’de yaşayan maliye bölümü öğrencisi bir garip kızdır. Boş zamanlarında photoshopla uğraşır, kitap okur ve dizi seyreder. Hemen herkesin yaptığı şeyler, tipik bir insanım.

Sonra başa doğru gidelim. Numaralandırdığına göre bu sendrom yazılarının devamı gelecek sanırım? Oldukça akıcı bir şekilde yazı dizisi oluşturduğunu söyleyebilirim.

Kendi komplekslerimden yola çıktığım ve kendimi bildiğim için yazının devamının geleceğini biliyordum, bu yüzden numaralandırdım. Barışık olduğum ve barışmak üzere olduğum komplekslerimi yazıyorum sadece. En hoşuma giden de gelen yorumlar, yalnız olmadığımı görmek güzel. Gerçi kısa boy sendrom yazıma genelde uzun boylular yorum yazıp kendi dertlerini yazdılar ama olsun. Uzun boylular, kaybolun! (Gülüyor) Ve evet sanırım bu yazı dizisi devam edecek.

Eskiden daha tematik yazılar varken son yazıların biraz daha kişisel. Bu açıkçası beni oldukça mutlu etti. Bazı bloggerlar özellikle kişisel yazılardan kaçıyor. Sence bunun nedenleri neler?

Kişisel yazı yazmak, tematik yazı yazmaktan çok daha eğlenceli ve kolay. Sendrom yazılarımı sadece yarım saatte yazdım mesela. Her iki türü de seviyorum ama kişisel yazı yazmanın tadını da aldım açıkçası, içimden her haltı yazmak geçiyor bazen, zor tutuyorum kendimi. (Gülüyor)

30’lu yaşlara geldiğinde Kim Sun Ah’ın Türkiye şubesi olabilirim diyor musun? O potansiyel var mı sende?

Oyuncu olsaydım bu soruya belki biraz olumlu yaklaşırdım ama ne oyuncuyum ne aday adayıyım, bu yüzden potansiyelin p’si bile yok bende. Kim Sun Ah son izlediğim üç dizinin başrolünde vardı, kesinlikle muhteşem bir oyuncu ve kesinlikle kilo almamalı, şişmanlar lütfen Kim Sun Ah’yı temsilciniz olarak görmeyin. (Ve bunu söylediğim için kızmayın)

Bigbang’in en sevdiğin grup olduğunu biliyorum. Bu grubun diğerlerinden farkı nedir?

Aslında en sevdiğim grup demek biraz tuhaf olur çünkü Bigbang takip ettiğim, dinlediğim tek grup. Bigbang’in diğerlerinden farkı şu veya bu demem cahilce olur; seviyorum çünkü yaptıkları şarkıları defalarca dinlesem de ilk kez dinliyormuşçasına hissediyorum. Bigbang işine önem veriyor ve bunu çıkardıkları her şarkıda/albümde fanlarına gösteriyor.

Aynı şekilde favori sanatçın da Taeyang –benim de olduğu gibi- Taeyang bize bir de röportaj için kendi gözünden tarif eder misin?

Taeyang grupta en sevdiğim üye. Grupla ilk tanıştığımda her hafta farklı bir üye gözdem oluyordu, şıpsevdiydim birazcık, sonra doğru yolu buldum Daesung’a sıra gelmeden Taeyang’da çakılı kaldım. Taeyang ilk başta sesiyle büyülüyor ardından dansıyla. (Suşi dansını sürekli izliyorum!) Bu çocuğu izleyip de hayran olmamak elde değil, çok ilgi çekici bir kişiliği var: Bir gün efendi derken ertesi gün gidip koca bir dövme yaptıracak kadar çılgın! Tarif diyorduk, hmm benim gözümde Taeyang ninelerin efendi diye tabir ettiği imaja uygun biri aslında. Özel yaşamı yok, sadece işine odaklı duyarlı bir şarkıcı. Gerçi son zamanlarda saçı ve yeni dövmeleriyle biraz fazla çılgın geliyor bana ama olsun; inanıyorum ki eninde sonunda o saçları kısaltacak ve imajına bir şekil verecek.

Güney Kore ile tanışmamış olsaydın şu anda ilgi alanları kısmında koca bir boşluk olmuş olur muydu? Yoksa onu dolduracak başka bir alan bulur muydun?

Güney Kore benim için dizi-film ve müzikten ibaret bir dünya, günüme renk katan, oldukça keyif veren bir hobi adeta. Tanışmamış olsaydım, boşluğunu hissetmezdim çünkü mutlaka başka bir meşgalem olurdu. Güney Kore olmasaydı belki şu an okuduğumdan çok daha fazla kitap okur olurdum, son zamanlarda ayda sadece bir kitap okuyabiliyorum, eskiden böyle değildim.

Blog yazmanın senin için önemi nedir? Yazısı kuvvetli olan ve olmayan birçok insanın blog yazdığını biliyoruz. Herkes blog yazmalı mı?

Blog yazıyorum çünkü paylaşmak istiyorum, en temel yazma amacım bu. Yazmaya başladığımda birilerinin yazılarımı okuyup yorum yapacağını düşünmezdim hiç, tek başıma çıkmıştım bu yola, şimdi ise seninle röportaj yapıyoruz; süper bir dünya burası! Blog açık için kuvvetli bir kaleme ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum, yazı çalan kişileri düşünürsek eğer blog yazmak için sadece düşünceleri aktarabilme yeteneği yeterlidir bence. Herkes blog yazsın görüşündeyim ama bazen ırkçı paylaşım yapan ve kendi görüşünün aksine yorum yapanları dışlayan bloggerlar gördüğümde herkes yazmasa keşke diyorum. Bir de sadece kısaltmalar yaparak yazanlar var, onları hiç okumuyorum bile.

Sevmediğin bloggerlar var mı? Blogosferde gereksizce işgal yer edenler mesela?

Sevmediğim yok ama temasını sevmediğim için okumak istediğim halde es geçtiğim çok blog var. Siyah fon-beyaz yazı temalı blogları sevmiyorum. Göz yoruyor. Gereksizce yer işgal ediyor demek haddim değil, kimsenin değil.

Photoshop konusunda oldukça iyisin. Hatta benim son logomu da sen yaptın? Bu hünerini ileride maddi kazanca dönüştürmek gibi bir arzun var mı? Aynı şekilde yazma olayını kazanç kapısı yapmak ister misin?

Photoshopta oldukça iyi değilim aslında ama hiç bilmeyenlere göre öyleyim sanırım. Bloglara banner yapmayı seviyorum, bu konuda insanların aklına gelmem sevindiriyor beni. Bunu maddi kazanca dönüştürmeyi hiç düşünmedim, açıkçası istemiyorum; çünkü maddiyata dökersek işin içine sorumluluk girecek, bense bunu hobi olarak, eğlence olarak yapıyorum. Beni kısıtlamayacak bir şey olursa ama neden olmasın. Yazmak ve kazanç, hmm kazanç sağlamayı düşünecek kadar iyi yazdığımı sanmıyorum.

Bir sürü blogger hikaye yazıyor, bunlardan biri de benim. Hatta hikaye olayının bugüne gelmesindeki ilk katkı kendimde desem doğru olur. Bu şekilde senin de bir hikaye yazmanı gönülden istediğimi söylersen bana cevabın ne olurdu?

Geçenlerde dolabımı düzeltirken birkaç müsvedde buldum, lisedeyken yazmaya çalıştığım hikâye başlangıçlarıydı bunlar. Biraz okuyunca içimde devam ettirme isteği oluştu aslında ama şu sıralar öyle bir şey düşünmüyorum. Bir gün denersem iyi veya kötü mutlaka bloğumda yayınlayacağım.

Bu aralar dinlediğin şarkılar, okuduğun kitaplar, izlediğin diziler/filmler neler?

Nell’in son albümü Slip Awax’ı dinliyorum, çok iyi bir albüm olmuş. Kitap ise Kristin Hannah / Ateşböceği Yolu ve Walter Isaacson / Steve Jobs kitaplarını okuyorum. Leyla ile Mecnun, Behzat Ç ve Suskunlar’ı izliyorum. Kdrama olarak City Hall dizisini yeni bitirdim ne izleyeceğime karar vermeye çalışıyorum.

Hayallerin neler? İleride kendini nerede ve ne yaparken görüyorsun? Hayallerini gerçekleştirmek için bu zamana kadar attığın adımlar neler oldu?

Zaman zaman kendimi Maliye Bakanı olarak hayal ediyorum ama sonra bir bakıyorum yetkisini gezme tozma amaçlı kullanan kötü bir bakan olarak yakalamışım kendimi. Şaka bir yana, kendimi hep reklam sektöründe afiş tasarlarken görmek istiyorum. Belki İstanbul gibi büyük bir şehirde olsam birkaç reklam şirketine başvuru yapardım, en dipten başlamaya bile razıyım. Bu hayal için yaptığım tek şey boş zamanlarımda photoshop çalışmak.

Röportaj için teşekkür ederim Lee, çılgın fikirlerinden biri cevaplarım sayesinde hayata geçti. Çalışmalarının devamını fikirlerinin hayata geçmesini diler, bu yazıyı burada noktalarım. Ünlü bir gazeteci olduğunda, TV programlarına veya gazeteye röportaj verirsen ve olur da ilk röportajını kiminle yaptığın sorulursa, adımı görmezsem duygularımı incittiğin için sana manevi tazminat davası açacağımı belirtmek isterim. (Gülüyor)

***

     Umarım Mydestiny ile gerçekleştirmiş olduğum bu röportaj size güzel vakit geçirmiştir. Ben cevapları oldukça beğendim, o da soruları beğenmiş olmalı ki hepsine içtenlikle yanıt verdi. Aslında daha detaylı sorular vardı ama iş yerimdeki bilgisayarda bulamadım, o yüzden yeniden yazmak zorunda kaldım. Bir dahaki Rahat Koltuk röportajında görüşmek üzere.

Lee..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …