Ana içeriğe atla

Zaman aşımına uğrayan aşklar..

Ben insanları incelemeye seven biriyim. Ayrıca insanların hayatına hangi sıfatla dahil olacağını merak ederim, öğrenmek isterim. Belki siz de benim gibisinizdir. Yeni tanıştığım biri hakkında “acaba arkadaşım mı olacak?”, “hoş insan, sohbeti de hoşsa, düşünceleri de hoşsa neden bir ilişkiye doğru yelken açmayalım ki?”, “Hal ve hareketleri beni irrite etti. Yanıltmadığı sürece sadece tanıdık olarak kalacak biri benim için” gibi düşünceler kafamın içinde fır fır dönebiliyor bazen.

Eskiden çok yanılırdım, ne de olsa çocuktum. Kendi kuyumu kendim kazar, sonra da içine düşerdim. Ama bunlar masum düşüncelerdi, yani hiç biri gerçekten koymadı bana.

Mesafeler yüzünden bir ilişkim bitti koymadı, boynuzu yedim koymadı. Aşk başka, sevgi başka, hoşlanma başka bir şeydir. Ben o 2 insandan hoşlanıyormuşum, eğer aşık olsaydım koyar, sevseydim yıkardı bünyemi.

Bugün 3 senedir sevgili olan ve artık gelecek hakkında da konuşmaya başladığını bildiğim iki arkadaşım ayrılmış. İkisini de severdim, ayrılma haberini aldığımda önce inanmadım. çünkü bu üç sene içerisinden neredeyse hiç kavga etmeyen bu çift yollarını ayırmıştı. Ben üzüldüm, olayla alakam olmadığı halde melankolik oldum birden.

Kendimi o arkadaşımın yerine koymaya çalıştım. Bir kere giden zamana üzülürdüm. 3 yıla bu, dile kolay yahu.

Oldukça yavaş bir şekilde gelişen ve her geçen gün kendini az da olsa yenileyen bir ilişki anında darmadağın oldu. Yapması ne kadar zor, yıkması ne kadar kolay değil mi? Gerçi benim de 2 senelik ilişkim gitti öyle gümbürtüye. Büyük ihtimalle bu yüzden kendimi arkadaşımın yerine koymaya çalıştım, daha önce yaşadığım için.

16 yaşında aşık olduğumu zannediyordum. Veledin tekiydim, dünyanın bütün sırlarını çözmüş gibi dolaşıyordum etrafta. Ergenliğin en sinir bozucu bir döneminde bütün aşk meşk ilişkilerini hatim etmiş gibi davranan bir embesildim. İşin kötü yanı karşımda insan da öyle biriydi ve biz beraber olduğumuzda dünya bizden iğrenebilirdi. Ben de yaptım canım cicim edebiyatını. Şimdi kusma derecesinde nefret etsem de geçmişte yaptığımı itiraf ediyorum işte açık açık. Hayatım, bebeğim deyip, sabahlara kadar aptal saptal mesajlaşıyorduk birbirimizle. Ailemden bile önce gelirdi, ne kadar naif, ne kadar angutmuşum.

Ben 18 yaşına girdiğimde büyüdüğümü hissettim ilk olarak. Büyük ihtimalle psikolojik bir büyüme idi bu durum. Ondan sonra insanın zaten idrak duygusu açılıyor, o tıkanıklık yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. Eğer 16 yaşında biri okuyorsa ve ben aşığım diyorsa kendi kendine ona buradan sesleniyorum: “Hayır değilsin, sadece kendinle beraber bütün dünyayı kandırdığını düşündüğün bir masalın içindesin” Zaten her şeyin değeri ya kaybedince, ya da aradan uzunca bir zaman geçtiğinde anlaşılıyor.

Göksel - Uzaktan

Artık hayata karşı, ilişkilere karşı düşüncem farklı ve net. Biri var, hatta şu anda kendi bilgisayarının başında internete girip sörf yapıyor olabilir. Oyun oynuyor olabilir. Televizyon izliyor olabilir. Yolculuk ediyor, tatil yapıyor olabilir. Ama işte “gerçekten” biri var. Ve dışarıya adım attığımız her gün birbirimize ya uzaklaşıyoruz, ya da yakınlaşıyoruz. Gün gelecek yollarımız kesişecek ve biz karşılaşacağız. Şans ya da kader diyelim, belki konuşacağız. İletişim halinde olmayı başarırsak “ruh ikizi” olayı gerçekmiş diyeceğiz kendi kendimize. İşte tek sorun o insanı nerede olduğunu bilmiyor olmamız. Belki kilometrelerce uzaklıkta, belki de arka sokakta. Bunu hiçbir zaman bilemeyiz.

Eğer ki yeni biriyle tanıştığımızda ilk “işte karşılaştık” diye düşünüyorsanız şansınızı zorlayın, en azından ben öyle yapmayı düşünüyorum. Çünkü insanoğlu yalnız kalamaz, insanlar yalnız yapamaz. Seni ailenin biricik oğlu/kızı olduğu için, başarılı olduğun için, yakışıklı/güzel olduğun için, zengin olduğun için değil, seni sen olduğun seven biri lazım. Hepimizin buna gerçekten ihtiyacı var, hayat işte o zaman daha da güzelleşiyor.

Lee ile karalama defteri yazısının sonuna geldik..

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …