Ana içeriğe atla

Son zamanlarda Lee neler yapıyor?

Geçen Twitter'a girdiğimde "Bu aralar yazamıyorum, hiç içimden gelmiyor" diye yazmıştım. Artık silkelenip kendime gelmeliyim. Bu kadar uzun süre (gerçi hepi topu 11 gündür "bloga" yazmıyorum ama bu benim için oldukça uzun bir süre) yazmadığımda kendimi rahatsız hissediyorum. Artık o kadar alışmışım ki yazmaya, benim için bir ihtiyaç oldu.

--> Başlıkta da gördüğünüz gibi biraz neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Yeni bir işe başlamıştım, çalışmaya başlayalı 22 gün oldu. Her şey çok güzel gidiyor, derginin yeni sayısının içeriği neredeyse bitmek üzere. Sadece bir tane röportaj kaldı, o da yarına hallolacak. Belki de dergiye yazdığım için içimden bloga yazmak gelmedi, bilemiyorum. Her şeyden memnunum, çok şükür kötü giden bir durum yok.

--> Havalar bayağı ısındı, şu anda bile sol yanağım güneş yüzünden resmen yanıyor. Bu tarz havalarda insan kendini dışarıya atmak, deniz görmek filan istiyor. Ben işe gelirken her gün Boğaz Köprüsü'nden geçiyorum ve İstanbul Boğazı'nın bana sağladığı o rahatlama duygusu gerçekten harika. Kulağımda genelde çok sevdiğim bir şarkı oluyor, gözlerim o maviliği, o büyüleyici güzelliği gördüğünde bütün yelkenlerimi suya indirerek rahatlıyorum. Ben suya aşığım, ben denize aşığım.

--> İş dışında dolaşıyorum, ayaklarım geberinceye kadar geziyorum. Bu Cumartesi de en sevdiğim arkadaşlarımla Çengelköy'de boğaza karşı kahvaltı yapacağız mesela. Ben ki izin günlerimde hayatta erken kalkmam, ama dostlarım, yemek ve boğaz işin ucundaysa zıpkın gibi olurum aha. / Ayrıca yeni işimde hafta sonlarım tatil, bunun da mutluluğu var üzerimde.

-- > Deli gibi müzik dinliyorum, kitap okuyorum. Hani burada daha önceden otobüslerde, hareket halindeyken bir şey okuyamam, ters gidemem diye yazmıştım ya, işte o durumu tamamen yenmişim ben yahu. Eskiden ters oturduğum andan itibaren bana bir haller olurdu. Geçen metrobüse bindiğimde oturmak için kalan yer ters koltuklardan biriydi. Metrobüsün o kalabalığında ayakta kalmayı o gün götüm yemediği için oturuverdim. Ve ben tam 12 durak boyunca öyle ters gittim, hiçbir şey olmadı bana. Hatta Mecidiyeköy'e geldiğimde çantamdan Siktir Et'i çıkartıp okumaya bile başladım. Dün bu sefer bilerek ters oturdum, gene bir şey yok. Bu sayede yendiğimin farkına geç de olsa vardım aha. Artık gidebiliyorum, bu benim için büyük bir adım. İşte bu yüzden metrobüste, otobüste, metroda kitap okumaya başladım. Müzik konusunda ise Bigbang'i dinliyorum tahmin ettiğiniz gibi. Her yerde "Wow, fantastic baby ve boom shakalaka" deyip duruyorum.

--> Hayat bunların dışında rutin gidiyor aslında. Zaten ben -hatta biz, grup olarak- havaların ısınmasını bekliyorduk. Nisan'ın başlangıcından itibaren kendimizi iyice dışarıya atmaya başlayacağız. İstanbul'un keyfi doğal olarak güzel havalarda çıkıyor. Doyasıya gezmek, temiz hava almak, arkadaşlarla beraber olmak lazım.

--> Bigbang hikayesinde sıra bende, en kısa zamanda bölümü yazıp yollayacağım. Ayrıca Tutkulu İlişkiler Çıkmazı'nı da ekleyeceğim. Bigbang ile ilgili ben de diğer arkadaşlarım gibi güzel bir bölüm yazmayı ümit ediyorum. 

Bahar geldi, artık enerjik olmak lazım. Yüzüm daha çok gülüyor, dışarıdan daha çok keyif alıyorum. Gündüzlerin de uzamasıyla birlikte, uzun kolluların da kısalmasıyla birlikte artık günler daha güzel geçecek. Pek güzel, değişik, sıra dışı şeyler yaşamıyorum son zamanlarda ama en azından bunları yazmak istedim. İnternet dünyasında minnacık bir not olarak yerin alsın :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…