Ana içeriğe atla

Korece hakkında kısa kısa notlar

     Fark ettim ki ben bu blogda Korece hakkında hiçbir şey yazmamıştım. “Olmaz” dedim kendi kendime, ayrıca geç olsun güç olmasın diyerek oturdum bilgisayarımın başıma. Yalnız bu yazıda Korece’nin grameri, işte cümleler, tarihçesi filan gibi derin bilgilere girmeyeceğiz. Artılarıyla, eksileriyle, benim düşüncelerim nelermiş onlara bakacağız.

- Korece’nin kötü bir özelliği ile başlayalım. Maalesef dar bir alana sıkışmış bir dil. O yüzden ben Korece öğreneceğim dediğiniz zaman çevrenizdeki insanlar hemen “Neden? Ne gerek var?” diye sorabilir. Bu çok doğal bir şey aslında. Çok az insan dil öğrenmeyi hobi ya da zevk için gerçekleştiriyor. Artık 2012’de yabancı bir dil öğrenmek “iş” gerekliliği diyebiliriz. İngilizce’ye tam hakim olmadan başka bir dile yönelmek insanlara garip gelebiliyor.

- Kuzey ile Güney bile belki de 10 yıl sonra birbirini anlamayacak. Ayrıldıkları zamandan beri iletişimleri oldukça az olduğu için iki ülkenin de ortak dili kendilerine göre şekillenmiş geçen yıllarda. Alfabeye bakıp da aynı demeyelim yani. Nasıl ki insanlar Farsça’yı, Osmanlıca’yı (Tamam bu gerçek değil, toplama bir dil ama bu madde içinde sayabiliriz) hiçe sayarak sürekli gördüğü yazılara “A arapça bu” diyorsa bu da aynı hesap.

+ Korece’nin güzel yanlarından biri alfabesi. Hangul çok kullanışlı bir alfabe. Ama ben hala tam anlamıyla üçüncü harfin hangi yerlerde alta geleceğini, hangi yerlerde gelmeyeceğini kestiremiyorum. Organize işler bunlar tabi. Ayrıca Çince ve Japonca’ya nazaran sembollerinin olmaması da enfes hani. Yeme de yanında yat lan.

+ Bir de biz Türkler için bildiğiniz gibi Korece ve Japonca öğrenmek kolay. Hatta bir Türk’ün en kolay öğrendiği dil Korece’dir. Çünkü gramer olarak benziyor, böyle sondan eklemeli, özne yüklem iki dilde de aynı yerde oluyor filan. İşte trafik işareti kılıklı Hangul’u da kısa zamanda çözeriz, ondan sonra Korece öten bülbül oluruz. 6 ayda rahat konuşabiliriz çalışsak, zaten bunu öğretmenler de diyor.

+ Türkiye’de Korece öğrenmek geçmişe göre artık çok kolay. En son Trabzon’da bile kurs açtılar düşünün. Daha mı küçük bir şehirde oturuyorsunuz? Hiç sorun değil. Elimizde artık internet diye bir şey var. Online eğitimin yanı sıra, kargoya atılan eğitim kitapları 1 günde oturma odanızda olabiliyor. Yeter ki istek olsun değil mi?

+ Dünyada İngilizce dizilerden sonra ülkemizde en çok Korece diziler çevriliyor dersem doğru bir noktaya parmak basmış oluruz. Ayrıca Kpop’un deli gibi bir yükselişi var. O yüzden kulak aşinalığını böyle çok eğlenceli bir şekilde kapabiliriz. Zaten izlediğiniz dizilerde anladığınız bir kelime geçtiğinde kesin siz de benim gibi seviniyorsunuzdur. bir de o cümlelerin tamamını çok rahat bir şekilde anladığınızı düşünün. Enfes olurdu değil mi? ;)

- Maalesef Uzakdoğu’da Çince ve Japonca’nın gerisinde kalmış bir dil Korece. Çince devasan nüfusun konuşması yüzünden, Japonca’da teknolojisi, gelişmişliği ve anime/mangaları yüzünden önde. Anime/manga deyip geçmeyin sanırım, nasıl devasa bir pazardır bu ikisi var ya. Ama tabi insanlar, özellikle de gençler hobi ve sevgilerinden dolayı öğrenmek istiyorlar. Ülke de çalışma isteklerinin de temelinde bu sevgi var. Benim için de öyle şahsen, tabi bir de Japonca’da Kanji denilen nefretlik 2000 adet sembolün olması aha.

- Korece telaffuzu gerçekten kötü. Ben anime izledikten sonra Kore dizisine geçip yaptıysam kulağım ağrıyor ilk başta aha. Sürekli kavga ediyorlar gibi geliyor bana. Alfabesi, yazması ne kadar güzelse telaffuzu da kötü maalesef. Bir de Korelilerin boğazdan bir “H” harfi çıkarma olayı var ki dillere destan. Abicim ne yapıyorsun sen demek istiyorum, o genizden çıkarma olayı ne Fransızcada var, ne Hollandaca’da. En kallavi olanı Korece’de.

+ Pratik yapacak kişi bulma ihtimali diğer dillerden daha fazla. Bugün İngilizce dışında Türkiye’de pratik yapacak insan sayısı gerçekten az. Ama Korece bilenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor ve bu insanlar yüz yüze pratik yapmaya aç. Benim gibi İstanbul’da ya da başka bir büyük şehirde yaşıyorsanız Korece çatısı altında pratik yapmak için Pazar buluşmaları bile yapabilirsiniz. Kulak aşinalığı ve pratik yapmak inanılmaz derecede önemli.

+ Samsung, LG, Hyundai gibi firmaların bizim ülke pazarının içinde olması da önemli. Çünkü bu markalar için Türkiye gerçekten de iyi bir pazar. Ve farkındaysanız Kore’ye giden kişilerin yolları genelde ya buradan geçmiş, ya da evlilikten aha. Ben gönlümü Kore’de kaptıracağım diyorsanız kapağı bu 3 şirketten birine atmalısınız. Mesela ben de ileride Samsung ve LG’nin basın danışmanlığı olayına girmeyi düşünüyorum. Deneyenin bir gözü değil mi? :) Ve bu şirketler için Korece bilen çalışan çok daha önemli. Ülkede hepi topu 2 tane Korece bölümü var, Ankara ve Kayseri’de. Ve Kayseri’de okuyan bir arkadaşım sınıflarının 9 kişi olduğunu söylemişti yanlış hatırlamıyorsam.

+ Şöyle bir hesap yapalım. Her sene bu iki üniversite 50 mezun veriyor diyelim. Bu 50 mezun içinde mesleğini Korece üzerinde yapacak olanların sayısı 30 olsun. Çünkü insanlar mezun olunca nasıl bir zorluğun içine düştüğünü anlıyor. Sonra ne iş olsa yaparım mantığı giriyor birden devreye. Kendini geliştiren insanlara baktığımızda oran daha da düşüyor: 15 kişiye düşebilir. Ve bu 15 kişi iş arayacak Korece üzerinden ülkede. Üniversitede kalmak isteyen de 5 kişi olsun, elimizde kaldı mı 10 kişi? İşte o 10 kişiyi büyük şirketler kapabilir, sonra da bu 10 kişiye Kore yolları gözükebilir. Ama siz kursta her seviyeyi iyi bir şekilde öğrenerek onları 4 yılda kaptıkları 1, belki bilemedin 2 yılda kaparak bu şirketlere girebilirsiniz. Üniversitede feci teorik bilgiler de öğretiyorlar, çok iyi bir kurs olduğunda mesela Uluslararası İlişkiler okuyarak daha avantajlı bir konuma geçebilirsiniz. Öğretmen olmak isteyenler için maddeleri bilemiyorum ama, formasyon almak gereklidir sanırım. Bilen biri yorum bırakırsa hepimiz öğrenmiş oluruz.

+ Korece üzerinden bir açık var. Bakıp Çince açığını farkında vardı insanlar, Çin’e giderek bu dili öğreniyorlar. Kore’ye giden Türkler de var. Bu yol hala açık, Kore’de zaten yabancılar genelde el üstünde tutuluyor üçünce dünya ülkelerinden olmadıkları sürece. O yüzden ben hep iyimser bakmışımdır. Sevgi, ilgi ve hobi olarak başlığınız bu dil ekmek kapınız bile öğrenebilir. Sıkı bir disiplin ve bol bol pratik şart tabi.

     Korece hakkındaki düşüncelerim böyle benim. Şahsen sevdiğim bir ülke olduğu için dillerini de seve seve öğrenebilirim. Hele ki yaşınız şöyle 17 – 18 ise çok daha iyi. 20 yaşında girmeden bu dile hakim olabilirseniz kimse sizi tutamaz. Eğer ki ileride Samsung ve LG ile iletişim halinde olabilirsem bir gazeteci olarak, size daha iyi ve içeriden bilgiler sunabilirim burada. Şimdilik yukarıdakilerle yetinelim..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …