Ana içeriğe atla

Ankara’da bir Jaejoong gördüm sanki..

     Evet evet, bir Jaejoong gördüm ben. Zaten bu yazı da baştan aşağı onu nasıl gördüğümle ve yaşadıklarımla ilgili. fotoğrafı JYJTurkey sitesinden aldım, ben makinemi arkadaşımda unuttuğum için anca Çarşamba kavuşabileceğim. Bu arada sevgili arkadaşım Henice bana fotoları rar’layıp yollayacak, onun için ona çok teşekkür ediyorum. Evet, şimdi başlayabiliriz.

     Ben aslında JJ’nin Türkiye’ye geleceğini okuduğumda hiç inanmamıştım. Yine asılsız bir haber ortalığı ayaklandırmış demiştim. Sonra posteri görünce birazcık inandım ve mail attım. Gece cevap geldiğinde mutlu olmuştum, sonra da olayın doğruluğunu ve ciddiliğini gördük zaten. Hemen Ankara’ya bilet aldık ve yola koyulduk. Yol boyunca sohbetler yaptık, Kpop’tan çeşitli şarkılar dinledik. Hatta ben gecenin körünce Taeyang – Where u At dinlerken fotoğrafını çeşit Twitter’da bile paylaştım.

     Sabah saat 6 gibi Ankara’ya indik ve diğerlerini beklemeye başladık. En iyi VIP’lerde LeeHyunSang ve arkadaşları Kocaeli’nden gelmişlerdi. Onlarla buluştuk ve diğer İstanbul kafilesini bekledik. Arkadaşımın Bursa’dan bir arkadaşı geldi. Kısaca Türkiye’nin dört bir yanından insanlar gelmişti. Ankaray’a bindiğimizde bayağı eğlendik hani. Ama şunu söylemem gerekiyor, bu şehirde ruh yok! Metroda sabahın körü tamam ama hadi gülmeyi geçtim birbiriyle konuşan insan bile yoktu. Tek ses bizden çıktı vagonda.

     Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi’ne geldiğimizde kimse yok diyorduk ama maşallah bir sıra vardı evlere şenlik. Ve saat 9 bile olmamıştı. Ankara dün –3 dereceydi ve benim neredeyse götüm dondu. Sıraya girdikten sonra soğuğa aldırmadan diğerleriyle tanıştık. Pankartla, JJ’in fotoları açıldı tek tek, bak bak nasıl olmuş? soruları havada uçuştu. Ben o sırada hala donan parmaklarımı, ayaklarımı ve götümü düşünüyordum. O sırada Ankara tayfasıyla tanıştık ve kocaman bir aile olduk resmen. 20 kişi vardık hani. Kimler kimler yoktu ki? Sevgili Günlük ekibinin 2 üyesini gördüm, Meli ve Cinnet’i. Arya İngiltere’de olduğu için gelemdi, Doğruyol da hastalanmış, yoksa gelecekti. Henice_ ve arkadaşı vardı. Geçmiş olsun diyorum hemen burada. Sonra Facebook’ta ve Twitter’da konuştuğum kişileri gördüm. Onlarla uzun uzun sohbetler ettik. Face’te RP yaptığımız sayfadaki kişilerle tanıştık, blogu olanları gördüm filan. Hepsinin adını sayamıyorum valla :)

     O soğukta 11’e kadar bekledik, bu arada sıra neredeyse dışarı taşıyordu. Etkinlik yapacaklar kenarda güzel güzel etkinlik yaptı, hep beraber bağırdık eğlendik. Biz o soğukta herkes JYJ diye bağırırken Bigbang dinliyorduk aha. Kapılar açılmaya başladığında milleti içeri 10 10 aldılar. Bizim grup içeri girdiğinde Henice geride kalmıştı. Hemen “abi abi, o bizden yahu” diyerek onu da içeri aldık. Sıramıza oturduk ve beklemeye başladık. Tabii bu sırada onlarca fotoğraf çekmiştik bile. Herkeste büyük bir heyecan vardı. Işıklar sönmeye başladığında merak tavan yapmıştı. Önce JYJ’nin birkaç klibi ve Avrupa’da verdiği konserlerin görüntülerini izledik. Sonra çalan Mission ile iyiden iyiye gaza gelmeye ve coşmaya başladık. Benim eller hareketlenmeye, ayaklar oynamaya çoktan başlamıştı bile.

      Ve tam o sırada Jaejoong sahneye çıktı. Çıktığı anda itibaren saki kıyamet koğtu, o çığlıkları, bağırışları duymalıydınız. İnanılmazdı, insanı sağır edebilecek desibelde bir ses tufanı vardı. herkes gözler ışıldıyordu, bütün salon mutluluktan uçuyordu resmen. Bunu anlatamıyorum işte, görmeniz, yaşamanız, hissetmeniz lazımdı. Bundan sonra yazıya madde madde devam edeceğim.

     1. Jaejoong önce eğildi ve “Merhaba” dedi bize. Tabii yine çığlık çığlığaydı ortalık. Sürekli gülümsüyordu ne neşeli olduğu her halinden belliydi.

     2. Adam ne derse herkes basıyordu bağırışı. Hıh desen ooooooo diye bir tufan yükseliyordu ağızlardan. Bir ara şaşırdım ama sonra ben de ortalığın bu deliliğine karıştım.

    3. Türkçe olarak sizi çok seviyorum, iyi akşamlar ve salonda bizim öğrettiğimiz “Sizi çok özledim”i söyledi.

     4. “Türk kızları çok güzel, hatta Korece bilen bir Türk kızıyla evlenebilirim” dedi. Hayranlarının yapmış olduğu videoyu çok beğendi ve videodaki kızların çok hoş olduklarını söyledi.

     5. TRT’ye çıkacak filan denmiş, öyle bir şey konuşulmadı. 1 gün kalacağını, sonra da geri döneceğini söyledi. Zaten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüştü, etkinliğe katıldı ve ülkesine geri döndü.

     6. Doğum günü pastası geldi. Pastada Yoochun ve Junsu’nun da figürü vardı. Junsu’nun figürünü eline aldığında maalesef koptu. Pastadan sahnede ona soruları soran kıza ikram etti.

     7. On taneye yakın soru soruldu. Yeni dizi teklifleri aldığını ve birini değerlendirdiğini söyledi. Yani yakın zamanda yeni bir diziyle karşımıza çıkacak.

    8. Konuşurken Nisan veya Kasım ayı geçti bir yerde. Ya bu iki aydan birinde grup üyeleriyle gelecek, ya da konser olayı başlayacak. Tam emin olamıyor kimse, çünkü çevirmen hem çok kötüydü, hem de cümlesi bitmeden bağırışlar yine yeri göğü inletti. Ama konser vermek istediğini ve bir daha gelmek istediğini söyledi. Grup arkadaşlarımla beraber gelmek istiyorum dedi.

     9. Bizim için I Will Protect You şarkısını söyledi. Hatta biraz uzattı ve sizin için uzun söyledim dedi. Utandığı anda masanın altına bile girecekti neredeyse. Fan servis olayı olsa bile çok samimi geldi.

     10. Yaklaşık olarak 15 – 20 kişiye JYJ grubunun üç üyesinin de imzaladığı In Heaven albümünü verdi. Giriş yaparken bize numaralar vermişlerdi. Bu şekilde çekiliş yapıldı ve şanslı hayranlar albüm kazandı.

     11. Bize en sevdiğimiz şarkıyı sordu ve cevap olarak In Heaven’ı aldı. Gerçekten de çok ama çok güzel bir şarkıymış, benim manyaklığım da şudur ki ben bilmiyordum parçayı aha.

     12. Daha donra on kişiyle fotoğraf çekilmek için yine çekiliş yapıldı. Benim numaram 73’tü ve şansım bu sefer teğet geçti. Yanımdaki arkadaşım LeeHyunSang’ın numarası 74’tü ve şans onu vurdu. Çığlık kopartırken benim de kulağım çınladı ve Jae o sırada bize bakıp gülümsedi. Arkadaşım fotoğraf çekinirken heyecandan ve doğallığından yere eğildi hatta, fotoyu görmüşsünüzdür kesin. Jae de akabinde eğildi ve 3 kere eğilip kalktılar. O sırada salon yıkıldı diyebilirim, çok güzel bir andı.

     13. Jaejoong Türkiye’yi çok beğendiğini söyledi. Acı sevdiği için yemek yediğini ve Türk yemeklerini beğendiğini dile getirdi. Ama nedense hangi yemeği yediğini söylemedi.

    14. Bayağı utandı, güldü ve eğlendi. Bunu hem gözlerinden, hem de hareketlerinden anladığımı söyleyebilirim. Kesinlikle memnun bir şekilde ayrıldı. Evet etkinlik biraz erken bitti ama bunun özel bir nedeni var mı biz de bilmiyoruz açıkçası. Bence pek yok ama.

     ve son olarak

     15. Biz mutlu olduk, o mutlu oldu. Herkes için süper bir gündü. Keşke gelemeyenler de gelebilseydi, o ortamda olmak bambaşka bir duygu. İçinizdeki o deli fan sizi ele geçirip yönlendiriyordu resmen.

     Daha sonra biz yemek yedik ve Kızılay’da bir kafeye girdik. Kızılay’a yolu düşenler asla ama asla Ezgi Kafe & Çay Bahçesi’ne gitmeyin. Berbat bir yer, içerisi feci dolu ama ne servisi servis, ne de çalışanları çalışan. Hiç memnun kalmadık. sonra benim Maviş diye sürekli papağan gibi tekrarladığım kafeye gittik. İşte orası çok hoştu, çok beğendik. İlk başka arabesk fantezi çalsalar da daha sonra yabancı pop ve r&b ye geçip, Türkçe rockla bitirdiler, bir acayipti aha.

     Tabu oynadık bir güzel, bizim takım kazandı valla, çok zevkli geçti. Oynarken iki şeyi anlattığımızda inanılmaz güldük, gerçekten çok komik ve rezalet anlatışlardı aha. Kısaca biz inanılmaz eğlendik ve yüzümüzde kocaman gülümsemeyle şehirlerimize döndük. Sabahın altısında İstanbul’a indiğimizde bile çok mutluydum. Uykusuzdum ama mutluydum. Yine olsa, yine giderim. Eğer bir daha olursa size de kaçırmamanızı öneririm.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…