Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kendinize ait hissettiğiniz kişiler

Ben eskiden beri Göksel’in, Bendeniz’in ve bir de nereden sevdiğimi hatırlamadığım Songül Karlı’nın bana özel şarkılar olduğunu hissederdim hep. Göksel sonra patladı, biraz büyüyünce “Songül Karlı ne lan” moduna girdim, geriye de Bendeniz kaldı. Ha bir de Şahsenem vardır ondan tamamen ayrı bir hikaye çıkar.Dünyada da böyle “benim o, sadece benim” dediğim kişiler var. ama bu cümle daha çok İngilizce müzik yapmayan kişiler için geçerli desem yanlış olmaz. Çünkü onlar fazla tanınmaz, kaliteli müziklerini belirli bir azınlığa sunup yollarına devam ederler. İşte Aneela Mirza da benim için öyle. Bu güzel kadın yarı İran, yarın Pakistanlı. 74 doğumlu olan Aneela dünyaya gözlerini Danimarka’da açıyor, hala orada yaşamaktadır ayrıca.      Doğu müziğini icra eden insanların başka bir aurası, görünüşü, sesi ve duruşu olduğunu hepimiz biliyoruz. Aneela çok sevimli bir kadın, ben ve birçok kişi onu Arash ile beraber seslendirdikleri Chori Chori ile keşfettik. Sesinin inceliği Pakistanlı olmasından…

Güney Kore’den bol moda içerikli dergi dizisi: Style

Hani bazı diziler vardır ya böyle kıymeti tam olarak anlaşılamamış, işte Style da o dizilerden biri bence. Yayınlandığı zaman oldukça ilgi çekmişti halbuki, bu ilgi rüzgarı bizim buraya biraz geç ulaştı ama olsun. Gerçi oraya koysaydık iki tane sanatçı-oyuncu(!), gör bakalım o zaman nasıl uçuyordu bu güzel dizi Türkiye’de.      Birazcık konusundan bahsedeyim. Lee Seo-Jung moda – magazin dergisi olan Style’da çalışmaktadır. Moda dünyasının, medya sektörünün gerçekte göründüğü gibi olmadığını fark ettiği zamanlarda işler onun için biraz ters gider. Seo Jung karakterine son zamanlarda adı olaylara karışmış olanLee Ji Ah hayat veriyor. Ben bu kızı seviyorum valla, hem de çok. Editör Park Ki Ja ise çalışanları tarafından sevilmez, biraz gaddar bir kadın. İşte dizi de herkesin favorisi olacak isim diyorum. Ciddi duruşu, harika moda anlayışı, işini çok iyi yapmasıyla Ki Ja benim favorim olmuştu. Zaten Kim Hye Soo’yu da çok severim, çok iyi bir oyuncu. Seo Woo Jin ise becerikli bir şeftir, bi…

Oldum renga rengarenk.. Bir gazetecilik hikayesi

Üniversitedeyken tarihi yarımadada gezmeyi oldukça severdim. Dersler bittiğinde kendimizi Sultanahmet’e, Gülhane’ye, Sirkeci’ye filan atardık hep. Gün gelir turist taklidi yaparak kendimizce eğlenirdik, gün gelirdik müzeleri tek tek dolaşırdık. Gülhane’yi gezdikten sonra karşımıza çıkan çay bahçesinden denizi seyreder ve mutlu olurduk.      Ben normalde yalnız gezmeyi sevmem ama o gün Doğubank’ta bir işim olduğu için tek başıma Sirkeci’ye doğru yol almıştım. Bilenler bilir, Doğubank’ın ve arkasının olduğu sokak geniştir, böyle alabildiğince mağazalar ve geniş bir yol sizi karşılar. O yolda yürüyüp fotoğraflar çekerken karşıma kocaman bir duvar çıkmıştı. Bilgisayar çöktüğü ve beni sap gibi bıraktığı için maalesef size o duvarın fotoğrafını gösteremiyorum. Alabildiğince rengarenk bir duvar, çeşit çeşit şekiller. Gökkuşağının tam karşısında gibisiniz, sanki duvarı atlasanız bir azan altına sahip olacaksınız. O duvarı gördüğüm gibi vurulmuştum, karşısında dikilip kafamı bir sağa bir sola …

Orta Avrupa’da bir güzellik: Macaristan

     “Lee ile dünya turu”nun ilk halkası Macaristan.Avrupa’da en sevdiğim ülkelerden biridir Macaristan. Aslında ben denize kıyısı olmayan ülkeleri öyle pek sevmem ama bu güzel diyar istisna. Hem tam başkentinin ortasından geçen, ülkeyi boydan boya dolaşan Tuna nehri var. “Lee ile dünya turu” konseptli yazıların ilk halkasını Macaristan’a ayırdım. Bundan sonra ara ara sevdiğim, sevdiğiniz ülkeleri dolaşacağız. Genel ve kısa bilgilerle bezeli yazılar olacak.     Önce biraz Macaristan hakkında bilgiler verelim. Başkenti Budapeşte olan Macaristan’ın nüfusu 10 milyondur. Ülke AB ve Schengen’e dahildir, yani vize alırken aslında diğer schengen ülkelerinden de alabilirsiniz ama bazen sorun çıkartabiliyorlar. Vizesi diğer ülkelere göre daha kolaydır. Ülkede Tuna ve Tisza nehirlerinin dışında bir de Balaton gölü vardır. Yukarıda da dediğim gibi maalesef denize kıyısı yok, olsa tadından yenmezdi işte.      Ülkenin en son yapmış olduğu dünya tanıtımı süper yalnız. Sloganları şöyle: “Almanlar ge…

Tutkulu İlişkiler Çıkmazı – 13. Bölüm

12. bölüm ile bu bölüm arasında bayağı vakit var. O yüzden 12. bölümü okumak isterseniz önce buradanveya buradan okuyabilirsiniz.13. BölümBazıları kurşun asker, yakıp yıkıp esmek ister..Tae Sub ne yapacağını bilmiyordu. İlk tanıştıkları günden beri Ewon bir gün hayatında giderse neler hissedeceğini kestirememişti. Şu an bir boşluğa düşmüş gibiydi. Gözleri pür dikkat kağıda odaklanmış, “ben senin hayatından gittim oğlum” cümlesine takılı kalmıştı. Aslında rahatlaması gerekmiyor muydu? Ewon sonunda kendisini rahat bırakmıştı. Artık Lion ile doya doya ilişkilerini hiçbir sorun olmadan yaşayabilirlerdi. Ama bu yanlıştı, bu durum Tae Sub’a göre çok yanlıştı. Onu bulmalıydı, bulup konuşmalı ve geri dönmesi için ikna etmeliydi. Kafasında 40 tilki dönerken kağıdı buruşturup cebine soktu. Daha sonra ise Lion’a “çok acil bir işim çıktı” diye mesaj atarak evine doğru yola çıktı. Bilgisayarında Ewon’la ilgili şeyleri araştırmalıydı. Bilgiler, Facebook, Me2Day, Twitter profili, çektirdikleri fotoğ…

80 şarkıda devr-i alem: 3. nota

Hız kesmeden müzikle olan dansımıza devam edelim istedim. Önceki iki notaya bakmak isterseniz buna ve şunatıklayın. Dünyanın çeşitli yerlerinden sevdiğim müzikleri bu blog sayesinde sizle buluşturuyorum. Bu yüzden 8 nota olacak bu yazı dizisi benim hoşuma gidiyor. Umarım diğerleri gibi bu da hoşunuza gider diyor ve çalmaya başlıyorum.1. TürkiyeSertab Erener – Aslolan Aşktır     Sertab Erener bana göre harika bir şarkıcı. Sesini nasıl kullanacağını gerçekten çok iyi biliyor. Son şarkıları da çok iyi olmasına rağmen ben eski parçalarını daha bir ayrı severim. İşte bu şarkı da onlardan biri. Giriş müziği ne kadar güzel değil mi? Sözleriyle, müziğiyle, her şeyiyle bir bütün olarak kendini bize sevdiriyor. Nakarata geldiğinizde aslolan aşktır diye bağırmak istiyorsunuz. Çok ama çok güzel.2. ErmenistanGohar Shahbazyan – Sazov Thga     Daha önce bu şarkıyı aradığımı ama bulamadığımı yazmıştım. Sonunda elime geçti ve nasıl mutlu olduğumu size anlatamam. Böyle bizim türkülere benzeyen bu …

Var mı Hindistan gibisi?

Artık dağlara taşlara yazdım sanırım bu ülkeye olan sevgimi. Çevremdeki herkes nasıl sevdiğimi çok iyi bilir, ailemin bana asıl deli diye bakmasının sebebidir hatta. Kore'ye, Japonya'ya alıştılar, zaten bu iki ülke konusunda onlarla fazla bir şey paylaşmıyorum. Ama söz konusu Hindistan'a gelince en ufak bir şey görsem bile hemen bizimkilerle paylaşıp konuşuyorum. Anneme geleneksel kıyafetlerinden dikmesini ve giymesini söylemiştim zamanında, babamla inekler hakkında konuşuyorduk filan. Kısaca Hindistan sevgim bir başkadır.     Peki neden bu ülke bana böyle egzotik ve çekici geliyor? Nedir beni kendine sevdiren kısımları? Hepsinden kısa kısa bahsetmek istiyorum bu yazıda, umarım keyif alırsınız. Hindistan Asya'nın hem yüzölçümü , hem de nüfus bakımından en büyük ülkelerinden biri. Bunun yanı sıra, dünyanın en büyük kolonisiydi zamanında. O kadar verimli topraklara sahipti ki, İngiltere Hindistan'ı hiçbir zaman kaybetmemek istiyordu. Bütün kanını emdikten sonra …

Ankara’da bir Jaejoong gördüm sanki..

Evet evet, bir Jaejoong gördüm ben. Zaten bu yazı da baştan aşağı onu nasıl gördüğümle ve yaşadıklarımla ilgili. fotoğrafı JYJTurkey sitesinden aldım, ben makinemi arkadaşımda unuttuğum için anca Çarşamba kavuşabileceğim. Bu arada sevgili arkadaşım Henice bana fotoları rar’layıp yollayacak, onun için ona çok teşekkür ediyorum. Evet, şimdi başlayabiliriz.     Ben aslında JJ’nin Türkiye’ye geleceğini okuduğumda hiç inanmamıştım. Yine asılsız bir haber ortalığı ayaklandırmış demiştim. Sonra posteri görünce birazcık inandım ve mail attım. Gece cevap geldiğinde mutlu olmuştum, sonra da olayın doğruluğunu ve ciddiliğini gördük zaten. Hemen Ankara’ya bilet aldık ve yola koyulduk. Yol boyunca sohbetler yaptık, Kpop’tan çeşitli şarkılar dinledik. Hatta ben gecenin körünce Taeyang – Where u At dinlerken fotoğrafını çeşit Twitter’da bile paylaştım.      Sabah saat 6 gibi Ankara’ya indik ve diğerlerini beklemeye başladık. En iyi VIP’lerde LeeHyunSang ve arkadaşları Kocaeli’nden gelmişlerdi. …