Ana içeriğe atla

Dünyanın en mutlu insanı olmak

     Aslında dünyanın en mutlu insanı olmak zor değil. Mesela şu anda boğazım kötü bir durumda ama ben kendimi dünyanın en mutlu insanı hissediyorum. Bütün suçlu ise şu yukarıda gördüğünüz yanlışlıkla cennetten dünyaya düşmüş (evet cenneti yukarıda sayıyoruz tabi) leziz dondurmadır. Kaşık kaşık Saldıray abi modunda üzerine atladığım için 4 gündür yandım anam nidalarıyla boğazım ile savaş içerisindeyim. Ama dediğim gibi, mutluyum; hem de çok.

     Hayat gerçekten siktiri boktan olabiliyor bazen. Üstümüzden tır geçmiş gibi gözükebiliyoruz. Gözyaşlarımız kuruyana kadar ağlayabiliyoruz. “Neden ben?” diye yüzlerce kez dört duvara dönüp bağırarak sorabiliyoruz. Ama bazen o kadar küçük bir ışık çıkıyor ki bir yerden, bütün dertlerimizi tasalarımızı alıyor. Suratımız birden genişliyor ve koy götüne rahvan gitsin diyoruz. Benimki de aynen böyle bir durum.

     Geçenlerde şirkette bir şarkı çalıyordu. Model’in albümünü indirmiş olmama rağmen “a ben bu şarkıyı bilmiyorum” dedim arkadaşıma. Tabi sadece Değmesin Ellerimiz ve Pembe Mezarlık’a feci şekilde abandığım için albümün kalanı aklımda kalmamış. Hemen şarkının adını söyledi ve açıp dinledim. Bir Melek Vardı mükemmel bir şarkıymış, zaten albüm baştan aşağı harika. Ayrıca arkadaşımın modelle yakın olmaları da üstüne bal oldu, kaymak oldu. Yakında tanıştırmasını filan bile isteyebilirim :) Şimdi siz bu harika şarkıyı dinleyin.

Model – Bir Melek Vardı

Ağladım delice / Elimde boş bir şişe / Kutladım bu gece sarılmanı / Başka kollara..

     Aslında gördüğünüz gibi şarkı karamsar ama ben dinlerken nedense oldukça mutlu oluyorum, çok hoşuma gidiyor, hiç karamsarlığa kapılmıyorum. Bu şarkı beni dünyanın en mutlu insanı yaptı mesela. Alın size en küçüğünden bir örnek. 

     Boğazımın ağrımaya başladığı ilk gün nasıl küfürler ediyorum anlatamam. Sinirim oldukça bozulmuştu, bir de o gün biraz “tartışma” girmişti hayatıma. Ben tam o sırada Japonya’da sokaklarda aylak aylak en yakın arkadaşlarımla gezdiğimi hayal etmeye başladım otobüsle eve dönerken. Böyle ağzı açıp ayran budalası gibi gevrekleştim. Gören de biriyle seks yaptığımı hayal ettiğimi filan zanneder hani. İşte o zaman da o kötü düşünceleri unutup mutlu oldum, böyle bir rahatlama çöktü üzerime, keyif oluştu bende. Gerçekten istediğin bir şeyi hayal etmek böyle bir şey olsa gerek.

     Ben bunu uzun süredir yapıyorum. Kafayı bir şeye taktığım zaman dengeyi sağlamak adıma sevdiğim şeyleri düşünüyorum. Etrafımda kafe filan varsa, oturup bir bardak sıcak çay içiyorum ve rahatlıyorum. Maksimum 10 dakika sürüyor bu rituel, arınmış ve mutlu bir insan olarak sahalara geri dönüyorum sonra. Herkese de tavsiye ederim hani, cidden işe yaradığını söyleyebilirim.

     Bırakın gelsin o “siktiğimin kötü düşünceleri” Hayatımızı boka çevirsin, nevrimizi döndürüp bizi hayattan soğutsun. Sonra derin bir nefes alın. Benim solda görmüş olduğunuz Hindistan’ı düşündüğüm gibi siz de çok sevdiğiniz şeyleri hayal edin. Kızlar sizi iyi biliyorum, kesin sevdiğiniz bir sanatçı veya oyuncuyu hayal edersiniz aha. Gerçi o da işe yarıyor, yapın bunu. Kendinizi bu dünyadan soyutlayın, hayalinizin ne kadar salak veya saçma olduğunu hiç önemi yok. Ne de olsa sizden başka kimse bilmeyecek. O yüzden hayal gücünüzü zorlayın, evlendiğinizi, dünyaya hükmettiğinizi, büyücü olduğunuzu filan düşünün.

     4x4’lük bir dünya maalesef yok. Ama onu şekillendirmek kendi ellerimizde. Her kötü olayda bir iyilik arayan Polyanna taraftarı ergenlerden olmadım asla. Ama yetinmeyi bildim, elimdekinin kıymetini gördüm ve olduğu kadarıyla işledim. Bu şekilde mutlu oldum, bu şekilde belki de üzüntüyü kapımdan içeri sokmadım. Hani olsaydı da burada size hangi bok durumları yaşadığımı anlatsaydım keşke. Ama yok, bir elim parmağı kadardır herhalde.

     Şu anda yine çay içiyorum, Model’i dinliyorum ve bu yazıyı yazıyorum. Tahmin ettiğiniz gibi benden mutlusu yoktur şu anda. Tüyoyu da verdim, bundan sonra her şey sizin elinizde.

Şimdilik ciao belli..

(İtalyanca gramere bile uyuyorum aha..)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …