Ana içeriğe atla

Bu hikayeye bir son lazım..

      Bazen nereden estiğini bilmediğim bir şekilde aklıma yatağıma girip kitap okumak istiyorum. Eğer evdeysem hemen en yakınımdaki kitabı alıp yorganım altına atıyorum kendimi. Bazen o kitap bitiyor bile, o kadar uzun kalabiliyorum. Kitap okumak başlı başına inanılmaz hoş bir şey. İyi ki hayatımızda kitap diye bir “güzellik” var.

     İnsanların hayatları da aslında birer kitap değil midir? Her gün kendi hayat kitabımızdan bir sayfa çeviriyoruz. Karşımıza ne çıkacağını bilmeden o paragraflı yolları arasında dolaşıyoruz. Bazen üzülüyoruz, bazen sevinip mutlu oluyoruz. Her türlü duyguyu yaşıyor, her olaya göğüs geriyor, aşkı tadıyor, aynı zamanda da gözyaşı akıtıyoruz. Öyle uzaktan uzaktan, hiç konuşmadan bağlanıp gittiğimiz bu kitabın sayfaları aslında biz ölünce bitmiyor. Çünkü insan hayatı tek kitap değildir, koca bir seridir.

     İşte bu yüzden kaçıncı kitabım bilmiyorum ama bir tanesinin daha sonuna geldim. Bu kitabın kapağını dün kapattım, yarın seriye yeni bir kardeş eklenerek hayata devam edeceğim. Nasıl mı bitti peki kitap? İşte böyle… 

     Her şey yerli yerinde ilerlerken üniversitedeyken hayatımda önemli bir yerde olan insanın yazısını gördüm dün Facebook’ta. Çekip gidesim var diye başlıyordu. Uzun bir yazıydı ama hiç üşenmeden okumaya başladım. Hayatının kötü dönemlerinin bir özeti gibiydi ve belli ki rahatlamak için yazmıştı. Bir an dikkatim bir paragrafa takıldı. Hayatıma giren bu insanlar hepiniz geberin tarzında bir kısımdı ve bazı kişilerin isimleri yazılmıştı. Orada kendi adımı görmek gerçekten acayipti. Çünkü beraber takıldığımız zamanlarda hiç kötü bir olay olmamıştı. Bana sadece bir kere “Lee şu arkadaşınla beni tanıştırır mısın?” tarzında bir soru sormuştu (Bunu bile yazıyı okuyunca hatırladım, unutmuşum bile) Artık o zaman ne olduysa bu durum gerçekleşmemişti. Aslında  arkadaşıma feci derecede bağlanmış bu. Daha sonra ise arkadaşım sevgili yapınca bütün suçlu ben olmuşum tanıştırmadığım için. Bunu kafaya takması ve benden bu yüzden nefret etmesi ne derece doğru, o ne derece haklı bilemiyorum.

Ben de çoğu zaman gülen biriyimdir..

     Onun hikayesi bambaşka bir yöne kayacaktı arkadaşımla tanışmış olsaydı, yazdığı yazıdan ben bunu çıkardım kesinlikle. Ama kötüye giden hayatının nedenler merkezine bunları yerleştirerek kendini aklaması bana yanlış geldi. Ben hiçbir zaman yaşadığım şu hayattaki zorluklara bahane bulmadım. Hatayı karşı tarafa attığım da oldu tabi ama ben de hatalıyım demişimdir. O çocuk  bunu yapmamıştı. Yazısı “Neden böyle oldu?” diye bitiyordu. Ben burada yazayım neden öyle bittiğini. Çünkü tek yöne bakıyorsun sadece, olaylar her zaman çift taraflıdır halbuki.

     Artık hayatım farklı bir yönde ilerliyor, bu yüzden yeni bir kitaba ihtiyacım var. Artık öğrenci Lee, stajyer Lee, sınavlara hazırlanan Lee değilim. Artık hayat mücadelesi veren bir bireyim. İş konusunun hayatın merkezine oturduğu zamanın daha başlangıcındayım. Profesyonellik kavramının hayatımdaki yerinin 50 basamak birden sıçradığı tarihlerdeyim. Hata yapan, batan ama yeniden çıkan, yol ayrımlarında “şu kadar süre” düşünen insan değilim, olamam da. Bunlara hayatımda yer yok. Artık daha ciddi bir insanım, bunu da her şekilde yansıtmaya zaten başladım. İşte bu tür sebeplerden dolayı yeni kitabımın kapağını açıyorum. Önsözü de işte bu yazı olsun.

     Sorgulamalar belli şeyler içindir, kafam rahat olsun diyorsan sorgulamayı sadece büyük şeyler için yapmalısın. Hepsi gebersin demek kolay, önemli olan onların gebermesini istediğinde eline ne geçeceği. İşte bunu sorgularsan her şey daha farklı olabilir.

Bu yazıyı ona da yollamayı düşündüm aslında ama sonra vazgeçtim.

Burada durması kafi..

Bu gece ise yatağa girdiğimde son biten kitabımdaki önemli yerler hakkında düşüneceğim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …