Ana içeriğe atla

Ansiklopedilerin tadı bir başka

     Ansiklopedi sevenleri görelim önce. Gelin gelin, toplanalım bir güzel.

     Ben ansiklopedileri hep bayılan bir insan olmuşumdur. Daha bilgisayarım yokken şu yukarıdaki Sabah’ın verdiği seri vardı bizim evde. Ama daha farklı bir şekilde, bizde sadece ilk beş tanesi vardı. Sadece E harfine kadar. Gazete kuponlarını götürüp tek tek almış annem zamanında, 5’ten sonra ne olduysa bir daha gitmemiş. Ben işte onlarla büyüdüm. Böyle gözümü kapatıp her ansiklopediden rastgele bir sayfa çeviriyorum ve karşıma gelen kelimeleri okuyup bilgi dağarcığımı geliştiriyorum. Bu ritüeli çocukken oldukça fazla yapmışımdır. Sayesinde hala değişik kelimelerin, şehirlerin, ülkelerin bilgileri aklımdadır. Ama dediğim gibi, E’ye kadar!

     Ailecek yarışma programlarını sevdiğimiz için bilemediğimiz bir soruda ilk baktığımız yer bu kitaplar oluyordu. Yarışma başlamadan önce ben kitaplıktan onları çıkartıyor ve annemin dizine başımı koyuyordum. Sorunun cevabını bilmiyorsak ve şıklarda da A harfi ile E harfi arasında şeyler varsa babam “görevin başladı Lee” diyordu. Ben hemen sayfaları çevirerek bakıyor ve doğru mu değil mi diye söylüyordum. Ailemle geçirdiğim bu saatleri oldukça seviyorum. Hala ara ara Kim 500 Bin İster? izlerken yapıyoruz bunu. Ama bu sefer internete bakıyorum işte. Gerçi şimdi aklıma geldi, neden bir kere de nostalji akşamı yapmayalım ki? Sonuçta ansiklopedilerin ne attım, ne de bir yere bağışladım. Hala kitaplığımda duruyorlar. Gerçi kitaplığın arka tarafındalar, üşenmeseydim onların fotosunu çekip ekleyecektim aslında. Sonra çekersen düzenlerim yazıyı olur biter.

     O zaman oturduğumuz eve yakın olan bir kütüphane vardı. İsmi hala aklımda: Barış Manço Halk Kütüphanesi. Oraya sürekli gider ve kitaplar arasında kaybolurdum. Ansiklopedilerle işim olmadığı zamanlarda bile kapıdan girdiğim zaman hemen onların olduğu yere giderdi ayaklarım. Sonrasında işimi hallederdim. Hikaye, roman alabilmek için üye olup kart çıkarttırmıştım. Ama maalesef ansiklopedi alamıyorduk. Sonuçta bilgiye orada herkes ulaşabilmeli, kişiselleşmemeli değil mi? Ben de saatlerce oturur ve ansiklopedileri, atlasları, hikayeleri, derlemeleri incelerdim. Kitaplarla haşır neşir olmak, kitapların kokusunu hissetmek inanılmaz derecede hoşuma giderdi. Bu arada atlas dedim, şunu da not olarak düşeyim. Hala manyak derecesinde atlaslara ilgi duyuyorum. Evimde tarihi atlaslar dahil sürüsüne atlas var, çocukluğumda okul için aldıklarım bile duruyor. En son dedem oldukça kalın bir dünya atlası hediye etmişti doğum günümde. Zonguldak’ta kaldığım o tatilde sürekli yanımda dolaştırmıştım. Bu yüzden dünyadaki ülkelerin çoğunun başkenti hala aklımdadır, hemen söyleyebilirim. Çoğunluğun bilmediği ülkelerin hangi kıtada olduğunu, neler yetiştirdiğini, dünyadaki denizleri, nehirleri, gölleri, adaları size anlatabilirim. Coğrafyaya olan bu ilgim ve sevgim ÖSS’de full çekmeme neden olmuştu aha. Ayrıca gazeteci olmasaydım Coğrafya Öğretmenliği yazardım belki yine sözel bölümü seçseydim. Tabi o zaman da KPSS ve atanmanın çok zor olduğu bir döneme girip kendimi paralardım. Bunun farkında olduğum için belki de üstüne gitmedim zamanında. Gerçi hiçbir meslek ortaokuldan beri beni gazetecilik kadar etkilememişti. Aklımda netti, o yüzden eksek kayması yaşamadım.

 Piyano eşliğinde edebi temalı yazıma devam ediyorum..

     Neyse, ansiklopedi diyordum. Lisede hem okulun kütüphanesinde, hem de her hafta Cuma günleri gelen gezici kütüphanede farklı farklı ansiklopediler inceledim. Onların kokusu bile farklı, işte bu, işte kitabın büyüsü diyorsunuz bembeyaz sayfalarını açtığınızda.

     Şimdi ise bir sorum var. Eminim hatırlayan, bilen birileri vardır. Dedemlerden arta kalan zamanlarda tatillerde akrabalarıma giderdim bol bol. Sonuçta herkes ufak bir sahil kasabasında yaşıyor. Dayımlara gitmeyi çok severdim, iyi bir koleksiyonu vardı çünkü. O zamanlar dayımın evimde harika bir ansiklopedi serisi vardır. Sanırım altı kitaptan oluşuyordu ve her birinin kapağı ayrı renkteydi. Ve her kitap farklı şeylere yoğunlaşmıştı, tematik ansiklopedilerdi yani. Birinde dünyadaki çeşitli ilginç, farklı yerler anlatılıyordu. Cebelitarık Boğazı’nın bilinmeyenleri ve İrlanda’daki Herkül sütunları aklımda kalan içeriklerden. Başka biri hayvanlara odaklanmıştı. Bu tarz 6 kitap (olmalı) tan oluşan serini adı maalesef aklımda değil. Sonra da hiçbir yerde karşıma çıkmadı. Yengemden o sene isteyememiştim. Daha sonra gittiğimde ise başka birine faydalanması için verdiğini söylemişti. Pek iyi biçimde anlatamadım, sonuçta yıllar geçti ama aklımdadır hala o kitaplar. İşte ben onları arıyorum. Bu ansiklopedilerin isimlerini bilen var mı acaba? Eğer bulabilirsem onları hemen satın alacağım. Arşivimde olmasını istiyorum çünkü. Benim kitaplığımda kutsal 5’lim (anısı çok ne de olsa, özel ismi olsun tabi) ve Ana Britannica’dan başka ansiklopedi yok. Hem çok yer kaplıyorlar, hem de ben kütüphanelerde dolaşarak bakmayı çok seviyorum. Meydan Larousse’u estetik bulmazdım, o yüzden evime onu sokmadım aha. Hala da estetik bulmam ama zamanında onu da çok inceledim. Kısaca o seriyi bir yerlerden gören, rastlayan olursa haber versin bana lütfen. Kaçırmadan hemen satın almak istiyorum.

     Ansiklopedilerin benim hayatımda yeri büyüktür. Aslında üzerinde yazı olan her kağıt parçasının yeri özeldir bende. Yazıya, kitaplara saygım, ilgim sonsuz. Bu yüzden hala bilgisayarda bir şeyler okumayı sevemiyorum. Mangalar olsun, hikayeler olsun, saatler sürmüyor. Ama onlar kağıda basılı halde elimde olsa saatlerce elimden düşürmeden okurum, okurum, okurum. Şimdi ki amacım hareket halindeki araçlarda bir şey okurken başımın dönüp midemin bulanmasını engellemek. Bu huyumu da yendikten sonra her şey süper olacak.

Eğer bir otobüste ya da metroda elinde Ana Britannica olan birini görürseniz bilin ki o benim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …