Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünyanın en garip/anlaşılamayan milleti

Hangi milletten bahsettiğimi tahmin etmişsinizdir belki. Japonlardan bahsediyorum. Ben böyle acayip millet görmedim dünyada, eşi benzeri, başka bir örneği daha yok. Teknoloji konusunda, gelişmişlik konusunda bu kadar ileride olan bir milletin yaptığı bazı şeylere cidden akıl sır erdiremiyorum. Ama onları asla sevmekten vazgeçmiyorum, aramızda kördüğüm gibi bir ilişki var. Her türlü seviyorum, belki de alternatifi olmadığındandır. Japonlar farklı, onlar cidden ayrı. Eğer dünyadaki bir millet aslında uzaylıymış diye açıklama yapmış olsalar, hiç şüphesiz hemen o millet Japonlar derdim. Ayrıca onlar candır, şu aşağıdaki izleyeceğimiz iki videoya rağmen aha.     Şimdi çok güzel Japon yapımı filmler var, hatta Oscar alacak kadar iyiler. Ama bunun yanında bir de çerezlik diye bile nitelendiremeyeceğim tarzda filmleri var bu güzel milletin. Absürtlüklerin sınırını zorlayan ve "oha artık, ötesi olamaz" dediğimiz üçüncü sınıf yapımlar bunlar. "Görmez olsun, görmez olsun" gib…

Haru Haru’nun Japonca’sı geliyor!

     Bugün çok güzel bir gün. Neden derseniz hava hoş, sabahtan beri üzerimde bir mutluluk var ve Bigbang'in Haru Haru'sunun Japonca versiyonunun ilk teaser'ı nete düştü derim. Evet yanlış duymadınız, bu ultra harika şarkıyı çok yakında Japonca olarak dinleyeceğiz. Benim için Haru Haru, Lies ile beraber en sevdiğim Bigbang şarkısıdır.Bu grubun tabi bütün şarkıları harika, ama bu iki şarkının bende yeri ayrıdır. İşte VIP’ler de bayağı uzun zamandır Haru Haru’nun Japonca’sını istiyordu aslında. Zaten yapılan ankette de %90 ile Haru Haru diğer şarkılara fark atmıştı.     Böyle bir durumu grubumuz daha fazla kayıtsız kalamadı ve çıkartılacak olacak "Best of” albümde Haru Haru’nun da yer alacağı bildirildi. Gd’nin uyuşturucu olayı yüzünden ertelenen Japonca albümün detayları yavaş yavaş bize ulaşmaya başladı tabi. Hadi şimdi Japonca versiyonunu dinleyelim, 42 saniyecik ama olsun.Bir de burada 32 saniyelik devamı var.     Ben şu dinlediğim 70 saniyelik kısmı oldukça beğendi…

Hepsini de affettim..

Bugün yine otobüse binip evime dönüyordum. Her zamanki gibi kulağımda kulaklığım ile otobüsün tıkış tıkış olmasının verdiği rahatsızlığın haricinde mutluydum. Ha bir de biraz hastayım ama dert etmiyorum. Ayakta gidiyorum ve yanımdaki kıza bakıyorum sürekli. Çünkü kız telefonuyla resmen ilişkiye giriyor. Bir eliyle yukarıdan tutunmuş, bacaklarıyla da poşetini tutuyor. Sağ elinde de telefon, kolunda ise hayvan gibi bir çanta. Ve HaTiCe’sinde Solitaire açık, bildiğin fal bakıyor yani! Öyle konsantre olmuş ki, gözü hiçbir şeyi görmüyor sanki. O körüklü otobüsün sesleri, tümseğe geldiğimiz de otobüsün semaya uzanması filan zerre etkilemiyor. Dokunmatik telefonu ustaca kullanıyor, o küçük ekranda kartları 40 yıllık kumarbaz gibi hareket ettiriyor. Ve o kız gülüyordu. O tıkış tıkış otobüste, ayakta zor bir şekilde hareket etmesine rağmen yüzünde bir gülümseme vardı. Küçücük şeylerden mutlu olabilen bu kızı kendime yakın hissettim.     Sonra ben de düşünmeye başladım. Mutlu bir insanım, hayat…

Once Upon a Time: Masallar diyarından gelen dizi.

“Bir varmış, bir yokmuş..”     İki kafadar insan, oturdukları sandalyelerinde eski masalları hatırlarlar ve o andan itibaren soluksuz bir fikir alışverişi başlar aralarında. Bunun sonucunda ise hepimizin çocukken dinlediği ve hala da doyasıya sevdiği masallarla dolu bir dünya çıkar karşımıza. İşte bana göre 2011’in en sükseli, en süper yapımı olan Once Upon a Time böyle doğmuş.     Masalların bizi sarıp sarmaladığı bir dünya, masal dünyası ile gerçek dünya arasında o muhteşem uyum, dengelerin alt üst olduğu ve hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığı zamanlar. Kaderi değiştirmek, her şeyi eski haline döndürmek ve mutluluğun geri gelmesini sağlamak sadece Pamuk Prenses’in kızı olan Emma Swan’ın ellerinde!      Sizi bilemem ama ben masallara bayılan bir insanım. Küçükken annemin anlattığı ve o hepimizin bildiği klasik hikayeleri yeri ben de gerçekten önemli. O yüzden bu dizinin sonbahar sezonunda yayınlanacağını öğrendiğimde inanılmaz bir heyecan yapmıştım. Grimm Kardeşler’in masallarını…

Bigbang’in MTV ödülü hepimizin..

Şu an nasıl mutluyum anlatamam. Hemen yazmak, içimi dökmek istedim. çünkü içim içime sığmıyor, mutluluktan havaya uçuyorum.      Buna sebep olan şey tabi ki de biricik grubum Bigbang’in ödül almış olması. Hem de sıradan bir ödül değil. MTV Ema’da Worldwide Act kategorisinde aldılar. Rakipleri arasında Lena, ama en önemlisi son 10 yılda dünya müziğine damgasını vurmuş isimlerden olan Britney Spears vardı. Onu geçerek bu ödülün sahibi oldular ve ben gibi binlerce Vip’i mutlu ettiler.     Çocuklar sizi tebrik ediyoruz, bu ödülü sizden fazla hak eden kesinlikle yoktu. Önce Asya kıtasında ipi göğüslediniz, şimdi de dünyada. Bütün İrlanda, bütün Avrupa, bütün dünya gördü. Dünyaca ünlü yıldızlarla aynı sahneye çıktınız, o ödülü aldınız ve konuştunuz. GD’nin Korece konuşması, sonrasın da Tae’nin İngilizce cümleler ve en sonunda Bigbang diye bağırışınızı hiç unutmayacağım. İyi ki sizlerin hayranıyım diyorum, bizi hiç hayal kırıklığına uğratmıyorsunuz.İşte ödül videosuGD’nin korece konuşmasını …

Tutkulu İlişkiler Çıkmazı – 12. Bölüm

12. Bölüm“Bu Kadarına Razı Değilim”Adele - Set Fire To The Rain"Merhaba baba" dedi Ewon. Gözleri donuk bir şekilde babasına bakıyordu. "Merhaba oğlum" diye cevap verdi babası, onun gözlerinde ise özlem doluydu. Görüşme odasında baba oğul birbirlerine sıkıca sarıldı. Ewon ağlamamak için zor tutuyordu kendini. "Seni burada görmek istemiyorum artık, hala alışamadım baba" dedi ve gözyaşları yavaş yavaş yere düşmeye başladı. Oğlunu sakinleştirmek hapishane üniforması giyen babasına düşmüştü. "Sakin ol Ewon, benim rahatım yerinde. Hem sadece üç ay kaldı, biliyorsun" Ewon çektiği sandalyeye oturdu ve konuşmaya başladı "Evet üç ay kaldı. Sonra yeniden beraber olacağız" Konuşmanın bu kısmında aklına annesi geldi. "Keşke annemde bizle beraber olsaydı" dedi. Babası elini tutarak "Cennette annen, ve bize oradan katılıyor" dedi. Ailesinin dağılmasına sebep olan olaydan sonra annesinin gençken başına bela olan kanser illedi yenid…

Misafir ol gel bana..

Bir Masalevi yazısı..     Öncelikle selamlar^^ Bendeniz Masalevi .. Konuk blogger miminden haberdarsınız sanırım, Lee şu yazısında bahsetmişti hani.. Öncelikle Lee'ye bir özür borçlu olduğumu söylemeliyim, yazımı biraz geciktirdim ama ne yazsam diye epey düşündüm. Konu sınırlaması yok evet ama yine de insan düşünmeden edemiyor, herhangi bir dizi, film, albüm ya da haber yazısı yazmak istemedim, o zaman biraz sohbet edelim dedim kendi kendime. Mesela Korean Wave denen bu acayip dalga beni nasıl vurdu? Neler olup bitti bir anlatayım.. O zaman başlıyoruz efendim :)     Yıllar yıllar önce ben henüz o dönemler adı ÖSS olan uyuz ötesi sınava hazırlanan bir ergen iken.. (İyice masala bağladım ha :) ) İşte bir gün ablam heyecanlı heyecanlı bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu: "Harika bir dizi keşfettim gecenin 2'sinde, hem de bir şarkısı var uf uf!!"     Tabi aklı bitirmesi gereken testlerde olan her liseli gibi ilgisizce: "Ne dizisi yağğ?" şeklinde bir tepki ver…