Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Muhteşem bir geri dönüş bu!

Biz VIP’ler olarak belki biraz sıkıntılı bir dönemdeyiz şu anda ama yüzümüzü güldüren haberler de gelmiyor değil hani. Daesung’un geri dönecek olması, GD olayının o kadar da büyütülmemesi derken sular durulduğunda ortalığa hareket katan üye Taeyang oldu. Peki nasıl mı?     Epik High’tan Tablo YG’e geçti ve bir albüm çıkardı. Bu albümde çeşitli düetler var, bunlardan biri de Tomorrow. İşte bu şarkıda Tablo Taeyang ile düet yaptı ortaya kulağımı doyuran harika bir eser çıktı. Türkiye saatiyle bu sabah Inkigayo’da sahne alan ikilinin performansını biz şahsen beğendik. Biz kim miyiz? Ben, Selocan ve MyDestiny. Üç Bigbang ve doğal olarak üç Taeyang fanı birleştik ve bu güzel performans ile ilgili sizlere ayrı ayrı yazılar hazırladık.     Mydestiny’nin yazısı için buraya;     Selocan’ın yazısı için ise şuraya..     Ben ise bu yazıda genel olarak Tae üzerinde konuşup performans hakkında da iki kelam edeceğim. Ama önce tabi bu performansı bir izleyelim değil mi? Oynat Uğur’cum.     Performans…

Seks gözlüğü: Takınca çıplak görüyormuşsun(!)

Beyler beyler!      Geldi, sonunda o beklediğiniz(!) ürün geldi. Ne mi o? Tabi ki de x-ray gözlük. Artık gani gani vücutları görebileceksiniz. Gel vatandaş gel!     İşin şakası bir yana şu anda o kadar gülüyorum ki. Hani geçenlerde internette tecavüz spreyinin satıldığını ve başta Radikal’de çıkan haberlerden sonra bu düzmece tezgahı yapan İzmir’de yaşayan 20 yaşındaki gencin yakalanışını belki biliyorsunuzdur. İşte daha onun teri kurumamışken bir başka şeye bu sefer ben şahit oldum. Şu yukarıda gördüğünüz resim şaka değil. Ciddi ciddi böyle bir şey için site açmışlar. Aha bu da adresi: http://fantezigozluk.com    Vay vay vay, sitenin ismine gel. Yurdum insanının buna nasıl bir tepkisi olduğunu siz sormadan ben size söyleyeyim. Sitenin adresini tıklayıp girdiğimde tam 517 kişinin online olduğunu ve sitede gezdiğini görünce ufak çapta bir şok yaşadım. Yurdum erkeği oldukça rağbet gösteriyormuş. Şahsen sitede o kadar dolandığım halde bana hala şaka gibi geliyor?Açıklamalara bakalım şimd…

Eğlence, hayat ve büyük mutluluklar..

Bu aralar pek sık bloguma yazamıyorum bildiğiniz gibi. Ama gün geliyor coşmak istiyorum, işte bunun sonucunda daha önce olmadığı kadar taslağım oldu. Normalde ben yazılarımı taslak olarak bırakmayı pek sevmiyorum. Oturduğumda o yazı biterdi. Ama iş olayı filan derken artık kaydediyorum, sonra devam ediyorum.
     Şu sıralar sonbaharın gelişini “pek” kutlamıyoruz sanırım. Ben gala güneşli havalar beklerken İstanbul bugünlerde pek bir ıslak. Ama şikayetim var mı? Hayır yok. Yağmur yağarken şemsiyem açık bir şekilde sokaklarda yürürken bir yandan da müzik dinlemek çok güzel bir duygu. Hatta dün işe giderken bineceğim durağı es geçerek diğer durağa kadar yürüdüm, çok hoşuma gitmişti rüzgarın esintisi. Ama daha güzelini metroda yaşadım. 


Osmanbey metrosuna indiğimde o kadar güzel bir rüzgar karşıladı ki beni anlatamam. Arkadaşım da yanımdaydı ve hemen fotoğraf makinesi çıkartarak fotolarımı çekti. O esinti, benim deli gibi gülümseyen halim ve ortam birleşince ortaya çok güzel kareler çıktı.

 …

G-Dragon’un uyuşturucu olayı hakkında..

     Bu yazının bazı kısımlarını Facebook’ta yorum olarak yazmıştım aslında. Bloga da eklemem gerektiğini düşündüm. Ben işin biraz daha Japon ve çekişme kısmındayım. Bu kısım da maalesef biz sevenlerini etkiliyor. Bazı arkadaşlar Kpop Kore’deki yükselişini engellemek için komplo kurduklarını filan yazmışlar. Yazabilirler tabi, ama ben bu görüşe katılmıyorum. Şimdi ama öyle konuşmayalım. Yunanlar gelip bizim ülkede çatır çatır albüm çıkarsa emin olun bir sürü kişi rahatsız olur, şahsen ben de olurdum. Bu konuda sadece Japonlara hak veriyorum, dediğim gibi sadece bu konuda.      Onun haricinde ben de bir şeyler okudum. Böyle bir olayın kendi ülkelerinde olmasından rahatsız olup çok güzel şeyler de var. Ve yine "sevmediğim" Kore medyası suçu burada Japonya'ya atmaya başlamış. Hatta bir gazete "O ülke gençlerimiz zehirliyor" tarzında bir makale yayınlamış.      Kore ile Japonya'nın nasıl olduklarını bilirsiniz, bizle Yunanistan gibiler. Japonya Bigbang'e ta…

Ben pişmanlığımla, kendime düşmanlığımla…

Ben pişmanlığımla, kendime düşmanlığımla… Kabul ettim seni, bütün hatalarınla.     Hayatım boyunca atacağım adımlardan önce düşünüp durumu tartmaya önem vermiştim. Ama gün oldu ben de hata yaptım, pişman oldum. Hem de nasıl! 16 yaşındayken vermiş olduğum bir karardan dolayı hala pişmanım mesela. Keşke zaman makinası olsa da o güne dönüp hatamı hiç yapmasaydım diye düşünürüm pek çok kez. Ama en önemlisi hatalarımla, doğrularımla, yanlışlarımla yaşamayı öğrendim. Yaptığım yanlışlara ya da verdiğim kötü kararlara karşı kendimi yiyip bitirme huyumu erittim içimde, hazmettim. İşte bu yüzden o günkü hatamda sonra yaptığım küçük ya da büyük şeylerden dolayı kendimi hiç suçlamadım. Zaten o kadar büyük bir hatayı da yapmadım bir daha.     Geçen yazımda size buluşma olacağından bahsetmiştim. Benim için büyük gün bugündü ve iş çıkışı arkadaşlarla beraber toplandık. Cevahir’e gitmeden önce D&R’a uğrayıp birkaç kitap aldım. Ona da şu sıralar çok meşhur olan Debbie Macomber’ın Küçük Mucizeler D…

Aşk, birliktelik ve kahvaltılık ilişkiler..

Bir dilim kızarmış ekmek alır mıydınız? Veya ağzınıza layık köy peynirinden? Ayrıca hem reçelimiz, hem de pekmezimiz var. Ya da çok Amerikanvari olmasına rağmen tost veya mısır gevreği getireyim?      Kahvaltıların günün en önemli öğünü olduğunu sanırım hepimizin ailesi demiştir. Her sabah okula/işe gitmeden önce zamanlama da uygunsa ailecek oturulan kahvaltının tadı bir başkadır. Ben pek kahvaltı yapan insan değilimdir, ama benim eskiden ilişkiye bakış açım kahvaltılıktı. Peki nedir bu kahvaltılık ilişkiler?     En önemli şey olduğunu bilirsiniz, ama onu genelde es geçersiniz. Bunun da nedeni olarak en çok zamanı öne sürersiniz. Sonra yavaş yavaş bu alışkanlığınız yok olmaya, siz de artık hiçbir şekilde önemsememeye başlarsınız. Karşı taraf bu sefer kızar, “neden önem vermiyorsun?” diye sızlanmaya başlar. Siz söz verip bir iki gün bu vazifenizi yerine getirirsiniz ama çok fazla sürmez. Sonra aynı döngüye baştan başlarsınız.      İşte 2011’in, hatta Milenyum yıllarında yaşanan ilişkil…