Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yardıma muhtaç insanlara el uzatmak

Yardım etmeyi seven bir insanım, bu tür konularda karşımdaki kişiye nadiren hayır diyebiliyorum. Ama bazı durumlar var ki asla es geçmem, en azından durup nasıl bir yardımım dokunabilir diye kafa patlatırım.     Yollarda giderken özellikle yaşlı insanların para için dilenmelerini gördüğümde için burkulur. Geçen kış sokakta yaşayan insanlarla ilgili bir haber yapmıştım gazete için. Görevli kişiler tarafında bir spor tesisine yerleştirilen insanlarda biriyle söyleşi gerçekleştirmiştim. Eşi öldükten sonra çocukları tarafından kapı dışarı edilmiş, kendi kardeşi de bir ay baktıktan sonra evinin kilidini değiştirerek yol göstermiş. Son çare olarak telefon ve kapalı atm kulübelerinde yaşamaya başlamış. Ayak parmaklarının donmak üzere olduğu sırada belediye görevlileri tarafında alınarak spor tesisine yerleştirilmişti. “Kış mevsimi çok zor, özellikle de biz sokaklarda yaşayanlar için. en fazla bir hafta, olmadı 10 gün böyle spor tesislerinde kaldıktan sonra yine sokaklara dönüyoruz” demişti. …

Bigbang anket sonuçları belli oldu

Geldik bir anketin sonuna daha. Blogumda yapmış olduğum anketler arasında sonucu en merak ettiğim bu oldu. E işin ucunda Bigbang var, o kadar olsun değil mi?     Türlü türlü şantaj yaptım insanlara, evlerinize C-4 yollarım dedim ama bana mısın demediler, sonuçlar tam bir felaket aha. Şaka bir yana, kim birinci olursa olsun ben mutlu olacaktım. Kabul, biri birinci olsaydı birazcık daha mutlu olabilirdim. İnsanoğlu hiç bir zaman eşit olmayı beceremez, ne kadar bunu inkar etse de sürekli.      Ve bu anket işinden ben şunu anladım, desteklemiş olduğum kim/ne varsa hep ikinci oluyor. Bundan önceki 4 ankette de benim desteklediklerim hep ikinci oldu. Burada da aynı durum söz konusu. Üçüncü ile arasında kıyasıya bir savaş olsa da sonunda galip gelmeyi başardı.      Bigbang Kore’nin en yetenekli grubu. (bana göre tabi bu) Onların kliplerini, canlı performanslarını, katıldıkları programları filan izlemek tam bir zevk, ayrıca resmen görsel şölen. Biz bunu gruba katalım da göz kamaştırıcılığı ar…

Tutkulu İlişkiler Çıkmazı – 10. Bölüm

Öncelikle ufak bir açıklama yapayım arkadaşlar. Bu bölümde şarkıların daha fazla etkisi olduğu için Türkçe şarkılar seçtim. Bölüm ile uyumlu olması açısından.10. BölümAşkın Kimyası Paranoya“Seni seviyorum Tae Sub! Ve senden vazgeçmeye hiç niyetim yok!”En son Ewon’un dudaklarından dökülen cümle tam olarak buydu. Tae Sub ne diyeceğini bilmiyordu, parktaki kalabalık kendilerine bakarken utanması mı gerekiyordu, yoksa kulaklarını kapatarak oradan uzaklaşması mı? Ayakları yere çivilenmiş gibiydi, ne ileriye ne de geriye adım atabiliyordu. Gözleri Ewon’a kenetlenmiş, deminki cümlenin şoku ile büyümüştü. Ewon’un bir cevap ya da en azından bir söz beklediği her halinden belli oluyordu.Sonunda kendine gelen Tae Sub ilk iş olarak ağzının kenarındaki kremayı peçetesiyle sildi. Daha sonra ise Ewon’a dönerek “Ne yaptığını zannediyorsun?!” diye çıkıştı. Ewon sanki o anda orada sadece iki varmış gibi konuşmaya devam etti “Sana seni sevdiğimi söylüyorum. Yaptığım şey bu!” dedi. Etrafındaki insanlara…

Sorular, sorular, şimdi gözümde canlandılar..

Şu saatte evde misafirler olmasına rağmen ilk önce Karaokeparty’de deli gibi şarkılar söyleyip durdum, sonra da G-Dragon’un Heartbreaker’ını yüksek desibelde seslendirdim. Bu yazıyı yazarken bile fonda bana eşlik ediyor. Üst ve alt komşularım deliliklerime alışmış olabilirler, ama şikayete gelmemeleri bile bir mucize. Ben de bu durumu suiistimal etmeden durmuyorum hiç. Bu ayın sonunda karaokeye gideceğiz, o yüzden şimdiden hazırlanmak istiyorum. Dok Go Jin’den daha kötü bir şekilde Heartbreaker’ı söylememek için sıkı bir çalışma kampına girdim. Bülbül sesimle bütün Taksim beni dinleyecek, yeni bir yetenek doğacak o gün aha.      Asıl konuya gireyim ben, yine yeni yeniden mimle karşı karşıyayım. Bu sefer taze bloggerlardanHayalmiyim atmış olduğu pası cevaplayacağım. Geç bir saatte cevapladığım için giriş kısmını burada bitirip hemen sorulara geçiyorum. ***     Takıntınız var mı? Varsa anlatıverin lütfen.Ben yürürken filan hep sağ taraftan gitmeliyim. Eğer sol taraftan gitmeye kalkarsam…

Lie to Me: Bana yalanlar Söyle!

Yoon Eun Hye’yi nasıl bilirsiniz? Ben şahsen kendisini ilk Goong’ta görmüş, Coffee Prince’te ise vurulmuştum. O zamandan beri favori aktrislerimden biridir kendisi. Ama 2007’den sonra bu kıza bir şeyler oldu. Seçmiş olduğu dizi ve filmlerde hep bir eksiklik var, nerede yanlış yaptığının farkında değil sanırım. İşte hala yayınlanan son dizisi Lie to Me’de de bu eksikliği fazlasıyla hissediyoruz. Ben harcandığını düşünüyorum, çok daha iyi yapımlarda yer alabilecekken bittikten sonra unutacağımız dizileri seçmesindeki mantık ne acaba?      Lie to Me’nin konusundan bahsedecek olursak; devlet memuru olan Gong Ae Jung (Yoon Eun Hye) ile Kore’nin en zengin ve mümin bekarlarından (aksi olsaydı Kore dizisi olmazdı değil mi?) olan Hyun Ki Joon (Kang Ji Hwan)’ın bir dedikodu sayesinde yollarının kesişme hikayesi diyebiliriz. Ae Jung eski en yakın arkadaşı Yoo So Ran (Hong Soo Hyun)’ın evlendiğini öğrenince yalan söyleyerek kendisinin de evli olduğundan bahseder. Sonra dedikodular kulaktan kulağa…

Komik, samimi ve korkutucu isteklerim..

“Kime kızayım nazım senden başka kime geçer?”Ara ara böyle deli dolu istek yazıları yazmayı seviyorum. Önceki yazımda yeni yıldan beklediklerimi yazmıştım, bunda ise daha özgür takılıp aklıma ne geliyorsa yazıya dökeceğim. Arada bir bazı insanları Dexter gibi doğramak istiyorum, bunu oldukça içten söylüyorum hem de. Vereceksin elime testereyi, deşeceğim böyle. Dex gibi temiz de halletmem, ortalığı kan ve et gölüne döndürürüm sanırım. Son zamanlarda birine bunu yapmayı istiyorum resmen, çileden çıkmam için elinden geleni yapan bir embesil var da. Hayatta bir baltaya sap olamamış insanların gelip bana tavsiyeler vermesi ve yol haritası çizmesine de kılım. Cidden son günlerde üzerimde kara bulutlar dolaşıyor sanki, gülen yüzlerin orospuluğunu görüyorum. En son biri “Uzakdoğu üzerine me kariyer yapacaksın? Bence yapacaksan Çin üzerine yap. Hatta benim gittiğim kursta Çince’de öğretiyorlar, dur sana numarasını vereyim bir ara” dedi. Ve bunu diyen samimi olmadığım bir insan. Şimdi ben ne ya…

Ada vapuru yandan çarklı..

Bu yazının başlığı aslında “Ama Beyza’da onlarla gezmek istiyormuş” olacaktı ki son anda değiştirmeye karar verdim. Diğer gezi yazısı yazacak olan arkadaşlarımda koyacakları başlığı benim burada yaptığım gibi yapabilir aha. Gittik, gezdik, coştuk, tepindik, eğlendik ve geri döndük. İşte bu yazıda size tek tek geçirdiğimiz harika cumartesi gününü anlatacağım. Fon müziği olmadan olmaz tabi, Sezen ablam söylüyor bu sefer: ŞinanayCumartesi sabahı saat 10 ile 10.15 arasında Kabataş iskelesinde buluşacaktık. Kendimi otobüsten sonra tramvaya attığımda Birleşmiş Milletler toplantısının ortasına düştüm resmen. Bu kadar turist zor bulunur! Tramvayın her yerini istila etmişler, akın akın böyle. Arkamda bağıra bağıra Arapça konuşan 4 erkeğe saydırırken Sirkeci’ye geldiğimizde tramvay bozulmasın mı? Beni aldı o sırada bir telaş, ya vapuru kaçırırsam? O kadar yolu tek başına gitmek eziyet çünkü. Neyse çalışmaya başladıktan sonra tam 10:39’da Kabataş durağına vardık. İndiğim gibi nasıl koşturuyorum,…

13 soruluk bir mim

Uzun süredir mim almıyordum aslında, bu yüzden gayet iyi oldu. Sevgili koyu VIP Selocan bu sıralar blog aleminde dolaşan meşhur mimi bana paslayınca, çektim klavyeyi önüme, başladım yazmaya. Hemen şu soruları cevaplamaya koyuluyorum izninizle. Fon şarkımız da olsun:Dert Bende Derman SendeHayalindeki meslek nedir?   Daha öncede yazmıştım blogumda, ben orta ikiden beri gazeteci olmak istiyordum. bunun için lisede sözeli seçtim, sonra da üniversiteyi kazandım. İstediğim yerde, istediğim bölümü okudum. Dum diyorum artık, çünkü 23 gün sonra mezun olacağım. Bundan sonra ise inşallah istediğim mesleği yapacağım. Yine orta okul zamanlarda ben de aslında her çocuk gibi bir ara astronotluğa merak salmıştım. Uzaya çıkarım, Ay’a ayak basarım, hoplarım zıplarım gibi düşüncelerim vardı. Sonra Kampüsistan dizisini izlerdim yayınlandığı. O dizinin gazıyla “ben veteriner olacağım ulan” diye bir atarlanmam olmuştu. Ama dediğim gibi benim için gazeteciliğin yarı hep ayrıydı. Bu bakımdan şanslı görüyorum…