Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

The Greatest Love: Bir dizi bu kadar eğlenceli olur!

Bazen uzun bir süre istediğim tarzda bir yapım bulamıyorum. Kore konusunda da böyle bir sıkıntıya düşmüştüm. Kaç zamandır istediğim gibi bir Kore dizisi bulamıyordum; ta ki The Greatest Love’a kadar. Hemen baştan söylüyorum, bu dizi bir harika! Başlamayan varsa çok ama çok şey kaçırıyor. Konusundan filan bahsetmek istemiyorum bu sefer, ama okumak istersenizşurada dizinin ayrıca çevirmeni de olan sevgili Yukinohana harika bir derleme yapmış.Goo Ae Jung(Gong Hyo Jin), eskiden popüler olan bir kız grubunun üyelerinden biri. Dok Go Jin (Cha Seung Won) ise son zamanların en gözde yıldızlarından.Kang Se Ri(Yoo In Na), Ae Jung ile beraber eskiden Treasure Girls grubunun üyelerinden. Şu anda ondan çok daha ünlü. Ve son olarak Doktor Yoon Pil Joo(Yoon Kye Sang), bitkisel ilaçlarla uğraşan bir doktor.     Bu dörtlünün yolu bir şekilde kesişiyor ve macera başlıyor. Dizinin bence en önemli artısı yıldızların hayatını anlattığı için onların özellikle sahne ve özel yaşamlarına daha yakından bakabil…

Düşün, gül, dinle.. Hepsi bir arada!

İki günlüğüne Zonguldak’a gidiyorum. Kuzenim evleniyor ve biz ailecek yanında olacağız. O yüzden ben yokken İstanbul’uma sahip çıkın, onu üzmeyin, ağlatmay… Hay amk, yazması bile sıkıcı, bir de tekrar tekrar internette karşıma çıkmıyor mu? Neyse işte kısaca durum bu. Pazar akşamına kadar yokum. Sağ taraftaki ankete oy vermeye devam edin lütfen, bir de tabi Bigbang’in kendi sayfasındaki oylamaya da katılıp ülkemizi destekleyin. Ben Zonguldak’ta büyük ihtimalle nete girmem, ama geldiğimde bildiğin abanacağım. Zaten öndeyiz şu anda, dünden beri büyük bir azimle ilk sıraya yerleştik, güzelce kurulduk böyle. Birincilik keyfimizin hep sürmesi dileğiyle..     Onun dışında ufak ufak kafamdaki şeyleri dökmek istiyorum bu yazıda. Öncelikle son zamanlarda en çok dinlediğim parçayı paylaşayım sizlerle. F(x) – Pinocchio (Danger) bugünlerde deli gibi dinlediğim bir şarkı. Feci beğendim, tutuldum. Daha önce bu gruba pek bulaşmamıştım ama şu parça ile beraber yapışabilirim. Kore’de erkeklerin feminen…

Doğum günün kutlu olsun Taeyang!

Artık en en sevdiğim grubun Bigbang, en sevdiğim üyesinin de Taeyang olduğunu cümle alem biliyor, bu yüzden yeniden yazmaya gerek yok. Bugün 18 Mayıs ve Taeyang’ın doğum günü, o yüzden sabahın köründe kutlama yazısı yazıyorum.      18 Mayıs 1988’de dünyaya gözlerini açan Dong Young Bae şu anda birçok ülkede fanı olan ve Kore’nin en çok kazanan grubunda yer alan yetenekli bir sanatçı. Bu genç yaşında başarıdan başarıya koşması kuşkusuz nasıl yetenekli olduğunun göstergelerinden biri sanırım. Şu anda Kore’nin en iyi dans eden kişilerinden biri, grup haricinde solo albümü büyük başarıya ulaştı, Japonya ve diğer Asya ülkelerini tabiri caizce sallıyorlar, ben de bir fanları olarak daha ne isterim ki?     Öhöm öhöm, bu kadar Bigbang başarılarını yazmak yeter. Tae’nin doğum günün bugün. O yüzden ben okuldan geldikten sonra İstanbul’da kutlamalar yapılsın aha. Başka ülkelerden organizasyon yapan kişileri gördüm internette, belki bir gün bizde de olur ve seve seve katılırım. Ben yapayım diyece…

Bigbang’in Türkiye’ye gelmesi artık daha yakın!

Hemen konuya gireceğim, çünkü gerçekten heyecanlı bir durumla karşı karşıyayız. Bigbang Facebook sayfasında yaklaşık bir aydır anket düzenliyor. İlk başta üç bölüm vardı sadece ama Türkiye yorumlarıyla bastırınca ek bir bölüm daha koydular. Burada bayrağımızı gördüğüm andan itibaren beni heyecanın bastığını söyleyebilirim. Kısacası Bigbang’in ülkemize gelme durumu var, bunun için yapmamız gereken tek şey ise ankete katılmak.     Açıklayayım çabucak. Öncelikle buraya tıklıyoruz. En aşağıda Türkiye’nin yanındaki like’a tıklıyoruz, işte bu kadar. Ama 1 – 2 dakikalık aralarla yeniden oy kullanabiliyorsunuz. O yüzden bir tane kullanmakla bırakmayın lütfen, hoş bir oy bile kullansanız yeter, yeter ki tıklayın. Ayrıca Chrome ve Firefox’tan girip oy atabilirsiniz. Farklı Face adresleriniz varsa onlarla da oy kullanabilirsiniz.      Saat farkından dolayı şu anda Meksika önümüzde. Onlar şimdi yattığı için bastırma sırası bizde. Zaten bizim bölümde tek yarıştığımız ülke Meksika. Onun dışındaki d…

Beni alıp uzak diyarlara götüren büyüler

Bazen gününüz o kadar boktan geçer ki, beş dakikalığına da olsa başka alemlere gitmek istersiniz. Düşüncelerinizin beyninizi kemirmesine ara vermesini, hayatın bu kadar boktan olmamasını veya kafanıza takılan herhangi bir şeyin yok olmasını dilersiniz. İşte olay bu raddelere geldiğinde en güzel kurtuluş yolu müziktir. Takarsınız kulaklığınızı, açarsınız sevdiğiniz bir şarkıyı, yükseltirsiniz sesi. O kara düşünceler kısa süreli de olsa dağılır gider, aklınızın hava durumu hemen günlük güneşlik olur. Ya da en azından bana öyle oluyor.      Ben beynimi kemiren düşüncelerden bıktığım zaman bu yola başvuruyorum. Hatta en son örneği de dün yazdığım sansür yazısıdır. Açtım sevdiğim müzikleri, hiç sinirlenmeden rahat rahat yazdım yazımı. Bu sefer ise size hangi müzikleri dinlediğimden bahsedeceğim. Umarım siz de beğenirsiniz “rahatlama” seçimlerimi.     Son zamanlarda Naoyuki Sato üstadı dinlemeye başladım bolca. Yapmış olduğu müzikler kulağıma o kadar güzel geliyor ki, her daim yanımda olsun…

Doğdum, büyüdüm ve artık sansürlüyüm

Dünyaya gözlerimi açtığım 1989 yılının Ekim ayında annem ve babam mutluluktan havaya uçuyordu. Çocukları olmuştu ve daha o günden beri bana iyi bir gelecek sağlamayı amaçlamışlardı. Ülke sevgisini en güzel şekilde beynime işlemişler, iyi bir şekilde büyütmüşlerdi. Geçen gün konu çocukluğumdan açıldığında annem kabaca bunları attı. Onu dinlerken geçmişe, masumluğuma geri dönmek istedim bir an. Tek derdimin hava kararınca top oynamayı bırakıp eve dönmek olduğu yılları anımsadım. Bir sürü abuk düşünceyle kafamı doldurmuyordum, her gün internete girdiğimde yine yeni yeniden şaşırma durumum yoktu. Beynim dolmuyordu bunlarla kısaca, rahat ve huzurluydum.     Ergenlik yıllarımdan itibaren sevgili ülkemde de yavaş yavaş değişiklikler meydana geliyordu. Nasıl geldiği belli olmayan muhafazakarlık bulutları bir anda yurdu sarmaya başlamıştı. Çok iyi hatırlarım, o zamanlar Show’da kırmızı noktalı filmler vardı, Tutti Frutti yayınlanıyordu, daha Acun Tv olmamıştı. Cine 5 harika yabancı diziler yay…

BIGBANG neden diğer gruplardan farklı?

İlk korece şarkımı bundan 3 sene önce dinlemiştim. Wonder Girls – So Hot. Ve resmen şarkıya bayılmıştım, hala bıkmadan dinlediğim bahar esintisi tadında çok eğlenceli bir şarkıdır. Daha önceleri Kore dizileri, filmleri filan seyrediyordum ama müziklerine bulaşmamıştım. Japonca bana hayli hayli yetiyordu. Sonra bu şarkıyla beraber müziklerini de keşfetmeye başladım. O yüzden So Hot’ın yeri bende ayrıdır.      İşte Super Junior, DBSK, Shinee, SS501 gibi grupları dinledim ama hala bana tam hitap eden bir grup bulamamıştım. SNSD’nin Gee ve Genie şarkılarını çok sevmiştim ama bütün üyelerinin yetenekli olduğu grup arayışı içindeydim. 2 PM’i keşfettim, keşfettiğim gibi kaçtım. Çünkü Siwon gibi sadece görünüşe önem veren üyeye sahipti. En nefret ettiğim şeylerden biridir. Somebody To Loveİşte böyle arayış içindeyken karşıma Bigbang çıktı. Nasıl keşfettiğimi hatırlamıyorum, ama ilk kez dinledikten sonra Youtube’ta diğer bütün parçalarını dinlemeye başlamıştım. Hiç nefret ettiğim, sevmediğim p…

Blogumun birinci yılı..

Berbat geçen Nisan ayından sonra Mayıs’ı dört gözle bekler olmuştum. Bereketli geçeceği şimdiden belli olan bu güzel ayı biricik çingum Sermin’in doğum günüyle açtık. Bugün onun doğum günü, gerekirse yetkili makamlara resmi tatil olması için mail atacağım aha. 3 Mayıs ve 13 Ekim’i tatil yapsınlar.      Bugün ayrıca Metropol Günlüğü 1 yaşına adım attı. Alkışları duyuyorum şu anda, ah ne güzel. Geçen sene bugün artık blogger’a geçme zamanı geldi diyerek buraya takınmıştım. İlk başta tarzımı oluşturmada birazcık sorunlar yaşasam da zamanla yerli yerine oturdu bütün taşlar. O zamandan bu yana da olduğum gibi, bildiğim gibi yazmaya devam ediyorum. Ve tabi ki de yazmaya devam edeceğim, asla bırakma gibi bir düşüncem yok.      Bir yıl boyunca dolu insanla tanıştım, harika arkadaşlıklar, hatta dostluklar kazandım. Kaybettiğim hiçbir şey olmadı, aksine bir sürü değere sahip oldum. Bunun için oldukça mutluyum, blogumu ilk açtığım zamanlarda acaba okunur mu sorusu kafamı kurcalıyordu. Ama bu sor…

Tutkulu İlişkiler Çıkmazı – 9. Bölüm / (+18)

Baştan ufak bir uyarı yapayım. Yukarı da yazıyor zaten, bu bölüm +18’dir arkadaşlar.Ona göre okuyun der ve çekilirim :)9. BölümDayanamam Ben Bu Son GidişineHo Ngoc Ha ft. Suboi – My ApologyEwon sabah uyandığında ne yaptığının tamamen farkındaydı. Başının ağrıması neden olan onca alkole rağmen yine de yanında yatan Ga In’le yaşadığı geceyi hatırlıyordu. Onunla yatmıştı ve şimdi ise çok pişmandı. Hışımla banyoya giderek üstünü giydi ve tekrar odaya döndü. Derin bir uykuda olan Ga In’e dikildi gözleri. Gerçekten güzel bir kızdı ve en önemlisi kendisine aşıktı. Biseksüel olmasına rağmen bu kızla kendini sevgili olarak düşünemiyordu Ewon. Aklındaki kişi hiçbir şekilde kalbinden çıkacak gibi değildi. Oraya derin bir şekilde saplanmıştı, şimdi ise sadece acı veriyordu. Düşüncelerini kafasından atmaya çalışarak çekmeceden kağıt kalem çıkardı ve yazmaya başladı. “Kahvaltı edebilirsin. İstediğin zaman çıkabilirsin evden. Ewon” Sadece bunları yazmıştı. Önemsemediği anlamına gelmiyordu, sadece ya…