Ana içeriğe atla

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

     Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.

     Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.

     Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sırlar neden cep telefonalarına mesaj olarak geliyor? Bu A kişisi kızlarımızında ne istiyor olabilir? Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? gibi sorular kafamızı allah bullak ediyor, bize seyir zevki yüksek keyifli bir dizi sunuyor.

     Öncelikle aşkım Spencer’la başlamak istiyorum. Bu dörtlü kız grubu içinde en çok onu seviyorum. Aslında Alison gözdem ama şu an onu ölü sayıyoruz. Zaten dizide de flashback’lerle görüyoruz onu. Spencer, oldukça zeki ve aktif bir kız. Ablasınız altında ezilmemek için, ondan daha yukarıya çıkmak adına kendini paralıyor resmen. Bana göre Hanna ile beraber kendini en çok geliştiren karakter. O eski hali neydi, aman evlerden ırak. Karı olsa “……” için yüzüne bakmazsın. Ama şimdi öyle mi, ekmek arası çıtır çıtır gider. Şaka bir yana, ben Spencer’ın en çok zeki olmasını seviyorum. Zaten başka dizilerde de varsa eğer favorim hep zeki karakter oluyor. Ayrıca olayları aydınlatmada kimse onun kadar çalışmıyor. Bir yere girilecekse o öne doğru adım atıyor, başkalarını takip etmede hep onu görüyorum. Kitapları, odaları karıştıran hep bizim Spence. Çok yükleniyorlar bu kıza, çok üzülüyorum. Yok lan, bebeğime hiçbir şey olmaz. Aman nazar değmesin, şom ağzınızı açtınız az daha birinci sezon finalinde neler oluyordu öyle? Anam anam diyeyim ben saa… (Yazar burada okuyucuyu iyice merakta bırakarak dizinin izlenmesini sağlamaya çalışıyor. Subliminal mesaj olayı filan)

     Şu ortada “Kraliçe” edasıyla gördüğünüz kişi işte Alison. Zavallım bir gece ağıl evden dışarı  çıktı, çıkış o çıkış. Sonra kendinisin ölüm haberini aldık. Bu kız neden favorin Lee diye sorarsanız size tek bir cevap veririm: Kaltak. Hem de öyle böyle değil, en katmerlisinden. Ve ben onun bu sürtük, orospuca, zeki, tehditkar ve her şeyi yaparım, her ortama uyarım tarzına bayılıyorum! Flashback’lerin olduğu sahneler çok ama çok keyifli. Bu kız ayrıca 96 doğumlu biliyor musunuz? İnsanın inanası gelmiyor, çok iyi bir seçim ayrıca. Diziye cuk oturmuş, onu izleyince böyle kötülük yapmak geliyor insanın içinden.

     En solda suratını göremediğimiz Spencer zaten, onu anlatmıştım. Onun yanındaki kişi Hanna, ya da eski adıyla Dobişko Hanna. Bu kızımız geçmişte bir hayli kiloluydu. Tatlıya, hamur işine dayanamazdı. Nasıl okulun en gözde grubunda yer alıyordu anlamam. Alison devreye giriyor burada da, onu hem kollayıp koruyor, hem de alttan alttan kilolarıyla ilgili lafları çarpıyordu. Tabi ki Hanna’nın kilolu olması ona bu lafların söylenmesini haklı kılmıyor, ama o da biraz boğazını tutsaydı yahu. Sürekli gırtlağını düşüne düşüne göbeğini buldozer kepçesine çevirmiş. Tabi bizim kız da anladı, dünyaya zayıfların hümekttiğini, o da eziklikten kurtulmak için Alison öldükten sonra çeşitli şekillerde (anladınız siz onu) kilo verdi ve bu fit görünümüne kavuştu. Bölümlerde bazen onun tatlı yiyeceklerle olan komik ve acınası bakışlarını görüyoruz bazen. Hala kendisiyle savaş halinde biri Hanna. Ayrıca dizide şu ana kadar en büyük olan olay onun başına geldi. Bir an için hassibe teyze lafı çıkmıştı ağzından izlerken, çok kötüydü lan.

     Onun yanındaki kişi ise hocamı seviyorum, ayrıca ona veriyorum Aria. Bu kızımız Alison öldükten sonra ailesiyle İzlanda’ya gidiyor. Geri dönünce liseye başlamadan önce barda bir çocukla tanışıp yiyişiyorlar. Sonra İngilizce dersinde bir kafasını kaldırıyor, yiyiştiği çocuk karşısında “Merhaba, ben yeni öğretmeniniz Ezra Fitz” diyor. Ne hissederdiniz düşünün artık. Ama gönül ferman dinlemiyor ve fiki fikilerine devam ediyorlar. Zaten bu Aria önceki dizisinde pek bir masum, pek bir saftı. Sonra burada önce punkçı olup pembe peruklar taktı, sonra ama öğretmeninim diyen adamı ayartıp “muah muah can hatice” yaptı. Fettan kız!

     En sağdaki kişi ise aykırı takılan sevimli kızımız Emily. Ben bu kıza da üzülüyorum lan, ikinci sezon ebesi sikilseydi daha iyiydi. Bunun başına gelen, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Allah belanı versin A, yapmadığını bırakmadın kıza lan. Kızımız yüzücü, ayrıca Ayşelerden, Fatmalardan hoşlanıyor, tabi ara da Muratlar da faydalanıyor (Ülker rodeo reklamı oldu bu tam) Alison’un komşusu, o ölünce ve ailesi taşınınca doğal olarak oraya yeni birileri geliyor. Taşınan ailenin iffetsiz siyahi kızı Maya, hem ot çektiriyor, hem gösteriyor, hem elletiyor. Böyle olunca da Emily’nin içinde bastırmaya çalıştığı duygular bir anda fokur fokur kaynamaya başlıyor. Gerisini siz düşünün yani, bir Aşk-ı Memnu değil belki ama adı ABC Family olan bir kanala göre bu sahneler bile şaşırtıcı. Gerçi ben Maya’yı hiç sevmedim ya, dizidekiler de sevmemiş sanırım, ahım tutmuştu aha.

     Dizide erkek karakterlerden en çok Toby’i seviyorum. Toby Alison olayında baş şüphelilerden biri. Daha sonra ise rolü artıyor ve çift olayına girince ben mest oluyorum. Favorimi oluşturmama yardımcı oldu ne de olsa.

     Dizinin en güzel yanı dediğim gibi gizem unsurunu müthiş derecede iyi kullanması. Dizinin heyecanına katılıp kitaplarını alayım okurum diyorsanız sizi biraz hayal kırıklığı bekliyor olacaktır o yolculuğunuzda. Çünkü kitapların dizi çok basit, olaylar daha da basit anlatılmış. Şahsen A’nin kim olduğunu öğrendiğim kısım haricinde kitaplarında öyle ahım şahım zevk almadım. Dizi de bazı şeylerin değişmesi ve bonusların eklenmesi süper olmuş.

     Bir de Jenna var. O da bir olay sonucu (bu olay önemli, diziye başlayın ve iyi kurgulanan olayı öğrenin derim) gözleri kör olmuş güzel bir kızcağız Jenna. Dörtlümüze karşı derin bir nefret duyduğunu söyleyeyim hemen. Ses tonu, sarkastik cümleleri ve planları ile Jenna resmen bir saatli bomba. Tuvalet sahnesi var ikinci sezonda, Hanna dayanamayıp tokat atıyordu Jenna’ya. Orasda çok üzülmüştüm, tamam o da kötülük yapıyor ama bir sor kendi kendine bu kız hep böyle kötü müydü diye? Zavallanını siyah camlı gözlükleri yere düşmüştü, bir de elleriyle eğilip aramaya çalışıyordu. Hanna’ya çok pis küfür etmiştim, dur bir daha edeyim vurada: Seni gibi küçük kaltak! Mısır gevreklerinin bir numaralı elemanı, fast food zincirlerini katmerli trilyoner eder aşüfte! (TRT Genel Müdürü’ne döndüm burada bir anda, onunki de ayrı andavallık hani)

     Size en yeni fotoğrafı göstereyim. Kızlar mükemmel olmuş değil mi? Spencer çok asil görünüyor, Emily Nicole Scherzinger olmuş, Hanna’da Doctor Who’daki Donna’ya benziyor. Aria ise tek kelimeyle Kumkapı konsomatrisi aha, o saçlar ne lan!

     Bu über dizi 2 Ocak’ta kaldığı yerden devam edecek. En son harikulade bir Cadılar Bayramı bölümü gösterildi, eminim izleyenler de benim mükemmel bulduğum gibi enfes bulmuşlardır. Tam gaz yoluna devam ederken gelin siz de bu güzel lezzetken bir ısırık alarak harika yolculuğa başlayın derim. Sürekli teoriler filan üretirsiniz kafanızda, gizem bünyeye de iyi geliyor hani, bilimsel olarak bile kanıtlandı.

     PLL çok keyifli bir dizi, izlemekten hiçbir şekilde sıkılmıyorum ben. Umarım bu yazı da gaz verici bir unsur olur ve siz de başlarsınız. Tek istediğim, keyif almanız..

Başlamadığın her saniye neler kaçırdığını bilsen kendini öldürürdün..

-L

(Diziye ayak uydurarak bitirmeliydim tabii ki de…)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …