Ana içeriğe atla

Once Upon a Time: Masallar diyarından gelen dizi.

   Bir varmış, bir yokmuş..”

     İki kafadar insan, oturdukları sandalyelerinde eski masalları hatırlarlar ve o andan itibaren soluksuz bir fikir alışverişi başlar aralarında. Bunun sonucunda ise hepimizin çocukken dinlediği ve hala da doyasıya sevdiği masallarla dolu bir dünya çıkar karşımıza. İşte bana göre 2011’in en sükseli, en süper yapımı olan Once Upon a Time böyle doğmuş.

     Masalların bizi sarıp sarmaladığı bir dünya, masal dünyası ile gerçek dünya arasında o muhteşem uyum, dengelerin alt üst olduğu ve hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmadığı zamanlar. Kaderi değiştirmek, her şeyi eski haline döndürmek ve mutluluğun geri gelmesini sağlamak sadece Pamuk Prenses’in kızı olan Emma Swan’ın ellerinde!

     Sizi bilemem ama ben masallara bayılan bir insanım. Küçükken annemin anlattığı ve o hepimizin bildiği klasik hikayeleri yeri ben de gerçekten önemli. O yüzden bu dizinin sonbahar sezonunda yayınlanacağını öğrendiğimde inanılmaz bir heyecan yapmıştım. Grimm Kardeşler’in masallarının olduğu bir doğaüstü dizi de NBC’de yayınlanıyor ama o daha karanlık bir atmosferde geçiyor. O yüzden ben yazımı hem daha çok beğendiğim, hem de hayalimdeki masal diyarını gerçek anlamda bana gösteren Once Upon a Time’dan yana kullanıyorum.

Hadi fragmanını izleyelim:

     Emma Swan Boston’da tek başına yaşayan genç bir kadındır. 10 yıl önce bir çocuk dünyaya getirmiş ve onu evlatlık vermiştir. Emma’nın en önemli özelliği ise karşısındaki insanların yalan söyleyip söylemediğini anlamasıdır. Bir gün evindeyken kapı çalar ve yıllar önce evlatlık verdiği çocuğu Henry geliverir. Artık hiçbir şey Emma için aynı olmayacaktır. Henry’i Maine’deki (Stephen King romanlarından bu eyaleti iyi bilirsiniz, korku, gizem ve doğaüstü güçlerin başkenti gibi adeta benim gözümde) evi olan Storybrooke’a götürmeye karar verir. Kasabaya geldiklerinde Henry elindeki masal kitabıyla ilgili gerçekleri anlatmaya başlar. Emma buna inanmaz, çocuğun hayal gücünün çok yüksek olduğunu düşünür. Peki nedir Henry’nin Emma’ya anlattıkları?

     Buna göre masallar diyarında Kötü kraliçe (fotolardan kim olduğunu anlıyorsunuzdur sanırım) Pamuk Prenses ve Yakışıklı Prens’in (Üst sol ve üst orta) düğünde ortaya çıkar ve onlara hayatı zehir edeceğini, hiçbir güzelliğin olmayacağı bir laneti üzerlerine salacağını söyler. Bizimkiler evlendikten ve Pamuk hamile kaldıktan sonra Kara Lanet’i arkadaşından geri alan Kraliçe, hayatında en çok sevdiği kişiyi öldürüp kalbini söktükten sonra laneti yapar. Her tarafı dumanlar kaplar, mutluluk yavaş yavaş yok olmaya başlar ve kötülük sarayı işgal eder.

     Yakışıklı Prense Geppetto ve Pinokyo’ya sihirli ağacı inşa etmeleri söyler, çünkü bir peri kaderi sadece Pamuk’un doğacak çocuğunun değiştirebileceğini anlatmıştır. Pamuk hamile karnıyla ağaca girecektir ancak erken doğum yaptığı için sadece çocuğunu ağacın içine koyarlar. Kraliçe kazanmıştır, ama çocuğu ele geçirememiştir. Bundan sonra kahramanlarımızı neler beklemektedir?

     “Lütfen dersem ne istersen isteyeyim yerine getireceksin”

     Hikayemizin konusu işte böyle. Diyardaki bütün masal kahramanları yeryüzüne gelir ve Storybrooke’da yaşamaya başlar. Ancak hiçbiri gerçeği hatırlamamaktadır. Gerçeği bilen tek kişi Henry’dir, bu annesini, yani Pamuk’un kızı olan Emma’yı bulur ve ona gerçekleri anlatmaya başlar.

     Hikayenin en güzel tarafı gerçek dünya ile masal diyarını çok iyi birbirine yediriyor. Arada geçiş yaparak iki dünyayı da görüyoruz. Ayrıca işin içine ileriki bölümlerde diğer masal kahramanlarının da gireceğini bilmek, daha da heyecanlanmamıza sebep oluyor. Dizinin şimdiye kadar sadece üç bölümü yayınlandı. Bugün 4. bölümü yayınlanacak, bu bölümde ayrıca Külkedisi’ni görüyoruz mesela.

     Henry’i evlatlık alan kişi ise kim biliyor musunuz? Kötü Kraliçe’nin tam kendisi. O da her şeyin tam farkında değil ama az da olsa bir şeyler hatırlıyor. Ayrıca ben Kraliçe’yi canlandıran oyuncu çok iyi iş çıkartıyor. Onu izlerken insan sanki böyle kötü olmak istiyor.

    Ve ve ve, hikayenin en şeker unsuru Henry. Bu çocuk inanılmaz sevimli ve çok iyi rol yapıyor. Ona bayılıyorum, sadece bunu diyebilirim. Dizinin maskotu gibi bir şey, ayrıca bu şeker velet çok bilmiş. Olayları nasıl öğrendiğini ise bilmiyoruz, ilerleyen bölümlerde görürüz ama kesin.

    Yukarıda fotoda sol altta olan kişi kasabanın şerifi. O da bir masal kahramanıdır sanırım ama bu zamana kadar öğrenemedik. Şimdilik Kraliçe’nin yanında olsa da ilerleyen bölümde saf değiştirecek gibi. Doğruları üzerine giden bir yapıya sahip çünkü.

    Sağ altta gördüğümüz “garip” kişi ise Rumpelstiltskin. İsminizi ona söylememelisiniz, gerçi Pamuk’a bütün olayları o anlattı, karşılığında da kızının adını istedi. Yakışıklı’nın itirazlarına rağmen Pamuk kızının adını vermişti ona. Ve 2. bölümdeydi sanırım, Emma ile karşılaştılar. Gerçek dünyadaki adı Mr. Gold’dur.

    Pamuk Prenses’i canlandıran oyuncuyu da çok sevdim. Gerçek dünyada saçları ve kısa ve öğretmenlik yapıyor. 3. bölümde Yakışıklı ile masal diyarındaki ilk tanışmaları anlatılmış ve Troll’lerle olan dövüşmeleri beni benden almıştı. İkisinin tanışmaları çok güzeldi, aralarındaki kimya ise enfes. Gerçi Yakışıklı (Benim bir adım var, o da James diyor sonra Pamuk’a) evlenmeye gidiyordu saraya ama olsun. Gerçek dünyada ise Pamuk (yani Mary) hastanede yatan Yakışıklı’ya masal kitabını okur ve onun bilincini yerine getirir. Ama Kraliçe ise (ayrıca kraliçe Storybrooke’un belediye başkanıdır, tüm yetkiler ondadır yani) eşini bulur ve hastaneye getirir. Şimdi bu anlattığım olaylar masal diyarındaki olaylarda da örtüşüyor, ben o yüzden detaylardan bahsetmiyorum ki karışmasın. Böyle bile karışmaya doğru yol alıyor çünkü.

     Kasabada kalmaya karar veren Emma, Henry’e inanan Pamuk ve bizim şirin velet birlik olup Kötü Kraliçe’yi yenecek bu laneti ortadan kaldırabilecekler midir? Dizimizin ana konusu bu. Ama dediğim gibi Külkedisi ve daha bir sürü masal karakteri işin içine gireceği için, bozmarlarsa bize seyir zevki inanılmaz bir armağan sunacaklarına eminim.

     Ben masal karakterleri arasında en çok Rapunzel ve Uyuyan Güzel’i seviyordum. Bakalım ikisi ileride karşımıza çıkacak mı? Bunu merakla bekliyorum. Gerçi Uyuyan’ı adı geçti dizide ama ben kendisini de görmek istiyorum.

     Dizi masal ile gerçeği çok güzel yoğuruyor, manzaralar, büyüler, efektler filan hoş ama daha da iyi olacaktır. Ayrıca masallara doğal olarak süper göndermeler yapıyorlar, sıkı masal takipçileri bu göndermeleri hemen göreceklerdir. Ben Kraliçe’nin evindeki elma ağacını gördüğümde çok mutlu olmuştum mesela.

     Biraz daha biriksin öyle başlayın demeyeceğim bu dizi için. Hemen şimdi izleyip indirin diyorum, çünkü gerçekten hem seyir zevki yüksek, hem masallar kadar lezzetli, hem de nostaljik açıdan doyurucu bir dizi olmuş Once Upon a Time. Şerifin ya da Yakışıklı’nin iyi göründüğünden, ya da Pamuk’un güzelliğinden bahsetmiyorum, onları zaten siz de görüyorsunuz. Ben senaryo ve işleniş için izlemenizi istiyorum, yoksa onların bol bol fotolarını koyup, altına da “aha bu budur” yazıp bitirirdim.

      Mekanlar güzel, Pamuk’la Prens’in sarayını gördüğümde işte bilgisayarın gücü bu demiştim. Sonra aklıma Sihirli Annem’deki şatolar gelmişti ve gülmeye başlamıştım. Onun yanında “oh be!” demenizi sağlıyor adeta.

     Masal diyarına giriş anahtarınız bilgisayarınızda bulun Utorrent ya da Google Chrome. Sihirli sözcükleri klavyede tuşlayarak büyünün yapın bu mükemmel diziyi izlemeye başlayın millet..

Masal temasını “bizden, içimizden” bir şeyle belirtmek istiyorum bu videoyla aha.

 

Ve hepsi sonsuza kadar mutlu yaşadılar..

     Bonus: Bu akşam yeni bölüm yayınlanacağı için aynen yukarıdaki moddayım.

Ayrıca Sheldon, şu son bölümle anladım ki sen dev gibi bir kedisin.

Sevesim geliyor ulan, bitiyoruz sana dostum.

Aynen böyle devam et.

 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …