Ana içeriğe atla

Misafir ol gel bana..

Bir Masalevi yazısı..

     Öncelikle selamlar^^ Bendeniz Masalevi .. Konuk blogger miminden haberdarsınız sanırım, Lee şu yazısında bahsetmişti hani.. Öncelikle Lee'ye bir özür borçlu olduğumu söylemeliyim, yazımı biraz geciktirdim ama ne yazsam diye epey düşündüm. Konu sınırlaması yok evet ama yine de insan düşünmeden edemiyor, herhangi bir dizi, film, albüm ya da haber yazısı yazmak istemedim, o zaman biraz sohbet edelim dedim kendi kendime. Mesela Korean Wave denen bu acayip dalga beni nasıl vurdu? Neler olup bitti bir anlatayım.. O zaman başlıyoruz efendim :)

     Yıllar yıllar önce ben henüz o dönemler adı ÖSS olan uyuz ötesi sınava hazırlanan bir ergen iken.. (İyice masala bağladım ha :) ) İşte bir gün ablam heyecanlı heyecanlı bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu: "Harika bir dizi keşfettim gecenin 2'sinde, hem de bir şarkısı var uf uf!!"

     Tabi aklı bitirmesi gereken testlerde olan her liseli gibi ilgisizce: "Ne dizisi yağğ?" şeklinde bir tepki verdim. "Sanırım Kore dizisi" dedi O da. "Seul falan diyorlar çünkü.." "Kore miii!!! Zönnk! Ne alaka yağğ?" Benim bu saçma sapan tepkilerim onun heyecanını azıcık olsun dindirmedi ve oturup izlediği tüm 10 bölümü bir çırpıda anlatmaya başladı. Bense bir yandan test çözerken diğer yandan yarım kulakla dinledim kendisini. "Nasılsa gece 2'de ben onuncu uykumda olurum aman" diyordum içimden de.. Tabi çay kahve derken bir baktık saat 2 olmuş. Dizinin adına da baktım: Sonsuz Aşk. Tam pembe dizi ismi pehh! Ama ama.. Önce müziğine vuruldum, o piyano sesiyle kendimden geçtim denebilir.. Sonra da ilk oppam (fangirl mode on :) ) sarışınım Bae Yong Joon'u gördüm ve dedim tamam, olay budur!

     Demek Uzak Doğu sevgisi benim kanımda varmış, diğer insanlar Korelileri görünce "Bu ne ya kız mı ehu ehu!" gibi tepkilerde bulunurken ben adama hayran olmuştum. O günden sonra Koreli Kıvanç aşağı, Koreli Kıvanç yukarı gezip durdum evin içinde :) Sabahın köründe kalkıp okula giden her öğrenci gibi erkenden yattığım halde gece 2'ye alarm kurup izlediğimi bilirim, bu diziyi öyle sevmiştim. (Bu arada izlemek isteyenler için söylemeden geçmeyeyim. Bahsettiğim dizi Winter Sonata isimli tatlı mı tatlı, sakin, huzurlu, Türk filmi tadında bir Kore dizisidir)

     Sonrasında bir Güney Kore takıntısıdır aldı başını gitti, ülkenin şehirlerini, yemeklerini, kültürünü öğrenme isteği, aktörlerini tanıma çabası, dizilerini gecede 10 bölüm izleyebilme manyaklığı, Korece öğrenme hayali falan filan.. Bu süreci hepimiz biliyoruz işte, kendini zorlar insan, hayranı olduğu insanların her şeyini sevmek ister.. Mesela ben, Carrefour'da ilk kez ramen gördüğüm günü hatırlıyorum da bıraksalar orada oturup ağlayabilirdim o derece :) Her ne kadar annem misler gibi ramenimi görünce: "Bu ne böyle bulaşık suyu gibi ıyy!" dese de o benim için öyle lezzetliydi ki.. Aaah geçmiş günler :) Bir de kendi yapmış olduğum yemekler var tabi, resimlerini çekmiş olsaydım gösterirdim ne güzel.. İlla zorla kültür etkileşimi oluşturacağım, damak tatlarımız farklı işte kardeşim, ye ramenini otur sen :) Neyse baskılar beni yıldıramadı yıldıramaz da :) Neyse işte insan bir takılınca Kore ile sınırlı da kalamıyor insanın ilgisi, Japonya, Japon gruplar, Japon dizileri de insanın hayatına giriyor bir süre sonra. Ben Japonları ve Japoncayı gerçekten seviyorum, hele Love Shuffle 'ı izledikten sonra.. Not: İzlemeyen kaldıysa hemen başlasın diyorum, yayy pandaa^^

     Tabi bir de Ft Island var, ondan bahsetmesem olmaz. Lee Hong Gi denen muhteşem sesli minik insan evladı ile herkes gibi You are Beautiful'da tanıştım ben de. Ama işin aslı dizide çok da dikkatimi çekmedi, Jung Yong Hwa, Jang Geun Suk falan varken ona bakmadım tabii ki :) Dizi bittiğinde bu sarışının bir de grubunun olduğunu öğrendim ve "Ne söylüyormuş bakalım?" diye bir merak ettim. Ve açtığımda karşıma çıkan şarkı ile dumur oldum. Ben bu şarkıyı çok önceden bir Çin sitesinde dinlemiş ve söyleyenini bir türlü bulamamıştım. Mail falan bile atmıştım o derece :) O kadar çabadan sonra böyle tesadüfen karşıma çıktı bu şarkı.. İşte bu ilk dinlediğim Lovesick performansı için buyurunuz :)

     Esas fangirl olma durumunu bu şekilde görmüş oldum. Bir insan evladı 4 yıl önce kurulmuş bir grubun tüm albümlerini, kliplerini, canlı performanslarını, konserlerini 2 ayda tüketebilir mi? Evet tüketebilirmiş.. Kimseyi kınamayın sayın okurlar başınıza gelebilir, bir bakarsınız gece saat 4 olmuş siz hala konser izliyorsunuz.. İnanılmaz ama gerçek :) Neyse o söylesin ben dinlerim diyeyim her yazımda söylediğim gibi :)

     Neyse ne diyorduk işte bu kadar dizi film izleyince insan kendini profesyonel falan gibi hissediyor, dizileri beğenmiyorsunuz, dizi finallerinden şikayet edip duruyorsunuz falan. (Ama Koreli senaristler gerçekten kötü final yazıyor bu konuda çok haklıyız hıh) Neyse bir gün yine bir dizinin finalinden şikayet ediyordum sanırım: "Ah ben olsam şöyle şöyle yazardım, hatta başrole de o çocuğu koymazdım, şunu bir de şunu koyardım, üstüne sonunu da şöyle değiştirirdim" derken kendimi birden hikaye yazarken buluverdim. Bir de bu işi bayağı ciddiye almıştım, kimse okumasa da benim senaryom olacaktı O. Uzun süre yazdım ve bitirdim. Daha sonra blog okumaya başladığımda insanların benim gibi hikaye yazıp yayınladıklarını görmüş ve çok şaşırmıştım, aynı şeyleri düşünüp aynı şeyleri hisseden insanlarla bir arada olmak gerçekten güzel şey :)

Pekii blog olayı nerden çıktı? Ben blog açtığım güne kadar tek bir blog okumamıştım, kardeşim okuyup bana anlatırdı, ben de pek dinlemezdim açıkçası. Neyse bir gün bir blog buluşmasının ortasında buldum kendimi. Kimseyi tanımıyordum, konuştukları şeylerin çoğuna Fransızdım. (Blog hiti, blog aramaları, blog hikayeleri vs vs. ) Fakat sonra muhabbetin içine girince bir de baktım ne kafa ne tatlı insanlar hepsi. Daha ilk tanışmamızda gülme krizine girmiştim düşünün artık. Elinde fotoğraf makinesiyle benim gülmemin bitmesini bekleyen garsonun ters bakışlarını unutmuyorum :) O gün iyi ki gitmiştim o buluşmaya, kısaca halimden çok memnunum :)

     

     İşte böyle. Günlük tarzı bir yazı oldu bu da, kendi bloğuma yazmadığım türden. Ama diğer yazılarımdan bir farkı olsun değil mi? :) Beni bloğuna konuk eden çingum Lee'ye bir kez daha teşekkür ediyorum. Ve bu güzel mimin devamı için ben de Hikaruivy seni seçiyorum, misafir ol gel bana börekler açayım sana :) Konu sınırlaması yok, içinden ne gelirse yazabilirsin.. En kısa zamanda yepyeni yazılarda görüşmek üzere, ja ne^^

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …