Ana içeriğe atla

Hepsini de affettim..

     Bugün yine otobüse binip evime dönüyordum. Her zamanki gibi kulağımda kulaklığım ile otobüsün tıkış tıkış olmasının verdiği rahatsızlığın haricinde mutluydum. Ha bir de biraz hastayım ama dert etmiyorum. Ayakta gidiyorum ve yanımdaki kıza bakıyorum sürekli. Çünkü kız telefonuyla resmen ilişkiye giriyor. Bir eliyle yukarıdan tutunmuş, bacaklarıyla da poşetini tutuyor. Sağ elinde de telefon, kolunda ise hayvan gibi bir çanta. Ve HaTiCe’sinde Solitaire açık, bildiğin fal bakıyor yani! Öyle konsantre olmuş ki, gözü hiçbir şeyi görmüyor sanki. O körüklü otobüsün sesleri, tümseğe geldiğimiz de otobüsün semaya uzanması filan zerre etkilemiyor. Dokunmatik telefonu ustaca kullanıyor, o küçük ekranda kartları 40 yıllık kumarbaz gibi hareket ettiriyor. Ve o kız gülüyordu. O tıkış tıkış otobüste, ayakta zor bir şekilde hareket etmesine rağmen yüzünde bir gülümseme vardı. Küçücük şeylerden mutlu olabilen bu kızı kendime yakın hissettim.

     Sonra ben de düşünmeye başladım. Mutlu bir insanım, hayatımda kötü giden bir şey yok. Bunun için Allah’a şükrediyorum. Sonra eski defterleri ara ara açtığım ve anlıkta olsa garip şeyler hissettiğimi hatırladım. Geçmişteki bazı kötü olayların etkisi uzun sürede geçmez ya, hani yıllar sonra hatırladığınızda içinizde az da olsa bir sızı oluşur ya, bende ki de öyle bir durum işte.

    Gece yatağıma uzanıp yastığa kafamı koyduğumda onların aklıma gelmesini istemiyordum artık. Geçmişe sıkışıp kalmadım ama hiçbir şekilde hatırlamak istemiyordum. Ben onları sıkı sıkıya bir kavanozun içine atıp orada nefessiz bırakmaya mahkum etmiştim. Onlar ise kendi boğulmalarını benim de yaşamamı istiyordu. Buna izin vermeyecektim artık.

     İşte bu yüzden hepsini de affettim. Keşke daha önce yapsaydım, ama her zaman neticeye bakmalıyız değil mi?

      -Beni aldatıp sik gibi ortada bırakan eski sevgilimi affettim. Hatta hemen akabinde başka bir sevgili bulup beni kıskandırmaya çalıştığı için bir daha affettim. Yükümden atıyorum seni, geçmişimize çizgiyi tamamen çekiyorum.

     -Mezun olmamıza sadece bir dönem kalmışken bizi gıcıklığına bütünlemeye bırakan hocamı affettim. O zaman ettiğim küfürlerle bayağı bir günaha girmişimdir sanırım. Ahımızı aldı, okuldan da atıldı zaten.

     -Sadece işi olduğu zaman arayan/hal hatır soran arkadaşlarımı affettim. Artık cevap vermem olur biter, umurumda değil.

     -Cep telefonumu çalan orospu çocuğunu da affettim. Bir de tanıdığım insandı. Umarım satıp aldığı parayla götüne kına da almıştır.

    -Herkesin hayatını berbat zanneden tanıdıklarımı da affettim. Kendisinin ve dar çevresinin hayatı kötü gittiği için bütün dünyayı öyle sanmaları onların suçu değil tabi. Ama emin olun güzel hayatlar da var.

     -Bana lise hayatını zehir eden Çiğdem’i de affettim. O mektuba cevap yazan ellerim kurusaydı keşke demiştim zamanında ama şu anda hatırlıyorum ve hiçbir şey hissetmiyorum. Mazide bir anı işte.

     -Bir araya geldiğimizde bana sürekli sigara teklif eden arkadaşımı da affettim. Kendisi tam bir bağımlı olabilir, ama ben sigara kullanmam ve kullanmayı da hiç düşünmüyorum. Buradaki iradem oldukça güçlü.

    -“Ya o, ya ben” diyen sevgilisini seçen dostumu da affettim. Gerçi sonrasında özür diledi ama yine de bunu yazmalıydım buraya.

     -Küçükken eve gideceğim dediği halde arkadaşıma uyup habersiz parka gittiğim için ailemin tüm mahallede beni aramasını sağlayan kişiyi de affettim. Annemden ilk tokadımı o zaman yemiştim. Sonra da sıkı sıkı sarılmıştı. Kadının yüzü çok korkunçtu, solmuştu böyle, bitmişti. O zaman bir daha asla vermeden bir yere gitmeyeceğim demiştim. Hala da en ufak bir yere çıktığımda haber veririm aileme.

     -Kıran, sinirlendiren, üzen, üstüme basıp çiğneyen, iftira atan, yalan söyleyen, dost postunun altında düşmanlık yapan, kötülüğümü isteyen, dedikodumu yapan, alay eden, dalga geçen, küfür eden, çirkefleşen, şirretlik yapan, ezmeye çalışan, hava atan, tepeden bakan, ukalalık taslayan, kibir dolu sözler sarf eden, günahımı alan, bedduamı alan, Allah’a seslenmemi sağlayan kalan kişileri de affettim. Ben toprak attım onların üstüne, emin adımlarla yoluma devam ediyorum artık. Siz nerede olursanız olun, bana uzak olun yeter. Bundan sonrada yukarıda yazdığım şeyleri yapmaya devam edenlere ise Allah en büyük belayı üstlerine salsın diyorum, ben uğraşmayacağım çünkü daha.  Zaten çoğunun hayatında bir bela var, o yüzden ben de gün gelir bu belaları hatırlarım sadece.

Tabi hemen şu anda bunları gerçekleştiremem.

Ama kısa zaman içerisinde başaracağım.

Siz de benim yaptığımı yapabilirsiniz.

Belki de yapmışsınızdır çoktan.

*Vurdukça en dibe kendimi buldum…*

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …