Ana içeriğe atla

Altı delinin Brezilya çıkarması..

Biz ve Brezilyalı arkadaşlarımız.

     Evet, gerçekten çok ani oldu. Hangi ara kararlaştık ve bunu gerçekleştirdik biz de bilmiyoruz. Her şey bir akşam üstü Twitter’da başladı. Gayet samimi ve sıcak olan Güney Amerika temalı sohbetimiz o kadar hoşumuza gitti ki, biz 6 deli ertesi gün bavullarımızı hazırlıyorduk. Biletler alındı, şansımıza kış mevsiminden yeni çıkan Güney Amerika’ya giden kişi sayısı azdı. Ama bilirsiniz, Brezilya her daim sıcaktır. Bir baktık kendimizi uçakta bulduk, hazır vize olayı da yoktu, kafamız oldukça rahat kalkışa geçtik.

     Peki neden mi Brezilya? Gayet basit aslında, bence Güney Amerika’nın en güzel ülkelerinden. Gerçi ben o kadar Belize diye tutturdum ama beşliyi ikna edemedim. O beşli kimlerden mi oluşuyor? Hemen sayalım: La Fea, Tarih, Makino, Hayal ve Özge. Gördüğünüz gibi kadro sağlam. Aslında bu kadar aceleye gelmeseydi daha fazla kişi bulabilirdik. İşte ben Belize derken Fea arkamdan bir bağırdı Brezilya diye, kendini THY’nin Brezilya seferlerinin olduğu sayfada buldu. Bir de kaş kaldırdı, işte ben o zaman biletleri bile almıştım.

     Uçağa bindiğimizde herkes heyecanlıydı. Tarih biraz sessizdi aslında, ne de olsa şu KPSS durumları filan. Eğitim sistemine okkalı küfür ettikten sonra onu da güzelce tatil moduna sokuverdik. Makino ve ben yerimizde duramıyorduk. İkimiz de bir bir Güney Amerika bilgimizi döktürmeye başladık. 24 saatlik süre içerisinde çoktan araştırmalarımı yapmıştım. Konuşmamıza sonradan dahil olan Hayal ve Özge neredeyse uçağı kaçırıyordu. O kadar Kore’den konuşmuştuk ki zamanında, Kore’ye uçacağımızı düşünmüş. Seul uçağına giden kapının önünde yakaladım ikisini ve resmen koşarak yardırdık. Uçakta koltuklarımıza yayıldığımızda herkes derin bir oh çekti.

     Rio’ya gidiyorduk! Evet, doğru duydun. RIO! Karnaval zamanı değil ama bütün Brezilyalılara olduğu gibi bize de her daim samba zamanı yani. Uçakta 12 saat geçirecektik, o yüzden konuşmaya ve çeşitli müzikler dinlemeye başladık. Neler mi dinledik? Çeşitli Korece ve Japonca şarkılardan sonra eskilere geçtik ve U Can’t Touch This, Yeke Yeke, Brother Louie, All That She Wants ve Lambada’yı dinledik. Bu arada birbirimize Lambada dansı, hatta mini klibi çekeceğimize söz verdik.

     Uçaktaki servisi ve hizmeti Fea beğenmedi. Hostesi bol bol haşladı, ama o kız da kaşınmıştı hani, sonunda kadar haklıydı Fea. Özge Lambada hareketlerini uçakta yapmak isteyince ikaz aldı. Ben uyumaya çalıştığım halde nedense bir türlü uyuyamadım, Brezilya dedim, vay be dedim, sıla hasreti çekmeye başlamıştım çoktan aha. Tarih şimdiden Brezilya hakkındaki kolajları hakkında düşünüyordu. Hayal ise Twitter’a girdik “Biz Brezilya’ya gidiyoruz. Naber?” diye hava atıyordu. Makino ise şimdiden ayaklarına masaj yapmaya başlamıştı. Deli gibi gezeceğimizi biliyorduk çünkü.

     Sonunda 12 saatlik yolculuk bitti ve biz Rio’ya indik. Pasaport kontrolünden geçerken adamın görevlinin tuhaf bakışlarına tuhaf bakışlarımız ile cevap verdik. Portekizce bir şeyler dedi ama İngilizce cevapladık. Burada adamın dediği şeyi nasıl anlayıp İngilizce cevap verdiğimizi sorarsanız biz de apışıp kalırız, yanıt veremeyiz aha.

     Sonunda işlerimiz bitince bir taksi çevirdik ama hepimiz doğal olarak sığamadık, 6 kişiyiz ve onca bavul var. Bir kere kızların ojelerini iki bavula sığdırdık düşünün. Ayrıca Makino So Jib Sub eşyalarından uzak duramadığı için 2 valiz de onun posterleri, hayat hikayesi ve hediyelik eşyalarıyla doldu. Aynı şey benim Bigbang eşyalarım için de geçerlidir efenim.

     Yukarıda gördüğünüz yer bizim kalacağımız oteldi. Biriktirmiş olduğumuz paralar belki bir anda uçup gitmişti ama Brezilya’ya feda olsun. –Siz bunu Kore’ye feda olsun şeklinde de çevirebilirsiniz. Ya da sevdiğiniz başka bir ülkeye- Neyse, işte bu harika manzaranın tadını çıkarmak isterken Tarih hepimizi bir öğretmen edasıyla sıraya dizdi ve dışarı çıktık. Rio’yu keşfetme zamanı!

     Önce deli gibi Rio’yu dolaşacak, sonra da Fea’nın Latin arkadaşın R’nin evine gidecektik. Blogger arkadaşlığını uluslararası sularda tutan Fea ayrıca çok hain bir plan yapmış. Brezilya’yı gezmek istiyor diye düşünürken, nereden bilebilirdik Fea’nın bu hain planlarını? Aslında kendisi dünyadaki bütün Gong Yoo hayranlarının katledecek bir plan yapmış ve bu planına Brezilya’dan başlamak istiyormuş. Brezilya Yoo hayranlarını katletme planını şimdiden hayata geçirmişti. Şu yukarıda gördüğünüz kız var ya, işte o artık aramızda yok. Fea tutup boynunu kırdı, Gong Yoo’ya kokulu Seda Sayan mektupları yolladığı için. Zavallı kız!

     İşte ilk gün böyle biterken ertesi gün R’nin annesinin yapmış olduğu kısırları ve yoldan aldığımız Rio karpuzu ile Copacana plajınıza gittik. Buraya kadar gelmişiz, dünyanın en ünlü plajında denize girmeden asla ayrılamazdık. Makino ve ben denizin gördüğümüz gibi koşturmaya başladık. Hemen Latin dostlarımız ile kaynaşarak deve güreşi yapmaya başladık. Beni yendi ama Makino, maşallah ne güçlüymüş öyle.

     Bu arada sadece deve güreşi de yapmadık tabi, güzelce voleybol bile oynadık. Orada oturan benim, yeni dövmem nasıl sizce. Rio merkezde dövme ustası Hose Fernando Mario Hernandez De La Guartia tarafından yapıldı, boru değil! Hayal ve Özge Miguel ve Luiz’le voleybol oynarken ben de onları seyrediyorum. Sağ tarafta Fea ve Tarih’in denize girdiğini görüyorsunuz. Makino ise sol tarafta adres tarifi veriyor Amerika birine. İki günde Rio’nun içini dışını öğrendi valla kız. Sonra bu sahilde lambada klibi çektik işte. Ama klibi göremezsiniz maalesef, bize özel çünkü.

     Kısırlar ve karpuz yendikten şişen göbeği nasıl indirebiliriz derken kendimizi gecelere atalım dedik. Brezilya kızlar ve erkekler süper. Özellikle kızlar yılın her günü sürekli götü başı oynatıp salsa yaptıkları için kıvrımlı ve pürüzsüz bir vücuda sahipler. Esmerliğim burada pek etkili olmuyor, çünkü zaten herkes benden çikolata. Bizim kızlara bir sürü içecek geliyor ama, Brezilya’da popüler oldular. Fea hariç hepsi kabul ederek güzel içiyor. Fea ise benim yavuklum var deyip kalbinin oradaki cebinde taşıdığı Gong Yoo fotosunu çıkartıp gösteriyor. Şanslarına küsüyorlar Latin çocuklar.

     Hayat Brezilya’da güzel dediğimiz üçüncü günde, burada yaşasak nasıl olurdu diye düşünüyoruz ve kendimizi Rio’nun emlak piyasasına atıyoruz Makino ve Fea ile. Buna göre ben Makino ile evli uluslararası bir Macar mimarım, Makino yani sevgili eşim de Yeni Zelanda – Panama melezi bir top model. Fea da Alman mürebbiyeler tarafından İşkoçya’nın en kuzeyinde asilce yetiştirilmiş biricik aristokrat kızımız. Hangi salak böyle bir hikayeyi yer diyoruz ama dediğimizi de yutuyoruz. Brezilyalılar yiyormuş. El bebek gül bebek üstünde evleri dolaşıyoruz. Rio’da kiralar hiç uygun değil, belki de biz sadece okyanus gören çatı katlarına baktığımız için öyledir. Sonunda diğerlerinin yanına döndüğümüz de onlar da bugünkü olaylarını anlatıyorlar.

     Tarih ile Hayal dünyayı dolaşan Lüksemburg’lu kız kardeşlermiş, Özge’de aslında Tarih’in kızı olup, daha sonra kardeşi Hayal’e verilen biri olmuş. Neden verilmiş, çünkü Tarih’in 7 kızı olduğu halde kardeşinin çocuğu olmamış, bir mükemmel fedakarlık örneği işte. Her neyse, bizimkiler yollarını kaybettiklerini söyleyerek Rio’lular ile eğlenmişler. Karşılarına çıkanlar şekilden şekile girmiş. Hele ki Özge’nin durumunu anlatmaya kalkışınca ortaya İngilizce, Fransızca ve Portekizce cümleler çıkmış ve bizimkiler gülmekten yerlere yatmışlar. En az bizimki kadar sağlam bir hikaye değil mi? Bulanın ellerine sağlık valla.

     Sonra işte yukarıdaki harika yere gittik ve bir güzel çimdik. Burada Makino çirkef bir Uruguay’lı kız ile kavga etti ve onu sadece konuşmasıyla yendi. Ayrıca So Jib Sub posteri giyen birilerini gördüğünde onlara yapacaklarını anlattı bize ve ben o zaman anladım ki Makino birini görürse biz sittin sene Brezilya’ya giremeyiz daha. Herkes Fea gibi sessiz halletmiyor tabi, biz orada yüzerken eli yüzü kan içinde geldi yine Fea. Bu seferki bahanesi daha da süperdi: Brezilya’da Dexter daha yeni yayınlanmaya başlamış ve yeni kankalarıyla diziyi izlemeden geliyormuş. Gerçekçilik artsın diye gittiği pubta böyle salça sürmüşler üstlerine. Buna kim inanır? Çok pardon ama biz değil, anca Brezilyalılar yani aha.

     Biliyorum siz kıskanın diye koyuyorum sadece bu harika Brezilya fotolarını. O bacaklar kime ait, hadi bilin. Bileden Rio’dan veya Recife’den kartpostal alacağım. Burada ayaklarımız çıplak dolaştık, bebek yengeçleri sevdik, yunusları gördük ve küçük balıkları besledik. Hatta bir ara Hayal, Özge ve ben o görülen adaya kadar yüzüp geri geldik. Lee, Hayal ve Özge Büyükuncu olduk birden. O kadar dedim şurada bir latin hatun ile şarap içeyim, ama bizimkiler izin vermedi. Grup olarak geziyorduk, kendimi ateşli kızların arasına atamazdım.

     Brezilya’da biz şimdiden 5 yaş gençleştik hani, herkese de tavsiye ediyoruz. Daha bunun Recife’si, Ekvator çizgisi, Sao Paolo’su var. Çok gezeceğiz çok, belki diğer şehirlerdeki gezmelerimizi diğer tatil çingularımdan okursunuz. Eminim onlar da yazmaktan zevk alacaktır aha.

     Sizin için her yerden foto çektim, kıymetimi bilin hani. Şimdi burada akşam olmadı daha, otelde biraz dinleniyoruz. R’nin annesi gelin ille de biz de kalın dedi ama 6 kişi nereye sığarız. Nohut oda, bakla sofa bir ev. Bunu kendisine anlatmaya çalıştığımda ise çocuğumu kesecektim neredeyse. Portekizce’de yok ki hiç, bu Brezilyalılar da nedense sadece “sen istiyor dujj, verecek 100 dolar daha”nın İngilizce’sini biliyor.

     İşte ilk üç günümüz böyle geçtik. Diğer durağımız Meksika, bu merak ettiğim ülkeden yine sizlerle beraber olabilecek miyiz bilmiyorum. Yanımdaki beş güzel insan sizleri sevdiklerini belirtiyor, bana da tabi yazmak düşüyor.

Hasta la vista bebek..

Biliyorum İspanyolca bu, kardeş dilini yazdım ne var yani aha.

     Not: Aslında grubumuz tam anlamıyla 7 kişiydi, ne eksik ne de fazla! Sevgili Hikaru doktora tezini verebilmek için Amerika’da kaldı. Brezilya’yı kaçırdı ama bir dahaki durağımız olan Meksika’da bizlere katılacak. La Fea’nın Meksika notları yakında blogunda olacak, şimdiden haber vereyim dedim.

 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …