Ana içeriğe atla

Lie to Me: Bana yalanlar Söyle!

     Yoon Eun Hye’yi nasıl bilirsiniz? Ben şahsen kendisini ilk Goong’ta görmüş, Coffee Prince’te ise vurulmuştum. O zamandan beri favori aktrislerimden biridir kendisi. Ama 2007’den sonra bu kıza bir şeyler oldu. Seçmiş olduğu dizi ve filmlerde hep bir eksiklik var, nerede yanlış yaptığının farkında değil sanırım. İşte hala yayınlanan son dizisi Lie to Me’de de bu eksikliği fazlasıyla hissediyoruz. Ben harcandığını düşünüyorum, çok daha iyi yapımlarda yer alabilecekken bittikten sonra unutacağımız dizileri seçmesindeki mantık ne acaba?

     Lie to Me’nin konusundan bahsedecek olursak; devlet memuru olan Gong Ae Jung (Yoon Eun Hye) ile Kore’nin en zengin ve mümin bekarlarından (aksi olsaydı Kore dizisi olmazdı değil mi?) olan Hyun Ki Joon (Kang Ji Hwan)’ın bir dedikodu sayesinde yollarının kesişme hikayesi diyebiliriz. Ae Jung eski en yakın arkadaşı Yoo So Ran (Hong Soo Hyun)’ın evlendiğini öğrenince yalan söyleyerek kendisinin de evli olduğundan bahseder. Sonra dedikodular kulaktan kulağa yayılır ve evli olduğu kişinin Hyun Ki Joon olduğu söylentisi ortada kalır. Ama yeminle o dedikodunun Hyun Ki Joon’u nasıl bulduğunu soracak olursanız, size net bir yanıt veremem. Çünkü ortada öyle bir şey yok, tamamen Kore dizilerinin klişelerinden yararlanarak kılıf uyduruvermişler.

     İlk bölümün sonunda Ae Jung’u evli olduğu dedikodusu öyle bir hızla yayılıyor ki, görende İngiliz Kraliyet ailesinden filan zannedilecek. İnanılmaz derecede yapay, feci derecede sırıtmış. İzlerken yok artık, izleyenleri bu denli salak yerime koyamazlar demiştim, ama bal gibi de koydular. Sonra oturup buna inanmamızı bekliyorlar.

     Hadi o kısmı yedik diyelim, bütün hikayeyi bunun üzerine sürdürmelerini beklemek 16 bölümlük bir dizi için bile biraz fazla değil mi? Bir de başka bir tesadüf var ki dillere destan. Şimdi Ae Jung düzenlemiş olduğu etkinlik arıların saldırısına uğruyor. Bu yüzden kabak bizim kızın başında patlıyor, sonra barda efkarlanıp içerken peçeteye istifa mektubunu yazıyor, böyle dil çıkarmalı çizimler filan bile var. Yanına o sırada bir çocuk geliyor, bilin bakalım o kim? 45 milyonluk Güney Kore’de barda yanına gelip konuşan çocuk bizim Hyun Ki Joon’un kardeşi çıkıyor? Kore dizileri yemin ediyorum Yaprak Dökümü’ni geçtiler. Bizde en azından Anadolu yakasında karşılaşma ihtimalleri vardı, burada Jeju’ya gitseler bile karşılaşıyorlar. Anladık Ege Bölgesi kadar ülke ama yapmayın gözünü severseniz.

      İşte Ae Jung ile Hyun Ki Joon’un evliliği yayıldı ya, otelde çalışanlar bizim adama bakıp bakıp gülüyor, konuşuyor, efendime söyleyeyim tebrik ediyor filan. Tabi doğal olarak deliriyor, nasıl oldu da böyle bir şey yayıldı diye. Ben cevap vereyim, eminim senaristler bile bilmiyordur, üstünü örtüp bunlar evli ehi ehi moduna girdiler çünkü.

     Sonra dizide Ae Jung’un eski arkadaşı var dedim ya, gerçek hayatta olamayacak kadar “sanal” bir karakter. Yıllar önce bizim kızın hoşlandığı çocuğa göz koymuş, üstüne bir de evlenip Ae Jung’u gruptan dışlamış. 3 sene sonra karşılaştıklarından hala Ae Jung’u kıskanıyordu, çatlıyordu böyle. Ortada fol yok, yumurta yokken birinin hasetini bu denli yüksek yapmaları inandırıcılıktan oldukça uzak olmuş. Bir de böyle karnının ağrıması, başının çatlaması filan. Aman aman diyorum, nefretlik bir şey. Ama şimdiden sinyallerini verdiler, bu kız dizinin sonlarına doğru kesin yaptıklarından pişman olup iyi biri olarak çıkacak.

     Dizinin eksik yanlarının yanında tabi ki oldukça güzel kısımları da var. Soldaki kızımız mesela süper bir şey. Yer aldığı sahneler oldukça az ama karizma duruşu ve güzelliği ile beni benden aldı resmen. Daha çok gözükmesini istiyorum, hatta ileride başrolde filan oldum bir dizide.

     Sağdaki fotoda ise Ae Jung’un görünmemek için girdiği kılığı görüyoruz. Arkadaki kuğulu şeyler ise çok “kowai” Kawai değil, kowai resmen. Ben ona binip şahsen hayatta pedal çevirmem, bir de para verenler var. Koreliler’de Türkler’e benziyor, o şeylerin içine hep yazı filan yazmışlar aha.

     Eun Hye’nin oyunculuğu çok güzel, zaten bu kızın oyunculuğunu seviyorum ben. Diziye de esas başlama nedenim bu olmuştu. Yoksa The Greatest Love şu sıralar bana hayli hayli yetiyor. Dolu dolu dizi, dolu dolu eğlence. Ama Kang Ji Hwan’ın sesi tonuna takıldım kaldım. Acayip bir sesi var özellikle bazı yerlerde duyduğumda irkiliyorum. Bunun bile diziden soğumamda etkisi var hani.

    Hyun Ji Hoon’un erkek kardeşi diziyi alıp götüren. Ae Jung ile beraber Çin’den gelecek olacak başkan ve karısını karşılayarak çamurda ahtapot aradıkları sahneler oldukça güzeldi hani. Ae Jung’un berbat İngilizcesini de görmüş olduk bu sayede aha. Çocuk Çince konuşurken heceliyor resmen, sonra Ae Jung’a Korece tercümesini yaptığında takır takır konuşuyor, bu kısımlardan da bunlara taktım. Ufak şeyler gözüme batabiliyor bazen.

     Eğer bu bir Türk dizisi olsaydı geçtim en az 100 bölüm sürmesini, kesinlikle tema müziği şu olurdu. “Aşkı böyle bilmezdim, bilseydim sevmezdim / Neler çektim neler, bir tek seven anlar”

     Dizinin en güldüğüm sahnesi kuşkusuz 4. bölümdeki otel odası kısmı. Ae Jung, esas oğlana ulaşmak için otelde müşteri olarak kalmaya başlar ve çıngar çıkarır. Banyodaki suyu gösterir çalışanlara ve “Görmeseydim basıp bir yerimi kırabilirdim, hatta ölebilirdim” diye veryansın etmektedir. Sonra da bana müdürü çağırın, başkanı çağırın diye çığırdı. Bu kısımlar gerçekten çok güzeldi, oldukça da güldüm hani.

     Bölüm sonlarında çalan şarkıyı çok sevdim ben. Daha araştırmadım, üzerimde biraz üşengeçlik var, yoksa sizle burada paylaşırdım. Artık biriniz yorumlarında ekleyiversin diyorum.

     Dizide So Ra’nın salak, embesil bir kocası var. Bizim Ae Jung’un üniversite yıllarında hoşlandığı kişi işte. Zevkine sıçayım senin dedim, bula bula bu kadar tipsizini bulmuş 3 sene önce, iyi ki So Ra evlenmiş onla, bir de boynuzlanıyor hasetlikler kraliçesi. Hiç üzülmem böyle şeylere, çünkü müstahak.

     Şimdiye kadar 6 bölüm izledim, diziyi seyirlik sayıyorum. Siz siz olun sakın “böyle şahane, şöyle mükemmel” yazan kişilere inanmayın, çok büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Gülüp geçecek, her bölüm bittiğinde silinecek ve dizi sona erdiğinde de unutulup gidilecek bir yapım Lie to Me. Zaten bazı insanlar var biliyorsunuz, “Kore yapımı olsun çamurdan olsun” diyerek her şeyi beğenip bayılıyorlar. İşte onlardan uzak durun. 1: Çok büyük ihtimal ergendir. 2: Zevk değeri oldukça düşüktür. 3: Her yerde oppam da oppam diye dolaşıyordur.

Yoon Eun Hye hatırına başladım, yine sadece onun için atlaya atlaya izlemeye devam edeceğim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …