Ana içeriğe atla

Doğdum, büyüdüm ve artık sansürlüyüm

     Dünyaya gözlerimi açtığım 1989 yılının Ekim ayında annem ve babam mutluluktan havaya uçuyordu. Çocukları olmuştu ve daha o günden beri bana iyi bir gelecek sağlamayı amaçlamışlardı. Ülke sevgisini en güzel şekilde beynime işlemişler, iyi bir şekilde büyütmüşlerdi. Geçen gün konu çocukluğumdan açıldığında annem kabaca bunları attı. Onu dinlerken geçmişe, masumluğuma geri dönmek istedim bir an. Tek derdimin hava kararınca top oynamayı bırakıp eve dönmek olduğu yılları anımsadım. Bir sürü abuk düşünceyle kafamı doldurmuyordum, her gün internete girdiğimde yine yeni yeniden şaşırma durumum yoktu. Beynim dolmuyordu bunlarla kısaca, rahat ve huzurluydum.

     Ergenlik yıllarımdan itibaren sevgili ülkemde de yavaş yavaş değişiklikler meydana geliyordu. Nasıl geldiği belli olmayan muhafazakarlık bulutları bir anda yurdu sarmaya başlamıştı. Çok iyi hatırlarım, o zamanlar Show’da kırmızı noktalı filmler vardı, Tutti Frutti yayınlanıyordu, daha Acun Tv olmamıştı. Cine 5 harika yabancı diziler yayınlıyordu. Oz gibi, Ally McBeal gibi. Gece ise Emmanuelle serisini veriyordu, ama şifreli biçimde. Sonra ne olduysa bunlar bir anda kaldırıldı, Cine 5’in içi bir güzel boşaltıldı.

     Ondan sonra da hiç göremedik kırmızı nokta filan. Burada sadece örnek veriyorum, savunduğum anlaşılmasın. Zaten bize hiçbir zararı da yoktu ama. İşte bir sürü yeni kanal açıldı, yandaş medya olayı patlak verdi, kayırma durumu filan derken bata çıka bugünlere geldik.

     Şu anda bulunduğumuz nokta iyi mi? Değil tabi ki. Ben Türkiye’de kutuplaşmanın bu kadar yoğun hissedildiği ve var olduğu başka bir zaman dilimi hatırlamıyorum. 89 yılından bugünü konuşuyorum tabi. Sağ sol çatışmasından bile daha korkutucu bir kutuplaşma söz konusu. İnsanların ağzından çıkan bir kelime bıçaklanmasına yetiyor, ya da sanat eserine başbakan ucube dediği için Kars Belediyesi birden bütün paralarını o heykeli yıkmak için saçıyor. Kraldan çok kralcı olma durumu hat safhada. Her gün siyasi liderler birbirlerine ağzına alınmayacak sözler sarf ediyor, yeri geldiğinde bel altı naraları bile atılıyor. Ülkemin bu durumunu görünce yemin ediyorum utanıyorum.

    Yok ekonomi büyümüş, yok Türkiye artık Ortadoğu’da söz sahibi. Bırakın yahu şu sıkma lafları. Ekonomi büyüde de senin hanene faydası mı oldu? Pazar fiyatları hala yüksek, milyonlarca açlık sınırında yaşamaya çalışan aile var, 2011 yılında dünyanın 16. ekonomisi olan Türkiye’de açlıktan ölen bir çocuk ve bakan ekran karşısına çıkıp sadece o kızın “açlıktan ölmediğini” söylüyor. Evet, bunu söylüyor resmen, rezalet bir durum. Sağlık Bakanı bütün dertleri bırakmış kilolu insanlara şişman yerine şişko diyelim diyor. Tek zevki televizyonun karşısında Kurtlar Vadisi seyrederek taramalı silahların sesini duymaktan büyük zevk alan Selma Aliye Kavaf her gün ölüm korkusuyla yaşayan kadınların sorunlarına çözüm bulmayı bir tarafa bırakmış, kafayı eşcinsellerle bozmuş. Kabul ediyoruz, böyle bir “vaka” diyor. İçinde biriktirmiş olduğu nefreti o kadar rahat bir biçimde söylüyor ki, kimse de çıkıp “Hanım hanım, sen diyorsun?” demiyor. Evet, sokak ağzı yaptım.

     İnsanlarımızın bin bir türlü sorunları varken devletin yaptığı tek şey milletin uçkuruna nasıl kilit vurabilirim düşüncesi. Evlenmeyen çiftlere nikah kıymaları için baskıdan tutun, sanal alemdeki bütün o “tü kaka” şeylere yasak getirmek boyunlarının tek borcu sanki. “Google’a porno yazıyor bizim çocuklar, sonra da çıkan siteleri kapatıyor” gibi bir açıklama yapıldı. Ciddiyetsizliğe bakar mısınız? O kurumda sorumla başlardan birinin yapmış olduğu açıklama. Alın o zaman burayı da kapatın. Çünkü ben de yazıyorum:

     Porno

   Porno!

     PORNO!!!

     Şimdi oradan bazıları çıkıp “ama bu paketler çocuklarımızı korumak için” diyecek. Ben de o zaman şunu derim. Zaten bir sürü kaliteli filtre programı var, en basitinden TTnet bunu sağlıyor. Girersin, indirirsin, kurarsın. Sonra da evdeki küçükler o sitelerin hiç birine giremez. Bunu devletin dayatması akla başka soru işaretlerini getirmeli mi? Evet getirmeli. 2 saniye oturup düşünen herkes bunun farkına varmalı, aslında doğru olduğunu biliyorlar ama kabullenmek istemiyorlar.

     Standart pakette hiçbir değişiklik yok deniliyor. Şimdi nasılsa o zamandan sonra da öyle olacakmış. Yersen! Siz gerçekten bu paket olayı gerçekleştikten sonra o insanların kafalarına göre keyfi kararlar vermeyeceklerini mi zannediyorsunuz? Google’a porno yazıp aratacak site kapatan adamlardan bahsediyorum, dikkatinizi çekerim. Eğer gerçekten bunu düşünüyorsanız hayal dünyanız çok pembe derim.

     Sokaktaki insanları susturdular, televizyon kanallarını kendi destekçileri yaparak susturdular, yazılı basını susturdular, susmayanları yıpratmaya çalıştılar, konuşanları Silivri’ye yolladılar, kitap yazanları tutukladılar. Şimdi ise sıra geldi en önemli mecra olan internete. Sanal ortamda konuşanları susturduktan sonra kuşa dönmüş bir halkı istedikleri yöne çekerek gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkayıp, ağızlarına bant çekecekler. İşte tam da bu nedenlerden dolayı 22 Ağustos’ta en şiddetli biçimde protesto etmeliyiz. Bizim halkımız koyun değil, biz koyun değiliz. Kendi kararlarımızı kendimiz verebiliriz, küçükleri de devlet değil, aileleri korumalı. O insanlar ebleh mi?

     Bu ülkeyi seviyorum, hem de çok. En güzelini hak ettiğini düşünüyorum, ama ellerimizle mahvetmek için her şeyi yapıyoruz. Bırakın bu ülkeyi, bırakın burada yaşayan insanları. Devlete olan güvenini sarsmayın milletin, devlet insanlar için vardır, siz bu sözü tersten anlamışsınız sanırım. İnternet sansürünün sadece porno sitelerle sınırlı kalmayacağını herkes biliyordur sanırım. Gün gelecek kendilerine karşı ses çıkartan kişilerin siteleri, yazdığı yerler de bundan nasibini alacak.

     Bu yazım birilerinde soğuk su etkisi yaratırsa diye savunmamı şimdiden hazırladım.

Sehven olmuş diyeceğim.

 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …