Ana içeriğe atla

Blogumun birinci yılı..

 

     Berbat geçen Nisan ayından sonra Mayıs’ı dört gözle bekler olmuştum. Bereketli geçeceği şimdiden belli olan bu güzel ayı biricik çingum Sermin’in doğum günüyle açtık. Bugün onun doğum günü, gerekirse yetkili makamlara resmi tatil olması için mail atacağım aha. 3 Mayıs ve 13 Ekim’i tatil yapsınlar.

     Bugün ayrıca Metropol Günlüğü 1 yaşına adım attı. Alkışları duyuyorum şu anda, ah ne güzel. Geçen sene bugün artık blogger’a geçme zamanı geldi diyerek buraya takınmıştım. İlk başta tarzımı oluşturmada birazcık sorunlar yaşasam da zamanla yerli yerine oturdu bütün taşlar. O zamandan bu yana da olduğum gibi, bildiğim gibi yazmaya devam ediyorum. Ve tabi ki de yazmaya devam edeceğim, asla bırakma gibi bir düşüncem yok.

     Bir yıl boyunca dolu insanla tanıştım, harika arkadaşlıklar, hatta dostluklar kazandım. Kaybettiğim hiçbir şey olmadı, aksine bir sürü değere sahip oldum. Bunun için oldukça mutluyum, blogumu ilk açtığım zamanlarda acaba okunur mu sorusu kafamı kurcalıyordu. Ama bu soru da zamanla kafamdan çıktı, çünkü okunmaya başlamıştı. 122, 233 ziyaretçim oldu bir yılda, bu gerçekten mükemmel bir sayı. Ayrıca 2124 yorum var, yazdıklarımı okunduğunu ve yorumlandığını bilmek mükemmel bir duygu. Aynı şekilde devam edeceğimize inanıyorum.

     Metropol Günlüğü’nü okuyan ve yorum yapan herkese kocaman teşekkür ediyorum. Aslında ilk başta aklımda başka bir yazı vardı ama onu da ikinci yıl yazısına saklarım. Gün geldi sinirle yazdığım zamanlar oldu, ara ara geçmişi kurcaladım, kapattığım defterlerin tozlu sayfalarını bloguma taşıyarak size açtım, bazen dalga geçtik, bazen haberler verdim. Hikaye yazdım, politik görüşlerimi açıkladım. Düşünceler denizimdeki suları döktüm durdum, peki ne için yaptım bunları? Sadece ve sadece yazma aşkım için. Bundan sonra da aynı gazla devam edeceğim.

     3 Mayıs’ın bu yüzden bendeki önemi oldukça büyük oldu. Her yıl heyecanla beklediğim günlerden biri olarak tarihe bir çizik atarak yazımı bitiyorum. Ben ve blogumu okuyan siz güçlerimizi birleştirdiğimizde voltranı bile oluştururuz aha.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …