Ana içeriğe atla

Beni alıp uzak diyarlara götüren büyüler

     Bazen gününüz o kadar boktan geçer ki, beş dakikalığına da olsa başka alemlere gitmek istersiniz. Düşüncelerinizin beyninizi kemirmesine ara vermesini, hayatın bu kadar boktan olmamasını veya kafanıza takılan herhangi bir şeyin yok olmasını dilersiniz. İşte olay bu raddelere geldiğinde en güzel kurtuluş yolu müziktir. Takarsınız kulaklığınızı, açarsınız sevdiğiniz bir şarkıyı, yükseltirsiniz sesi. O kara düşünceler kısa süreli de olsa dağılır gider, aklınızın hava durumu hemen günlük güneşlik olur. Ya da en azından bana öyle oluyor.

     Ben beynimi kemiren düşüncelerden bıktığım zaman bu yola başvuruyorum. Hatta en son örneği de dün yazdığım sansür yazısıdır. Açtım sevdiğim müzikleri, hiç sinirlenmeden rahat rahat yazdım yazımı. Bu sefer ise size hangi müzikleri dinlediğimden bahsedeceğim. Umarım siz de beğenirsiniz “rahatlama” seçimlerimi.

     Son zamanlarda Naoyuki Sato üstadı dinlemeye başladım bolca. Yapmış olduğu müzikler kulağıma o kadar güzel geliyor ki, her daim yanımda olsun diye mp3’üme, flaşıma ve cep telefonuma attım. Bir şekilde aksilikler silsilesi başıma musallat olsa dahi önlememi aldım yani, o derece. Sato’yu yazmış olduğum hikayeden hatırlayanlar olabilir. Ewon’un Tae Sub’a söylemiş olduğu Infinity of Our Love onun eseri.

    Şimdi gelelim hangi eserlerin benim kulaklarıma müzik ziyafeti veriyor, başka alemlere gitmemi sağlıyor. Aşağıda vereceğim üç müziğe bayılıyorum ben, ama bir numaranın ayrı bir yeri vardır, belirtmeden bile geçemiyorum.

Sayonara Heaven

   

Bu müziği ilk duyduğumda olduğu yerde çakılı kalmıştım, bitmesini bile beklemedim başa sarıp bir dakikalık kısmını defalarca dinlemiş, daha sonra devamını getirebilmiştim. Neden bu kadar sevdim, bağlandım bilmiyorum. Kendi kendime bu yazı vasıtasıyla sorarak cevabını da vermiş olurum diye düşünmüştüm ama ı ıh. Bir cevabı yok neden bayıldığımın, sadece bayılırım, o kadar. Dinlemek o kadar zevkli mi, benim içimin huzurla dolmasını sağlıyor resmen. Başka diyarlara gidiyorum, kötülüğün hiç olmadığı, insanların kafasının karışmadığı, her şeyin toz pembe olduğu tam 5 dakikalık bir var olmayan ülkeye.

     Özellikle sonlara doğru ufak bir değişimle bize farklı tatlar da sunduktan sonra özündeki notalara dönerek harika bir final ile uğurluyor bizi Sayonara Heaven. Herkes dinlesin istiyorum, elimden geldiğimce paylaşmak istediğim ender eserlerden biri oldu kendisi.

The Sky of Sadness

    

     Muhteşem keman sesine hazır olun! Odanızda kulaklığı takarak son sesi açın. Gözlerinizi kapatarak kendinizi kemanın büyüsüne verin ve düşlediğiniz yeri hayal edin. Ayrıca gaza getirici bir müziktir, ergenler size söylüyorum şimdi, dinlerken oppanızı hayal edin. Olmak istediğiniz yerde bu müzik eşliğinde hayallerinizde olun! Vücudunuzun dört bir yanını notaların ihtişamı sarsın, tüylerinizin diken diken olduğunu hissedin (Benim başıma gelenleri yazıyorum burada, aynısı size de olsun istiyorum, barın ne kadar çok sevdiğimi düşünün işte)

Caring Dance

     

     Son müziğimiz ise kır gezileri için ideal bir parça. Ben ilk dinlediğimde ne alakaysa aklımda ağaçtan elmaları topladıktan sonra kırlarda bayırlarda dolaşarak seke seke evine giden Heidi canlandı. Bari arada Alp’leri filan görseydim. Sonra kendimi yeniden Zonguldak’ın çayırlarında, çimenlerin hayal ettim. Kısacası bu müzik insanın geçmişle ilgili bir şeyleri hatırlamasına neden oluyor sanki. Eski güzel hatırların yeniden gün yüzüne çıktığı hoş saatleri düşleyerek müzik bize naz yaparcasına eşlik ediyor tatlı tatlı.

     Naoyuki Sato’yu derin saygım var. Tam bana hitap edecek müziklerin sahibi adam. Tam 27 saattir uykusuz olduğum için birazdan mışıl mışıl yatmama da yardımcı olacaklar. Gerçi kafamı yastığa gömdüğüm an horul horul uyumaya başlayacağımı biliyorum, maksat dinlemek için mazeret olsun.

      Beğenip arşivine katmak isteyenler olursa lütfen yorum yazarak belirtin. O zaman yükleyip linklerini veririm :) Bir şarkı seçmem gerekiyor, diğerlerini dinlemeye vaktim yok maalesef, seçimimi yine birden yana kullanacağım. “O farklı çünkü..”

Bazen böyle müzikler ben de inanılmaz etkiler bırakabiliyor işte.

 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…