Ana içeriğe atla

Son zamanların durum değerlendirmesi

     Son zamanlarda bildiğiniz gibi burada pek aktif bir şekilde yer alamadım. Bunun başlıca sebepleri var. İlk neden çok sevdiğimiz (!) Digiturk’un mahkemeye başvurarak dünyadan görüp görebileceğiz en saçma şeylerden biri olan Blogger’ı tamamen kapattırma durumu. Sen o maç yayınlarını yapan Justin Tv gibi yerleri kapattırma (bu da doğru değil tabi), aracı olan Blogger’ı hepten kapat. Mahkemeye ise ayrı sevgilerimi sunuyorum. Bu yüzden benim gibi birçok bloggerın eminim yazma şevki kırılmıştır. Ama kapalı kaldığı süre zarfında ben yazmaya devam ettim, çünkü hiçbir şey durduramaz beni, yazmama engel olamaz. İkinci neden ise bu dönem inanılmaz yoğun olmam. Haftanın beş günü sabahın yedisinde kalkmak zorunda kalıyorum, benim gibi koala bir insan için nasıl zor bir durum bilirsiniz. Bu yüzden eve geldiğim zaman ya uykum, ya da bacaklarım ağrıyor. Bu gibi nedenlerden dolayı bırakın bloga yazmayı, okumayı sevdiğim kişilerin yeni yazılarını okuyup yorum bile yazamıyorum. Haziran’da bu kabustan uyanacağım diyerek kendimi avutmakla meşgulüm bugünlerde.

     Hayatımda pek değişen bir şey yok, her güne küfrederek başlamamın dışında tabi. İşin ucunda para olsa büyük ihtimalle sevinerek başlardım o güne ama benim durumumda öyle bir şey de yok. Her Cuma öğretmenlik stajı için liseye gidiyorum. Bakın ama o günler keyifli geçiyor. Okul süper, öğretmenler süper, öğrenciler süper. Geçen hafta voleybol oynadık iki saat, dün de maç yapacaktık ama okul gezileri olduğu için haftaya ertelemek zorunda kaldık. Keyifli geçiyor hafta içinin son günü.

     Kendi okulumdaki dersler ise her zamanki gibi sıkıcı. Öğretmenlerin çoğu “teorik işlemezsek bizi kıtır kıtır keserler” mantığını kafalarına soktuğu için derslerde o kadar çok geçmiş bilgilerden bahsediyorlar ki, bizim dünya ile iletişimiz o an tamamen kopuyor. Uykusuzluk sorunu çektiğim gecelerde bu hocalardan biri gelip başımda derste anlattıklarından bahsetse keşke. Anında mışıl mışıl, hatta osura osura uyurum lan.

     Geçen gün keşfettiğim bir grup var: Girl’s Day. Evet katılıyorum, ismi bile dinlemeden kapatmak için yetiyor. İşte bunların son şarkısı olan Twinkle Twinkle’ı (bu ne lan?!) dinlerken buldum kendimi. Şarkı birazcık çocukça, Hepsi tarzında işte. Bir yerinde “mamamamamama” bile diyorlar. Kore gruplarının nereye kadar ilerleyebileceklerini görmek için sizle paylaştım. Dinleyin, kararı verin. Ben nefret etmekle çocuksu bulmak arasında gelgitler yaşayıp duruyorum. Klibi de ayrı komik hani, bula bula oynatacak o çocuğu mu bulmuşlar, pehh! Siz boş verin bunları, mis gibi T-ara gibi gruplar varken. Gitsinler ergenlere çığırsınlar, biz almayalım.

     Bavul fotoları ile ilgili soranlar olmuştu, ona da buradan cevap vereyim. Fotoları çekmiştim ama kaliteli olmadıkları için yeniden çekeceğim. Bu yoğunlukta pek vakit ayıramasam da, bir gün yapacağım. Zaten acelesi yok değil mi?

     Ayrıca Tutkulu İlişkiler Çıkmazı için de bir şeyler yazmam lazım. Ben yazma aralarını fazla tutuyorum, farkındayım. Ama başta da dediğim gibi hepsi bu yoğunluktan dolayı. 9. bölümü yazdıktan sonra bir anket yapmayı düşünüyorum. En sevilen karakter anketi. Ve daha sonra anket sonuçlarını açıp oy verenlerden neden o kişiyi seçtiklerini soracağım. Bunu ciddi anlamda merak ediyorum, bu konuda bana yardımcı olacağınıza eminim.

    Uzakdoğu sevenler arasında sadece Kore ile ilgilenen insanlar vardır. Diğer ülkelere bakmayı pek düşünmezler. Bu grup Japon dizilerini pek beğenmez, Kore dizilerinin canlılığı, parlaklığı ve konuları onlara daha cazip gelir. Benim de öyle arkadaşlarım var ve onlara Japonya’yı sevdirmeyi kendime görev kıldım. Bunun içinde elime altın gibi bir fırsat geçti. Ne mi? Yan da gördüğünüz dizi olan Love Shuffle. En iyi Japon dizilerinden biri bence.

    Son zamanların en iyi dizisi Secret Garden’dır diyenler bayağı bir çoğunlukta, ama ben buna itiraz ediyorum. Son zamanların en iyisi dizisi kesinlikle Love Shuffle’dır. En son Coffee Prince, My name is Kim Sam Soon ve Hana Kimi’den aldığım zevki yeniden hissettim bu dizi sayesinde. İşlenişi, senaryosu, oyuncuları… Kısaca her şeyi o kadar güzel ki. Neden kısa diye lanetler okuduğumu bilirim, çünkü sadece 10 bölüm. Çoğu Japon dizisinin olduğu gibi.

     Siz siz olun, bu mükemmel yapıma bir şans verin. Ama Japon’muş, ama şuymuş ama buymuş demeyin, indirin izleyin. Sevmeme ihtimaliniz gerçekten çok az. Kore dizilerinden yavaş yavaş sıkılan bendenize ilaç gibi geldi. Kimbap’ın bu dizi hakkında çok güzel bir tespiti vardır. Şöyle demişti: “Eğer bu bir Kore dizisi olsaydı, kesinlikle bütün erkekler aynı kıza aşık olurdu” Yüzde yüz katılıyorum, özgünlük arayan insanlar olarak farklılıkların nasıl güzel olabileceğini gösteriyor Love Shuffle bize. Online izlemek için buraya, indirmek için ise şuraya tıklayın bakalım.Aapko Pehle Bhi Kahin Dekha Hai

      Hindistan sevgimi beni tanıyanlar iyi bilir. Yeri geldiğinde Uzakdoğu’nun bile önüne geçiyor. İşte yine aynı durumla karşı karşıya kaldım. Arşivimi karıştırırken 2003 yapımı olan Aapko Pehle Bhi Kahin Dekha Hai isimli filme rastladım. Girişine bakayım derken sandalyeden kalktığımda film bitmişti ve ben bu filme resmen “bayılmıştım” En çok sevdiğim kısımları ise yine yeni yeniden müzikleri oldu. Hint müziğinin dayanılmaz cazibesine kapılıp kendini dünyadan soyutlayan insanlardan biriyim ben. Ölüyorum, bitiyorum, çok ama çok seviyorum. Bu filmdeki favori şarkımı sizlerle paylaşmazsan valla gözüm açık gider lan. Buyurunuz diyorum, dinleyin.

 

     Bir şeyleri çok sevdiğiniz zaman sürekli dinlemek isterseniz ya, bu klipte bende aynı etkiyi yarattı işte. İzleyip izleyip mutlu oluyorum, kendimi kötü hissettiğim zamanlarda açıp keyfimin yerine gelmesini sağlayacak mucizelerden biri olarak tanımlıyorum. Onları senkronize dansları, rengarenk kıyafetleri, ince sesleri, harika dilleri.. Her şeylerine bayılıyorum, yeni favorilerimden biridir bu şarkı. Hindistan candır!

     Şimdilik bu kadar şeyden bahsetmek yeter. Artık geri döndüğümü belirtmek istiyorum. Ne kadar yoğun olsam da blogumu, yazmayı oldukça özledim. Daha bu yazıya devam ederdim ama bugün büyük ihtimalle bir tane daha gelecek. Hem de sevineceğiniz bir şey hakkında. Eskisi gibi kaldığım yerden devam ediyorum, duyurulur :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …