Ana içeriğe atla

Hayatın orospu yönü bize uğramasa olmuyor mu?

     Hayat gerçekten güzel ama bazı zamanlarda sizce de çekilmez olmuyor mu? Her şeyin ayağınızın altından kaydığını, ellerinizden uçup gittiğini hissettiğiniz anlar hiç olmadı mı? Demin okuduğum bir yazı beni düşüncelere sürükledi. Hayatımın çoğu anını hep mutlu bir şekilde geçirmişim, üzüntü nadiren yanımda yer almış. Ama esaslı bir şekilde kapımı çaldığında öyle bir koydu ki, şimdi ne oldum moduna girmiştim. Ta ki diğer hayatları kendi yaşantımdan çok düşününceye kadar.

     Kötü bir şekilde bitirdiğim ilişkimi tamamen Ankara’da bırakmak istemiştim. Trene binip İstanbul’a geri dönerken yolda uzun uzun düşünme fırsatım oldu doğal olarak. Neyi yanlış yaptığımı, nerede çuvalladığımı düşündüm ve hiçbir şey bulamadım. Bir neden bulamayınca sinirle karışık beynimi kemirmeye başlamıştım. Dünyada gerçekten bir şeyleri hak etmeyen insanların başına kötü olaylar geliyor genelde. Hani kötüye bir şey olmaz sözü var ya, işte gerçekten doğru. Çevremdeki iyi insanların hayatlarından hep boktan anlar olmuştur, kin kusan, kötülük saçan insanlara ise zerre bir şey olmuyor. Bu yüzden hayat biraz da orospudur desek, doğru olmaz mı? Benimki sinek gibi bir olay, şu dünyada neler neler var aslında, onlardan bahsetmek gerekiyor asıl.

     Her gün gazeteyi okurken benimkinden binlerce kat daha beter hayatların varlığına yeniden şahit oluyorum. İçimdeki ses o haberleri okuduktan sonra, şükretmelisin diyor, hem de istisnasız bir şekilde. Ben kendi hayatımın minicik bir kısmından dolayı mızmızlanıyorken, başka hayatların üzerindeki kara bulutlar hiç ayrılmıyor. Hayat zaten adil değil, biliyorum ama gerçekten böyle olmak zorunda mı?

     Güçlünün güçsüzü ezdiği bir dünyada yaşamaya çalışmak gerçekten zor. Her geçen gün ileriye ne zaman gideceğiz diye kendime sormaktan bıktım. İnsanların kafalarının çalışmaması beni gerçekten üzüyor. Çünkü bu konuda başkasının düşüncesi herkesi etkiliyor. Kurunun yanında yaşta yanar misali işte…

     Soyut kavramları ilgilendirecek konuları es geçip yeniden kendi hayatıma, kendi yaşantıma geri dönüyorum. Belki de o olaydan sonra güven duygum ciddi anlamda sarsıldı? Belki bu yüzden şüphecinin teki olup çıktım? Bilemiyorum, bildiğim tek şey ise aynı durumun bir daha başıma gelmesini istemediğimdir.

     Aile kavgaları, babadan dayak yemeler, taciz, tecavüz, kaçırılma, kapkaç, hatta ölüm… O kadar sıradan geliyor ki artık bu kelimeler bana ve birçok insana. Her gün gayet doğal bir olayı karşılıyormuşuz gibi gözümüzün önüne geliyor. En çok elimden bir şey gelmemesine üzülüyorum. Bu insanların sırtına sırtına vurmaya devam ediyorlar. “Büyükçekmece’de 7. sınıf öğrencisi kıza müdür tarafında erkeklerle gezdiği için zorla gebelik testi yapıldığı” haberini okumuşsunuzdur. İşte son örnek. Kızı okuldan attılar, babaya hakaretler edip kovdular, MEB soruşturmayı kapattı, müdür gevrek gevrek koltuğunda yayılmaya devam ediyor. 13 yaşındaki kız intihar etmeye kalktı, şimdi de rehabilitasyon merkezinde kalıyor, psikolojisi bozuldu. Onun suçu neydi? Bir insanın küçük birine, ya da herhangi bir kişiye bunu yapma hakkı var mıdır? Nereden buluyorlar bu gücü kendilerinde?

     Bu haberi sabah okuduğumda kanımın çekildiğini hissettim. Daha sonra da Fethiye’de 8 erkek tarafından tecavüze uğrayan genç kızın dramını gördüm. Polise şikayet etmeye gittiğinde komiserin verdiği cevap aynen şöyle olmuş: “Buranın kızları çok serbest, o yüzden çok tecavüz durumu oluyor. Sen en iyisi şikayetinden vazgeç, sonuç çıkmaz” Orada bir kızın hayatı sönmüş, tam 8 kişiden, 8 orospu çocuğundan bahsediyoruz, denilen şeye bak. Çıldırmamak elde değil, insanları suçluyorum, devleti suçluyorum, hayatı suçluyorum.

    Sonra ise aynada kendime bakıp kendimi suçluyorum “Bok var değil mi kendi hayatından sızlanıyorsun? 2 sene önce olmuş olay kafanı kurcalıyor. Sikeyim senin unutmadığın o düşünceyi” diye bağırıyorum kendime. Haksızlığa uğrayan, böyle iğrenç şeylerin kurbanı olan insanlara dua edebiliyorum ancak. Ötekilere de ediyorum, tez zamanda gebersinler diye.

    En çok kızdığım şeylerden biri de canım ülkem. Onu da belki başka bir yazıda yazarım. Çünkü bu konu yeterince birbirine girdi gibi. Kendi küçücük şeyimden yola çıkmak istedim ama sabah okuduğum olaylar aklımı o kadar çeldi ki, yazamadan duramadım. Aslında neler neler demek istiyorum da, ama.. Oradaki “ama” beni durduruyor.

     Kime kızayım, nereyi yumruklayayım, kimin yakasına yapışıp ağzımı burnunu dağıtayım, hesap sorayım? Pişkinliğin sınırını bilmeyen güçler tarafından çevremizin sarıldığını görmeyen bütün beyinler: Sizlerden utanıyorum, bu olaylara tepkisiz kalanlardan tiksiniyorum. Konusunu açmayan, nefretini kusmayan insanlardan iğreniyorum. Gün gelir hayatın orospu yönü size de uğrar, o zaman “yok mu yardım?” diye etrafınıza bakarsınız.

     Hayat güzel olduğu kadar orospudur da. Bu, dünyada ne kadar şanslı olduğunuza bağlıdır. Doğu’da doğarsanız, mermi seslerinden uyuyamayabilirsiniz, terör lafını her gün, her dakika, her saniye duya duya büyürsünüz. Başka bir ülkede doğsanız, belki çok daha farklı bir hayatınız olabilir. Fethiye’de doğan bir kızsanız, 18 yıl, belki de daha az bir süre sonra tecavüze uğrama ihtimaliniz çok olabilir, şikayete giderseniz kurbanlığınızla kalabilirsiniz.

     İnsan her yerde insan değil midir? Allah’ın yarattığı varlık, nasıl bu kadar alçaklaşabilir? Son günlerde hep bu sorunun cevabını düşünüyorum. Cevabı şu diyen aydınlatsın, rahat nefes almamı sağlasın. Çünkü bu ülke ciddi anlamda bir gün beni “deli” edecek, bunu biliyorum. Belki o zaman hayatın orospuluğu sikimde olmaz, tepkisiz yaratıklardan biri haline gelirim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …