Ana içeriğe atla

Apolitik gençlerle ilgili düşüncelerim

Jane Jensen - Luv Song

     Bildiğiniz gibi YGS’deki şifre skandalı yüzünden son günler sınava giren gençlerin üzerinden büyük bir baskı var. Kendimi onların yerine koymaya çalışıyorum ama başaramıyorum, o derece etkili. Gelecekleri ile oynandığını düşünüyorlar ve en doğal hakları olan protestoyu kullanıyorlar. Ben şahsen yürüyüş yapan, slogan atan, pankart taşıyan gençleri görünce inanılmaz mutlu oldum. Bu ülkede lise öğrencilerinin politik açıdan sindirilmediğini görmek çok önemli bir gelişmeydi. Gerçi Recep Tayyip Erdoğan “Biz de eylem yapan öğrencilerin karşısında 5 bin, 10 bin genç dikeriz” gibi aklımın ve hayalimin almadığı bir cümleyi söyledi ama, varsın olsun diyorum.

     Benim bahsetmek istediğim konu ise apolitik gençlik. Hayatları sadece lay lay lomdan ibaret olan bu kişileri görünce ciddi anlamda bir rahatsızlık duyuyorum. Yaşamının en verimli çağında seninle ilgili hayati değerler taşıyan olaylar oluyor, senin yaptığın tek şey ise “aşık olduğum ünlünün” videolarını Facebook’a eklemek. Tabi ki bu gençlere sokaklara dökülün, eylem yapın, slogan atın demiyorum. Ama iki satır da olsa Facebook’a, Twitter’a bir şeyler yazın, arkadaşlarınızın görmesini sağlayın, düşüncelerinizi dökün yahu. Geleceğine odaklan “oppa*nın hayranı ile evlenmek istediğini belirtmesi üzerine kalp krizi geçirme”

     Ben lisedeyken tamamen sınıf arkadaşlarımın hepsi apolitikti. Hiçbir şekilde sorgulama, düşünme ya da kafa patlatma durumu yoktu. Kız muhabbeti, Cuma günleri Kurtlar Vadisi'nin kritiğini yapma ve dersi nasıl bölebilirim üçlüsü içerisinde geçiyordu okul hayatım. O zamanlar kendime “Siyaset Defteri” adını koyduğum bir defter edinmiştim. Madde madde düşüncelerini kağıda döküyordum; ama yetmiyordu. Çünkü tartışacak, karşı görüşte bulunacak kimse yoktu etrafımda, tek taraflı flörtte bir yere kadar eğlenceli olabiliyor hani.

     Hiç alakam olmamasına rağmen onlara destek olmak Taksim’deki yürüyüşe katıldım. Beraber haklarını aradık, bağırdık, sesimizi duyurmaya çalıştık. Ve o gün eve dönerken gerçekten doğru bir yaptığımı düşünüyordum otobüste, içim mutlulukla dolmuştu. Ama sınava giren birçok gence bakıyorum da, bilgisayar başında “tutunduğu tek dalı, tek hobisi” hakkında paylaşımlarda bulunmaktan öteye gitmiyor, istemiyor ve bu onu rahatsız etmiyor. Silkelenen ve kendinize gelin! Bugün benim hakkıma, yarın senin hayatına tecavüz ederler. Zaten etmiyorlar mı? Her geçen gün kötüye gitmiyor muyuz? Seni, beni, bu halkı tatmin etmeleri gerekirken hükümetten üç beş kişinin ikna olmasını yeterli mi buluyorsun? Ufacıkta olsa katkın olsun. Bir mail at, iki satır karala, düşüncelerini girdiğin ortamlarda dile getir. “Damlasu’nun exi Tuğberk ne kadar ciks olmuş, de mi kenks?”ten öteye git yahu!

     Kendi hakkını savunan gençlerin yanında bir de büyük mü büyük madalyonun öteki yüzü var: Apolitik gençler! Sindirilmiş bir şekilde kendi narsist dünyalarında yaşayarak hayal alemi mutluluğu yaşamaktan öteye geçmeye tenezzül bile etmiyorlar. Bu ciddi anlamda beni rahatsız ediyor, zemini kötü olan yapı ileride daha da bozulmaz mı? Soruyorum size.

     Türkiye’de yaşı küçük kişiler yorum yaptığı zaman “Sen sus, küçüksün. Büyüklerin işine aklın ermez” derler hemen. Bu bile ne kadar kötü bir örnek. O genç yaşından dolayı dikkate alınmadığını düşünmeye başladığı an yorum yapmaya, konuşmaya gereken önemi eskisi gibi vermez. Dikkate alınmadığını, diyeceklerinin bir değerinin olmadığını düşünmeye başlar. Tam tersi, saçmalayacağını bildiğiniz halde en azından dinleseniz, ona ne kadar faydanız dokunur. Yaşı biraz daha ilerlediği zaman tabi ki umursamaz bireyin teki olarak karşına çıkar. Bunu yaratan, ortaya çıkartan işte sizsiniz. Adam gibi tartışma bilmeyen, karşındakine hemen sesini yükselten, eleştiriye tahammülü olmayan kişiler ile karşılaşan gençlerin neden apolitik olduklarını anlamamak zordur. Ama dediğim gibi, kalıbı kırmak yine onların ellerinde. Nedense hiçbir şey yapmıyorlar, “Of, o nasıl resim lan? Kekeke eridim” gibisinden yorumlar ile gram adım atamazlar, başkalarının da önünü tıkarlar ancak.

     Değişen ülke düzenine yön vermede en önemli araçlardan biri gençlerdir. Bu yüzden her partinin “gençlik kolları” bulunur. Partiler kendi düşüncelerini zorla empoze etmeye çalışmadıkları sürece gençlik kolları güzeldir ama dediğim gibi bir sınırı var. Bazı partilerin bu sınırı her daim aştığı gayet bilinen bir gerçektir. Siyasetten korkmayın, sizi yemez. En azından liberal nedir, demokrat nedir öğrenin. Ülke gündemini birazcık yakından takip edin, gün gelin hepimizin bir yerinde patlar. En son örnek işte YGS’deki şifre skandalı. Adamlar oldukça rahat bir şekilde sehven** olmuş deyip işin içinden çıkabiliyorlar.

     Özellikle Facebook profilimdeki gençlerin bu umursamazlığı garibime gitti. Çoğunun profiline baştan aşağıya baktım, bu tür konularla ilgili bir tane şey yok. Varsa yoksa “En sevdikleri Koreli ünlü”, “Şarkılar, garip videolar”, “Komik sözler” filan. Apolitikliğin tanrısı olmuşlar sanki, kaynayan kazana benzettiğim şu son günlerde yuh çekmeme sebep oldular.

     Kendi hakkını, ülkenin hakkını korumak ne zamandan beri sıkıcı iş oldu? Sorduğum biri bana böyle demişti. “Ama politika çok sıkıcı bir konu bence” Her şey eğlenceli olacak diye bir kural yok zaten. Oy kullanma zamanı geldiğinde ona da sıkıcı diyerek vatandaşlık görevini sallarsın sen. Bu konular yaşadığınız toprakların yönetimine yön veriyor, bilmem bunun farkında mısınız gençler? O yüzden lütfen diyorum, en azından birazcık duyarlı olun. Kopyala yapıştırla paylaşın bari, bu bile yeter. Amaç daha fazla insanın haberdar olması. Bir görev gibi düşünün, yaparsanız “oppanıza kavuşacaksınız” Bu kadar düştüm yazının sonuna gelirken, düşüncelerimin vahametini varın siz düşünün.

**Oppa: Korece sevgi sözcüğü. Kızlar sevgililerine böyle hitap ediyor.

*Sehven: Yanlışlıkla demek.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …