Ana içeriğe atla

Tatlı şeylere olan aşırı düşkünlüğüm..

 

Jigglypuff’ın meşhur şarkısı.

Dikkat edin, uyuyakalmayın. Valla çizer yüzünüzü..

     Küçüklüğümden beri tatlı şeylere aşırı bir ilgim vardır. O zamanlar daha Pokemon Ferhat ortaya çıkıp kendini pencereden atmamıştı. Doğal olarak Pokemon televizyonda yayınlanıyordu. Her gün ekran başına geçip Ash, Misty ve Brock’un maceralarını izlerdim. Pokemonlar arasında favorim ise, yukarıda da görmüş olduğunuz gibi Jigglypuff’tı.

     Bu adı gibi şirin olan pembe Pokemon’a ben bağlanmıştım. Televizyonun başında Elmyra gibi dikilip “Seni seviyorum, seviyorum. Böyle sıkmak istiyorum, çok sıkmak istiyorum” gibisinden şeyler geveliyordum. Küçüğüm bir de hani, herkes popüler olan Pikachu’ya yönelirken benim gözüm Jiggly’deydi. Hatta bu yüzden komşum olan bir çocukla kavga etmiştim. O zaman Pokemon kartları vardı. Ben hiç biriktirmezdim, sadece Jigglypuff’ın kartına sahiptim (Hala sahibim) Sokakta son bölümün kritiğini yaparken (oha) Jigglypuff’a bayıldığını söylenmişti. İşte ilk kıskançlığımı yaşıyordum. O benimdi ve benden başkası sevdiğinizi söyleyemezdi. Çocuğuz, laf sokma olaylarını daha tam olarak bilmiyoruz, benim dediğim cümleye bakın. “Jiggly (kankayız ya adını kısaltıyorum bir de) senin gibi sümüklüye bakmaz bir kere..” “Sen kime sümüklü diyorsun, hem bana bakar o” diyerek itmişti beni. Ondan sonra kavga başladı tabi. Ayırmalar, benim eve gitmem ve annemin neden kavga ettin sorusuna “Jiggly’me laf attı” diye cevap verirken kadının dumur olmuş suratını görmem bir şeylerin ters gittiğini kavramamı sağlamıştı aha. Kadın kesin çikletime laf attı diye anladı onu, gerçi şimdi çok iyi tanıyor pembe balonumu..

     Jigglypuff’ı hala çok seviyorum, Pokemon Paper Cracf’tan indirip kağıttan yapmıştım zamanında. Bakınız böyle bir şey.. İlk sezonlarda kendisini bolca gördüğümüz için seviniyordum. Sürekli bir yerlerden çıkıp şarkısını söylemeye başladığı zaman herkesin uyuması hep gülmemi sağlıyordu. Hele bir de milletin uyuduğu görüp mikrofonunun kalem özelliğini devreye sokarak XOX ve çeşitli şekiller çizmesi.. Kahkaha atmama neden oluyordu.

     Pokemon’un sonraki sezonlarında onu göremedik. Bir ara takip ediyordu bizim çocukları, sonra kaybolup gitti. Zaten abidik Pokemonlar çıkmaya başladı her yeni sezonda. Bir Jiggly değil tabi, onun kadar tatlı olan bir de Togepi vardı. Yumurta göt derdim ben ona.

Bir de Zeki Müren versiyonlu dinleyelim aha.

JigglyCan

     O bir superstar, bizim bir çok ünlümüzden daha iyi bir sese sahip en azından. Tek şarkısı zamanında listelerde hit bile oldu aha. Elvis saçına kurban, mavi gözlerini yesinler.

     Ben bebeklere karşı da böyleyim. Nerede bir bebe görsem durup sevmeye başlıyorum. Geçen gün kafede bir arkadaşımla otururken arka masamda annesiyle oturan küçük çocuk “baba” diye bağırmaya başladı. Arkamı dönüp bakıyorum, baba diyor gülerek kaçıyor kerata. İçim feci hoş oldu. Böyle durumlarda baba olma arzusuyla doluyorum resmen. Sevgi dolu bir baba olurum ben. Ama şöyle bir şey de var, 2.5 yaşından sonra ya büyümeyecek ya da direkt 20 yaşına atlayacak. Özellikle 7 yaş civarını pek çekebileceğimi düşünmüyorum.

     Baba diyen çocukla bayağı bir şakalaştık. Annesi “abiyi rahat bırak” dedikçe çocuk daha çok oynamak istedi benle. İnat damarı o yaşta başlamış tabi bebenin. Bir çocuğum, bir Jigglypuff’ım, bir de Kirby’im olsun bana yeter. Ben Kirby’i de inanılmaz derecede severim. Son oyunu olan Epic Yarn’ı deliler gibi oynamak istiyorum mesela. Şeker şeylerde bile Japon takıntım var gördüğünüz gibi. Japonların sevmek çok ayrı bir şey, küçükken itici bulduğum Hello Kitty bile gözüme sempatik görünmeye başladı sonraları. Sorun Pucca’da şu anda, Güney Kore’li Pucca’yı daha az seviyorum. O kadar boş zamanım var ki, kafamda bunları karşılaştırıyorum böyle, nelerle uğraşıyor bu deli diyebilirsiniz.

     Kısaca balonumuz candır, bu sevimlilik sevilmez de ne yapılır, sorarım size. Jigglypuff’ı koruma ve yaşatma derneğine hepinizi davet ediyorum. Yakında Facebook’ta böyle bir grup kurarsam delirdiğimin kanıtlarından sayılsın bu da aha.

[ Yazıyı şu Pokemon videosu ile bitiriyorum.

Yalnız tıklarken iki kere düşünün derim.

Zira Ash’in dediği şey “ayıp” ama feci komik! ]

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …