Ana içeriğe atla

G-star ile alınan tatlı intikam..

G-star

     Şimdi bu nasıl bir intikam olabilir diyebilirsiniz tabi. Hemen anlatmaya başlıyorum o yüzden. Ama asıl önemli olan böyle bir şeyi yedirmiş olmam.

     Benim oturduğum sitede özel ders verdiğim bir kız var. Lise 1’e gidiyor şu anda. Haftada 3 saat tarih çalıştırıyorum ama abidik gubudik konularla son zamanlarda bayağı bize gelmeye başladı. Bunun da tek sebebi var: Güney Kore.

     Aslında Kore’den çok Koreli müzik grupları yüzünden bizde. Geçen gün bir kaç soru biriktirip göstermeye gelmişti. O sırada da bilgisayarımda Big Bang – Haru Haru çalıyordu. Bu duyduğu gibi G-dragon, T.O.P, Taeyang bayılıyorum size diye çığırmaya başladı. Gören de sanki Big Bang karşısında ve imza alıyor sanacak. O olaydan sonra sürekli Kore hakkında sorular sormalar, gelsin Suju’lar (Soju gibi lan, uydu da aha), gitsin Big Bang’ler filan. Kurtulamıyorum abi, yapıştı böyle boynuma. Dışarıda görüyor “Lee abi, sen şu şarkıyı dinledin mi? Dinledin mi?” diye sorup duruyor. Hayır ben o kadar büyük Big Bang hayranı da değilim, hatta aralarında en çok Taeyang’ı severim, belirtmiştim bunu önceki yazımda, bu ise G-dragon manyağı. Oppa* deyip duruyor, yaşına veriyorum. Trendy filan satın alıyor, odasına posterlerini aşmış, masaüstü G-dragon filan.

     Bir de İngilizcesi normal, pek iyi değil. Bize gelip gördüğü haberin linkini açarak tercüme etmemi istiyor. Özel tercümanı oldum. Bu durum yavaş yavaş beni sıkmaya başladı. Ders esnasında bile böyle sorular sorunca, şartellerim ufak ufak atma belirtileri gösterdi. Bir şey de diyemiyorum, ergen lan daha oturur ağlar, sonra al başına belayı. Big Bang’ten biri kaza yapmış (Daesung’tu sanırım, emin değilim) bu da yeni öğreniyor, karalar bağladı o gün. Suratından düşen bin parça. Kendi kuzenine bir şey olsa, yeminle o kadar kötü olamaz. Teselliyi de ben ediyorum, anası oldum bir yandan.

     Nasıl kurtulmalıyım diye düşünürken aklıma süper bir fikir geldi. Zaafı olduğu için kesinlikle yiyecektir diye düşündüm, çünkü bir planım vardı. Gittim bizim okulun oradaki Polonya pazarına. Bilenler bilir, orada böyle markaların çakma ürünleri filan vardır. Turistler dahil, bir çok insan oradan alışveriş yapar. Aldım hemen oradan bir tane G-star kot. Sonra gittim güzelce hediye paketi yaptırdım, G-star poşeti buldum ve kutunun içine koyarak eve geldim.

     Bu arada böyle bir şey yapmamın iki nedeni vardı. İlki tamamen kurtulmak, artık daha oppayı, bu şarkıyı dinledin mi, bu yazıyı çevirir misin tarzı şeyleri duymak istemiyordum. Afakanlar basmıştı beni. İkincisi ise arkadaşıma yılbaşı hediyesi olarak kitap almaya gittiğimde Ntv Yayınları’ndan çıkan 3 ciltlik Karikatürkiye [Karikatürlerle Cumhuriyet Tarihi 1923-2008] kitabını almayı kafama koymuştum ama biraz tuzlu geldi. Hem hediye alıyorum, hem sınavlar yaklaşıyor, fotokopi, kitap filan derken meteliksizler ülkesinde geziyor gibi bir halim var.

     Bir yandan da vicdanımla yüzleşiyorum, kötü bir şey yapıyorsun sen diyor bana, ben de bir yandan da kurtulacağım sürekli oppa demesinden diye karşılık veriyorum. En sonunda “eh, yeter yahu yapıyorum işte” diyerek işe koyuldum. Parantez açayım hemen, kutunun içine koymadan önce hem bilgisayardan çıkardığım Korece 2 sayfa yazı (herhangi bir sayfadaki rastgele yazılar. Gübre üzerinde inceleme makalesi bile olabilir o yazı) ve bir tane hediye kartı alıp ona da Korece bir şeyler yazdım. (Bu sefer doğru ama. Mektup arkadaşım Jung Hwa yollamış bana sözde aha) Abarttım işi iyice, çünkü son olarak G-dragon’un buna benzer bir kot giymiş resmini de koydum. Unisex kot olayı diye kurtaracağım. Mükemmel olmasını istiyorum durumun. Bir yandan da intikam alacağım, beynimi siktiğin zamanların intikamı bu diye mutlu oluyorum.

     Bizim ergenin durumları da oldukça iyi hani. Bayağı bayağı zenginler yani. Kendi oturdukları daire haricinde sitede 10 tane daireleri daha var. İçimi rahatlatıyorum ben de böyle. Geldim eve bir güzel ve kapının yanına koydum kutuyu. Bizimkini beklemeye başladım. Ertesi gün öğlen zil çaldı, gittim balık gözünden baktım, o gelmiş. Hazır evde de kimse yok, annem sabote etmez kusursuz planımı. Kapıyı açtım, ayakkabılarını içeri aldım ve kutunun yanına koydum. Hemen sordu “bu ne?” diye. Ben de önemsiz önemsiz, “Koreli mektup arkadaşım bana hediye yollamış” dedim. Gözleri böyle fal taşı gibi açıldı, gerçekten öyle bir hediye alsam ben o kadar sevinmezdim valla. “10 dakika önce geldi, o yüzden daha açmadım” dedim ve “Hadi neler yollamış, beraber bakalım” diyerek odaya geçtik. İşte içindekilere bakıyor böyle. Kore ve Türk bayrağı (evdeki bayrakları koymuştum), yazılar, mektup, kot ve son olarakta G-dragon’un fotoğrafı. Bizimki fotoyu görünce direkt ona saldırdı tabi.

     Fotoğrafı incelerken ben de hemen başladım planımı işlemeye. İşte Koreli mektup arkadaşımla bayağıdır konuştuğumuzdan, beraber birbirimize hediyeler filan yolladığımızdan ve en önemlisi ise bu kotun G-dragon için yapıldığından bahsediyorum. Bunu der der daha büyük açıldı o gözler. Yuvalarından fırlayacak gibiydi. Unisex olduğundan bahsettim, G-star markasının ortaklarından birinin de oppası olduğunu söyledim. Coştum, G harfinin bu yüzden markanın başında ve G-dragon’daki gibi olduğunu söyledim (oha bana, cidden oha!)

     Bunları derken kendimi zor tutuyorum hani. Güldüm güleceğim. Fotoğrafa bakıyor, kota bakıyor ve en sonunda istediğim cümleyi kuruyor: “Bana satar mısın?!” Önce mırın kırın ettim, olmaz ama hediye geldi dedim. Fiyatını sordu, bilmiyorum dedim (15 lira, Polonya pazarı) En sonunda olur ama bir şartla dedim. Bir daha Big Bang konusu, oppa konusu, hele hele G-dragon konusu açılmayacak, aramızdaki anlaşma bu olsun, bana bir kez bahsederken anlaşmamız biter dedim. Hemen kabul etti, bu konularda ağzına fermuar çekeceğini söyledi. Sonuç olarak 85 liraya pantolonu sattım, üstüne o günden beridir Big Bang’miş, oppaymış bunlar hakkında cümleler duymuyorum. Küçük beden almıştım biraz kotu çakmasın diye, doğal olarak birazcık yine büyük gelmiş. Artık halleder. Sınıfındaki arkadaşlarına hava atıyordur şimdi kesin. G-star’ın ortağı olup olmadığını ne de olsa anlayamaz aha.

     Blogumu bilmiyor, Facebook’umu ve Twitter adresimi de bilmiyor. O yüzden içim rahat buraya yazıyorum. Hala böyle bir şeyi yedirebildiğime ben de şaşırıyorum. Ama en güzel yanı ise odamdaki masanın üzerinde duran 3 ciltlik kitap. Mutluyum, hem de feci.

     Benden korkulur, baştan demesi :)

*Oppa: Kızların kendinden büyük erkeklere hitap ederken söyledikleri bir kelime.

Abi, sevgili, gibi anlamlara gelmekte.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …