Ana içeriğe atla

Çingu Partisi olarak meclise giriyoruz.

     İşte her şey aslında böyle başladı. Yata yata para kazanmanın yolunu ararken neden milletvekili olmuyoruz deyiverdim. E malum, en babası bu. 3 yıl boyunca sadece oylamalara katılıp bir kez bile konuşmayan vekil gördü bu ülke. Sonra düşündüm, madem meclise giriyoruz, hedefimiz neden küçük olsun ki, iktidar olmalıyız dedim.

     Şimdi bunun yolunu anlatacağım size. Öncelikle blogumun sağ alt tarafında yer alan çingular kısmındaki bütün arkadaşlarımızı “Çingu Partisi”ne davet ediyorum. Bilmeyenler için çingu arkadaş demek. Korece olmamasını bekleyemezdiniz değil mi? Photoshop bilgim olsaydı iyi logo bile çizecektim. Mesela bir ampule doğru yön almış çivili sopa aha.

     Amacımız önce meclise girmek, sonra da tepeye çıkmak. Genel başkan benim, buna herhalde karşı çıkmıyorsunuz değil mi? Monarşi yok bizde, gayet demokratik bir şekilde seçildi. (İktidara gelmeden onların kötü yönlerini kapmışım şimdiden, süper!)

     İlk olarak seçim şarkımızı sizlere sunmak istiyorum. Seçim zamanlarında ülkenin her yerinde dolaşan ses ayarı bozulmuş bir şekilde beynimizi siken bu müziklerle haşır neşir olmayanınız yoktur sanırım. Bir Başkadır Benim Memleketim’in çok kullandığını ve güzelim şarkının insanların duygusal yönlerini sömürmek için alet edildiğini düşünürsek, bizim şarkımızın bambaşka olduğunu anlayabiliriz. Uzun uğraşlar sonucu Koreli bir grup olan SS501’den (Levis 501 gibi değil, kot markası sanıp mesaj atanlar için yazıyorum bunu) bir şarkı almış bulunmaktayım. Şarkımız Song For You. Dinleyelim:

>SS501 – Song For You |||

     Şarkı da tamam. Sıra geldi iktidar olma formülüne. Bizim ülkenin insanlarını yaptıklarınızla etkilemeniz mümkün değil, o yüzden başa gelmek istiyorsanız en güzel şey dini kullanmak. Dini alet ederek insanları sömürmeyi biz yapmak isterdik ama çoktan kaptılar. Sonra beyaz eşya filan dağıtma var, onun yerine Uzakdoğu temalı bir parti olduğumuz anime/manga satarsak bırak meclise girmeyi, 100 metre yakınından geçemeyiz. Ne yapsak, ne yapsak diye düşünürken aklıma Osmanlı’yı kullanmak geldi.

     Hazır Muhteşem Yüzyıl’da bu kadar ön plandayken, insanların içindeki Osmanlı aşkı yeniden yanmışken bir şekilde medyayı da kullanarak saray ailesinden biri olduğumu söyleyeceğim. Kanıtları, gerekli her şeyi hazırlamak lazım tabi, hataya yer yok. Adımı da Lee Osmanoğlu ya da Lee Lalezade olarak değiştirmem lazım. Bundan sonra çeşitli tv programlarına çıkacağım, kendim hazırladığım sahte Osmanlı belgeleri ile gerçek tarihi bilgilerin sahibi gibi davranacağım, Müge Anlı’ya çıkıp Muhteşem Yüzyıl hakkında “Büyük büyük büyük büyük dedem Kanuni’yi böyle böyle gösteriyorlar, ühü ühü ühü” diye Yılmaz Morgül tarzında ağlayacağım ve bingo! Her şey tamam olacak.

     Duygusal bakımdan becerilmeyi çok seven halkım gayet inanacak bu duruma ve gönüllerin sultanı olacağım. “Hem gönüllerin sultanı, hem de ülkenin sultanı” diyecekler. Daha sonra ise siyasete atılacağım. Nasıl ki Nihal Bengisu Karaca Habertürk’e aykırı yazılar yazarak bir Ayşe Arman ekolü olsun diye alındığı halde daha sonra edebiyattan, felsefeden girip çıktıysa, ben de Osmanlı ailesiyle evlerinizin içine girip, iktidardaki genç başbakan olarak çıkacağım.

     Zemini sağlam bir temelle yola çıkan Çingu Partisi seçim zamanında büyük sükse yapacak. Şimdi ülkemizde feci bir Kore sevdasının ortaya çıktığını düşünürsek ve bunun mimarlarının yaşlarının küçük olduğunu varsayarsak, siyasetle hiç ilgilenmeyen bu insanları nasıl yanımıza alabiliriz diye bir soru oluşuyor kafalarda. Hiç merak etmeyin dostlar, genel başkanınız onun da çözümünü buldu. Öncelikle harika bir sloganımız olmalı. Aynen şöyle: “Sadece 23 Nisan’da değil, her gün o koltuğa oturmak istemez misiniz?”

     Bu süper slogandan sonra yapılacak şeylerden bahsedilmeli. Öyle olimpik havuz yaptıracağım, enflasyonu düşüreceğim tarzındaki vaatler gençlere sökmez. Bizi seçerseniz istediğiniz Koreli, Japon müzik gruplarını, oyuncularını ülkeye, sizin ayağınıza getireceğiz diyeceksiniz. Buna hemen tav olacaklar tabi ama bu kişiler oy kullanamıyor, göte mi geldik sorunu gün yüzüne çıkacak. Hayır kardeşlerim, o kişiler ergen bunalımlarını bu konuda ailelerine gösterecekleri için, onların yerine ana babaları bizim partimize oy verecek. Zaten daha sonra iktidara geldiğimizde, yapacağımız şeylerden biri de oy verme yaşını 14’e indirmek olacak aha.

     Milletvekili olduktan sonra asıl amacımız yan gelip yatarak para kazanmak olsa da, biz bu işi iktidara geldikten sonra gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Uzakdoğu sevgisini aşılamak için de Stv’yi Ayna Tv olarak değiştirip sadece Asya ülkeleri hakkında programlar yapan bir kanala dönüştürmeyi düşünüyorum. Ondan sonraki amacım, ufak harf değişikleri yaparak İstanbul’un adını İstanseul olarak değiştirmek olacak.

     8 yıl veya daha fazla iktidarda kalmak istiyorsak, yandaşlarımızı ülkenin her yerine sokmamız lazım. Bu yüzden Korece ve Japonca kursları açacağız, liselere ve ilköğretimlere kimono ve hanbokla girmeyi serbest bırakacağız. Okullarda yabancı dil olarak Korece, Japonca ve Çince okutulacak. Güney Kore ve Japon liseleri kurulacak, buradan mezun olanlar polis bile olabilecek. İçki yaşını 18’e geri çekeceğiz, ama halktan tepki gelirse sadece soju ve sake içme yaşını değiştirmeyeceğiz. Avrupa Birliği yerine Asya Birliği kurup oraya üye olacağız. Avrupa’ya kıçımızı dönül nanik yapacağız.

     Kardeş ülke Azerbaycan sözde kalacak, özde kardeş ülkelerimiz yine Kore ve Japonya olacak. Uzak komşuyu gazetelerde onlar için kullanacağız. Medyaya özgürlük gelecek, isteyen istediğini yazıp söyleyebilecek. Kars’taki heykeli yıkacaksak eğer, özellikle Hülya Avşar’ın üstüne doğru yıkacağız, yoksa yerinde duracak. Osmanlı soyundanız ya, o yüzden sürgün geri gelecek ve ilk olarak Ayşe Özyılmazel’i Malta’ya süreceğim. Ona köşe veren Sabah Gazetesi’nin başına ise vergi cezaları salacağım. Hep Doğan Grubu olmuyor, biraz da eski hükümetin yandaşı bu grup çeksin cezaları değil mi?

      Kore ile bu kadar yakın olduktan sonra o ülkeden de Koo Hye Sun ile Park Shin Hye’nin sürgün edilmesini kabul ettireceğim. Issız bir adaya atsınlar yeter. Japonya ile yakın ilişkiler içinde olacağız ama her sene başbakan değiştiği için siyasi arenadaki dostluğumuz değişik olacak. Nasıl ki şu an bizim ülkede Kürtler azınlıktaysa, başa geldikten sonra BDP gibi Kuzey Koreliler’in de parti kurmasına olanak sağlayacağız. Bu partinin adı kesinlikle Kim Jong Il olur, demedi demeyin sonra aha!

     Gördüğünüz gibi yan gelip yatmak için milletvekili olmaya karar verdik ama neler neler yaptık. 5 yıllık kalkınma planımızda yok yok. Çingularımın hepsi önemli mevkilerde olacak. Var mısınız parti kurmaya he? İsterseniz adını Çingu Partisi yerine Hallyu Partisi de yapabiliriz. Ama o saç modasına izin yok, haberiniz ola. Yassah hemşerim yassah.

Yaptım olacak!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …