Ana içeriğe atla

100. yazımın şerefine parti veriyorum.

100

     Tabi ki vermiyorum, başlığa bakıp ne aldanıyorsunuz öyle. Parti vermek istersem içki olur, şimdi yasaklar da geliyor ya hani, içemezsek güzelleşemeyiz. Sahi bu yasaklar ne olacak, gelişmeleri takip edelim.

     Sosyal içerikleri mesajları es geçerek ana temaya geliyorum. 2009’un Mayıs’ında açtığım bu blogun şu an 100. yazısını yazmaktayım. Küçücükken adım adım büyümesini gördük, elimizde büyüdü lan işte. Gerçi benim yazıların %90’ının uzun olduğunu varsayarsak yüzüncü yazı geç bile geldi diyebiliriz.

     Bütün takipçilerimi, yorum yapanları, blogumu ziyaret edenleri seviyorum. Sizlerle gelişti burası, daha iyiye doğru yol aldı. Bütün yazdığım yazılardan büyük keyif aldım. Hiç biri sıkmadı beni, gün geldi size Uzakdoğu’dan haberler verdim, gün oldu dizileri eleştirdim. Müzikle ilgili naçizane bilgilerimi de sundum, özel hayatıma dair şeyleri de anlattım. Amacım çoğunlukla eğlendirmek, bazen de ciddi takılmak. Yazılarımı okuyan insanların mutlu olması ise, benim en büyük sevinç kaynağım.

     Gittiği yere kadar ben buradayım. Beni yalnız bırakmayacağınızı biliyorum. O yüzden gidebildiğimiz yere kadar gidelim, ilerleyelim. Hem ben size bir şeyler katmaya devam edeyim, aynı zamanda da sizden yeni bilgiler edineyim. Bir blogun amacı budur bence. O yüzden, okuyun, yazın, eleştirin. Hiç çekinmeyin, yapıcı eleştirilere her zaman kapım açık.

     Burası tamamen bana ait bir yer olduğu için yeri geldi küfürler savurdum. Bazen de yıktık geçtik bir dozer gibi (Dora örneği mesela) Eğlenip gidiyoruz işte.

     Parti yok ama hikayemle, yeni yazılarımla burada devam edecek olmam da parti havası vermiyor mu yahu? Yalnız cümleye bak, narsistliğin ebesine koydum resmen aha.

     Yüzüncü yazım pek bir boka benzemese de idare etmeyi bilmek en güzel durum. Hem  Adını Feriha Koydum’a bakıyorum bir yandan. Bu hikaye çevremdeki biri yüzünden biraz tanıdık geldi. Hadi çav bella, zaten bugün yarın anket yazısı da gelecek. Antika oldu orada, artık kapatıp yazmak lazım.

M∞tropol Günlüğü

2010 - ∞

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…