Ana içeriğe atla

Hanazakari no Kimitachi e – Yakışıklılar Cenneti..

Adı gibi..

     Şu anda size anlatacağım dizi, bence gelmiş geçmiş en güzel Japon dizisidir. Hana Yori Dango aslında en iyisi diyenleri duyuyor gibiyim, kesinlikle hayır. 2007 yılında yayınlanan Hanazakari no Kimitachi e, size katıksız bir komedi sunmakta.

     17 yaşında Amerika’da yaşayan Ashiya Mizuki (Horikita Maki), bazı olaylar sonucunda kendini hayranı olduğu yüksek atlama yıldızı Sano Izumi’nin (Oguri Shun) okumuş olduğu Japonya’daki özel yatılı erkek lisesinde bulur. Bunun için saçlarını kestirmiştir, erkek kıyafetleri giymiştir. Özel okulumuz ise insanların bilgisine değil, yakışıklılığına bakmaktadır. Okula kaydı gerçekleşen Mizuki’yi nasıl olaylar beklemektedir?

    Konudaki bazı olayları spoiler olur diye yazmadım. İzlemeye başladığınız an göreceksiniz hemen zaten. Hana Kimi, bir manga uyarlaması. Mangaka Hisaya Nakajo’nun en önemli eseri. 1997’den 2004’e kadar 23 cilt devam eden manga o dönemin en popüler eserlerinden biri olmuştur. 2006 yılında Hua Yang Shao Nian Shao Nu adında Tayvan versiyonu çekilmiştir. 15 bölüm, artı yeni yıl özel bölümüyle ekrana gelen Tayvan versiyonundaki Ashiya Mizuki rolünün canlandıran Ella Chen’den ben nefret ediyorum. Aslında rolü gereği ciddi anlamda erkeğe benzemişti. Gerçek hayatta da erkek gibi biri zaten. Ama dizide abes duruyordu biraz. Horikita Maki kat kat daha iyi. Tayvan versiyonundan sonra orijinal sayacağımız Japon versiyonu çekildi ve bir anda herkesin sevgilisi oldu. 12 bölüm, artı 2 saatlik özel bölümüyle bizi fetheden Yakışıklılar Cenneti’ni neden bu kadar sevdik? Karakterleri nasıldı? Hepsi bu yazıda..

     Ashiya Mizuki.. Konuda da bahsettiğim gibi Ashiya 17 yaşında ve Kaliforniya’da yaşıyor. Bazı olaylar sonucunda kendisini vatanında, sadece erkeklerin gittiği bir özel okulda buluyor. Kimse onun kız olduğunu bilmemeli. Maceralar da işte tam burada başlıyor.

     Sano Izumi.. Oguri Shun’u Gokusen’den bilirim. İyi bir oyuncudur. Yalnız buradaki rolü feci soğuktu. Sano yüksek atlama yıldızıdır. Başına gelen talihsiz bir olaydan sonra sporu bırakmıştır. Yurdundaki arkadaşlarla arasına seç çekmiş, sadece köpeğiyle yakınlık kuran biri. Onun içindeki soğukluğun kırıldığı ve nasıl değiştiğini dizi boyunca göreceğiz.

     Nakatsu Shuichi.. İşte favori karakterim. Bütün Japon dizileri, hatta Uzakdoğu dizileri içindeki bir numaralı karakterim Nakatsu’dur. Aşağıda bol bol ondan bahsedeceğim. Nakatsu inanılmaz neşeli, dışa dönük ve sempatik biri. Herkesle ilişkisi gerçekten çok iyi. Ashiya okula geldiğinde uyduları ona doğru yöneliyor. Bunun sonucunda doğacak olan aşk üçgeni onu, Japonya’nın Han Kyul’u (Coffee Prince) yapıyor.

     Bu ana 3 karakterimizden başka, yurtlarda yaşayan diğer karakterler var. Okulda üç yurt bulunmakta ve bunlar aktivitelere göre ayrılmış. 1 yurt Tennoji Megume’nin başkanlık yaptığı dövüş sanatlarıyla ilgileniyor. Bizimkilerin kalmış olduğu ikinci yurdun özelliği ise spor yurdu olmalı. Nanba Minami başkan. Minami’yi Mizushima Hiro canlandırıyor bu arada. Üçüncü ve son yurdumuzun özelliği ise güzel sanatlara yönelmiş olmaları. Himejima Masao, nam-ı diğer Oscar’ın başkanlık yaptığı bu yurt manyaklarla dolu diyebiliriz.

     Dizide her bölüm yurtlar arasında bir yarışma düzenlenmekte. Bu yüzden kimse sıkılmıyor. Evet, okul dizisi ama siz ders filan görmeyi unutun. Varsa yoksa yarışma. Bir de okulumuzun yanında bir kız lisesi bulunmakta. Her gün erkekler yurtlarından çıkıp okula doğru yürürken bu kız okulunda okuyanlar onları görmek için sıraya giriyor. Çeşitli hediyeler filan veriyorlar. İşte bir tabur manyak. Biz de gülüyoruz, çünkü feci komik.

Hana Kimi..

> Notlar.. / >Neleri sevdim?

      Dizinin harika bir komedi sunması.. Mangadan uyarlandığı için ve Japon uçuk komedi anlayışını mükemmel bir şekilde ele aldığından dolayı kahkaha tufanı bizi bekliyor. Baştan uyarıyorum, Japon komedi anlayışına yabancıysanız o bu uçuk kaçıklıkta ne ki diye sorabilirsiniz kendi kendinize.

     Hibari Dörtlüsü (Hibari Four) Bu nedir hemen açıklayalım? Yanlarında kız okulu vardı demiştim ya, işte bu St. Blossom Akademisi’nden 5 tane kızın oluşturmuş olduğu gruptur. Evet, beş kişilerdir ama kulağa daha güzel geldiği için gruplarının adi Hibari Dörtlüsü’dür aha. Başkanlığı Hanayashiki Hibari yapar. Ellerindeki ponponları fırlatıp dans hareketleri yaparlar, Hibari Sano’ya aşık olduğu için Sano yoldan geçerken birbirlerine telsizlerle haber verirler filan. Özellikle Hibari’nin Sano ile olayları ve Komari’nin Nakatsu ile ilgili durumları izlemeye değer.

     Bu grupta herkes konuşur konuşur, Komari bir şey dedimi hep bir ağızdan “Sen sus Komari” derler. Her dediklerinde gülüyordum. Bir de Hibari Four bulaşıcı hastalık gibidir. Evde izleyenlerin erkek kız olduğu fark etmez, dizinin sonlarına doğru ister istemez kendinizi Hibari Four diye bağırırken duyabilirsiniz. Hibari’nin meşhur repliğini de unutmamak lazım “Ben günahkar bir kadınım!”

     Oscar’ın şeytan müziği ile ikide bir ortaya çıkması.. Pelerinin savura savura geliyor, Tennoji ile tartışıyor ve gidiyor. Bir de bu grup sürekli hile yapmaları ile meşhur. Madem yapıyorsun tam yap! Hep yakalanıyorlar.

     Sano’nun uyuzluğu. Aslında bu durumu sevmiyorum ama ne varsa bu kısma alıyorum. Ashiya, Sano ile aynı odaya düştükten sonra (zaten başka türlüsünü tahmin edemezdik değil mi?) Sano’yla feci derecede ilgileniyor. Tamam, geçerli bir nedenin var ama çocuğa da yapışma yahu. Zaten soğuk nevalenin teki, neyini beğendim hiç anlamadım.

     Şimdi bu maddeden sonra gelelim en güzel kısma. Nakatsu!!! Nakatsu candır. Bu dizi kesinlikle reytinglerinin %90’ını Nakatsu’ya borçlu. Kendi kendine konuşması, bu sırada yine kendine özgü işaret dili onu sevmeye başladığımızın en belirgin göstergesi oluyor. Daha sonra Ashiya ile ilgilenmesi, sürekli 32 diş gezmesi, espriler yapması ile insanların favori karakteri oluyor. Bu diziyi izleyenlerin hemen hemen hepsinin favori karakteri Nakatsu’dur. Onun gibisi gelmez.

     Nanba’ya aşık olan bir çocuk var. Yukarıdaki fotoda 5. sırada. Sürekli onunla ilgileniyor ve Ashiya’nın güzelliğini kıskanıyor “Ben senden daha güzelim daha çekiciyim” Bunları deyip duruyor. Bakalım Nanba ile muradına erebilecek mi? Zaten erkek okulunda geçtiği için, bir de erkek kılığında bir kızımız olduğu için bu tür sahneler var. Alkollü turşu yedikten sonra Sano erkek, kız fark etmeden geleni geçeni öpüyor. Tam Ashiya’yı öpecekken, buna izin vermek istemeyen Nakatsu bir hışımla devreye girerek chuu yapıyor aha. Ya da başka bir okulda okuyan Kagurazaka Sano’ya aşık oluyor filan.

     Bir de hayaletleri göre karakterimiz var ki, o tam alem. Babası da kendisi gibi üstelik. İnsanların kafalarının üzerindeki haleleri görebiliyor. Sürekli iki eli göğsünün önünde dolaşıyor. Ruh hallerinin anlıyor okuldakilerin.

     Yarışmalar, yarışmalar, yarışmalar. Tam olarak hatırlamıyorum, 9. bölüm olmalı, bu yarışma olayı Sano ile Nakatsu arasında rekabete dönmüştü. Dizinin en güzel kısımlarından biriydi, Kim için ya da ne için savaşıyorlardı size? :)

    Dizinin müziklerinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Kapanış müziğini çok sevdiğim bir sanatçı seslendiriyor: Otsuka Ai. Peach isimli bu şarkı neşeli, şen şakrak bir şey ama benim asıl bahsetmek istediğim açılış şarkısı. Orange Range’in seslendirmiş olduğu Ikenai Taiyou (Kötü Güneş), feci güzel bir şarkı. Ben ilk dinlediğimde aşık olmuştum, o günden beri favori Japonca şarkılarımdan biridir. Dinleyin, fazlasıyla gaz verir, neşelendirir!

     Çoğunluğu favori sahnesi: Nakatsu’nun “Ore wa homo janai!” cümlesi. Şöyle oluyor, Nakatsu Ashiya’dan hoşlandığını düşündüğü için aynı Coffee Prince’teki Han Kyul gibi eşcinsel olduğundan şüpheleniyor. O sırada da kız okulundan iç çamaşırları çalınmakta. Yurtta gezerken yerde bir çalınan iç çamaşırlarından birini buluyor. Heyecan bastığını görüp seviniyor. İç çamaşırlarını görünce heyecanlandığı için çok seviniyor ve masanın üzerinde çıkarak çamaşırı kafasına geçiriyor. Ve şarkı söylemeye başlıyor Ore wa homo janai (Ben gay değilim) diye. Çamaşır hırsızını arayan kişiler de Nakatsu’yu o şekilde görüyor aha. Nasıl kahkaha atmıştım bu sahnede. İzlemek isterseniz sizi şöyle alalım. Nakatsu’nun bilekliğine dikkat ;) İronik değil mi? Bir de bunun özel bölümde ikinci versiyonu var. O da çok komik. Hemen izleyelim, yad edelim.

Hana Kimi 2..

     Bir de doktorumuz var ayrıca. Okulun fotoğrafçısı olan kızla aralarında çok garip bir ilişki var. Daha önce bir şeyler olduğundan dolayı şu anda doktorumuz kızdan nefret ediyor. Revire her geldiğinde kusuyor, etrafı dezenfekte ediyor, ellerini filan yıkıyor. Ashiya’nın kız olduğunu ilk anlayıp, bir anlaşma yaparak bunu saklayan kişi kendisi. Çok eğlenceli bir karakter ama söz konusu doktor olunca Tayvan versiyonundakinin üstüne tanımam. Dehşet bir şeydi o.

     En güzel kız ve en yakışıklı erkek yarışması yapılıyor, en yakışıklı erkek köpek seçiliyor. Üstte var. Bakın, dizide böyle sahneler var. Ona göre izleyin. Ben çok komik buluyorum, orası ayrı.

     Sano bazı sırları öğrendikten sonra birazcık olsa da değişti. Zaten dizinin olaylarından biri onun gelişimi göstermek. Ashiya’yı koruması filan oldukça güzeldi ama asla Nakatsu’nun yerini tutamaz. Nakatsu neler neler yaptı ama bizimki bana mısın bile demedim. En yakın arkadaşım dedi durdu.

     Birinci yurtta tadilat olduğu için oradakiler ikinci yurda geliyor. Artık odalar iki kişilik değil, üç kişilik. Nakatsu’da Ashiya ile aynı odada kalabilmek için kurada çıkan çocukla odaları değiştiriyor. Bir güzel yerleşiyor. Bu arada odalar iki katlı. Ashiya üst katta, Sano alt katta yatıyor, birbirlerini görüyorlar ama. Işıklar kapandığında alt katta yatan Nakatsu hareketlenip yavaşça üste, Ashiya’nın yanına gidiyor. Öyle yapacağını bilen Sano ışığı yaktığında ise put gibi duruyor. Ben kahkaha atıyordum. Hayır, uslanmaz bir kez daha yapıyor, yine yakalanıyor. bu sefer de uyurgezer numarası yapıyordu aha :)

     Nakatsu ile Ashiya yakın arkadaş oldukları için bayağı vakit geçiriyorlar. Kendin pişir kendin ye yerine gidiyorlardı bolca. Orada Ashiya, Nakatsu ile ne zaman ilgilense bizimki lokantanın camından kafasını sarkıtıp derin derin nefes alıyordu. İçtiği suyu döküyordu filan. Gerçekten aşık çocuk budur. diğer ne yaptı hiç. Tamam, bir şeyler yaptı ama Nakatsu’nun yanında yaptıkları hiç sayılır yani.

     2. sezonun gelmesini en çok istediğim Uzakdoğu dizisi Hana Kimi. İki saatlik özel bölüm yaptılar ama dizinin hayranlarını keser mi? Asla! O yüzden şöyle güzel, yine 12 bölümlük bir ikinci sezon yapın. Kaliforniya’da geçsin hatta bu sefer. Ashiya yaşadığı yere götürsün bizimkileri. Belki Koreliler her şeye el attıkları gibi bunun da Kore versiyonunu çekerler. Hiç bir Kore yeniden çekimini beğenmediğim için, yine sevmeyeceğimi biliyorum. Özellikle de Hana Kimi’yi çekmek çok zordur. Bakalım her şey olabilir.

     Hana Kimi’yi herkesin izlemesini isterim. Kahkahası bol, romantizmi dozunda, dram olmayan bir yapım izlemek istiyorsanız, tam size göre. Bu diziyi izleyin, avucumun içinden okuyorum bu yazdıklarımı. Ve evet, genel müdire söyledi bunları. (Diziyi izleyenler bilir)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …