Güney Kore’nin “Stepford” kızları: Girls’ Generation..

...GG...

Hem geleneksel, hem de seksiyiz..

     Şimdi siz bu yazıyı tamamen bir GG tanıtımı olarak görmeyin. Aksine oradan, buradan vereceğim bilgilerin üzerine son şarkılarının kritiğini yapacağım, bu kadar! Uzakdoğu sevenler fotoğraftaki hanım kızlarımızın kim olduğunu hemen anlamışlardır. SNSD, nam-ı diğer Girls Generation, Korelilerin bir türlü az sayıda grup oluşturamama durumundan dolayı bir araya gelmiş 9 kişilik bir kız grubu. Adlarını inanın bilmiyorum, hiç öyle zahmete girip ezberlemem. Bir tek Yuri’yi ile Yoona’yı biliyorum. Yoona favorimdir ayrıca.

     Gerçi birazdan posterleri filan koyunca bazılarının “Amerikan” isimlerine sahip olduklarını göreceğim. Benim adım ZhounZeWenXeung olsa bile, adını Bob ya da Tom koymam şahsen. Giderim çok daha basit, Çince, Korece isim koyarım gerekirse. Ama Koreliler ve Çinliler nedense ünlü olduklarında, bir Amerikan isim furyasına gidiyorlar. 200 Pounds Beauty filminde de bu durum vardı bildiğiniz gibi. Hatta My name is Kim Sam Soon’da da doktorumuz Henry ile konuşan Sam Soon, adını yabancı isim olarak söylemişti. S ile başlayan bir isimdi diye hatırlıyorum. Tam bilen varsa yazsın, ben de rahat edeyim :) Göç edenlerin isim almasını anlarım ama kendi ülkende adın Jessica ya da Tiffany ise hös artık!

     Konumuza geri dönelim. O kadar yazdım, benim bu grubu sevmediğimi düşündünüz büyük ihtimalle ama yanılıyorsunuz. Ender sevdiğim kız gruplarından biridir GG. Özellikle Genie şarkıları benim Korece en sevdiğim şarkılardandır. Gerçi şu anda bahsedeceğim son şarkıları onun yerini aldı, ama olsun. Özel yine de.

     Bu kızlar Uzakdoğu’da bayağı meşhur. 89’luların ağırlıklı olduğu grubumuzun kızları, görmüş olduğunuz gibi daha büyük göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir seksi görünme merakı dünyayı kasıp kavuruyor ne de olsa. Şimdi olaya neden Stepford Kadınları mantığıyla baktığıma gelelim. Yukarıda fotoyu gördüğüm ilk zaman, ana Stepford Kadınları’nın Kore versiyonu çekiliyor sanırım ve Mad Men’in Kore yapımının oyuncuları diye düşündüm.

     Saçlar, makyaj ve giysiler.. Hepsi gerçekten iyi ama tek bir kusur var. Sen gitmişsin eski zamanların saçını yaptırmışsın, ama o minicik şortlar ne! Arkadakilerin kısacık etekleri ne! Şu saç modelleri ile onlar hiç bir gitmiş mi Allah aşkına? İlle oraya seksiyiz biz, sizi kokulu kokulu öpüyorum anacım dozunda Seda Sayan’lık katmak ne? Amaç aslında seksi olmakken, bunlar bir de masum masum gülüyor. Zıtlığın daniskası! Kısaca bu fotoda bayılmakla nefret etmek arasında kaldım.

 

    Ben 50’lı yılların Amerikan kadınlarını inanılmaz seviyorum. Harika saçları, giysileri, makyajları, mükemmel yemek yapmaları gibi faktörler onları benim gözümde çekici kılıyor. Gelenekselliğinden taviz vermeyen o yılların Amerikan kadını imajı, şu anda tabi çok değişti. Ben de anca dizilerle avunabiliyorum. Bu bakımdan United States of Tara’yı izliyorum, bu yüzden Desperate Housewives’taki favori karakterim Bree Van de Kamp.. Şimdi bu posterleri görünce aklıma hemen o yıllar geldi. Daha sonra da The Stepford Wives tabi. Oradaki kadınlar gibi durmuyor mu sizce de kızlar? Gerçi Güney Kore’nin Stepford kadını nasıl olur, merak ediyorum ama yukarıdakiler gibi olmasın lütfen.

     Stepford kadınlarından sonra posterlerde de bir ajanlık, bir casusluk imajı görüyoruz. Tabi onlarda sıkıldı artık denizci üniformaları giymekten, yastık savaşı yapmaktan ya da pastanın içinde “Cehhh!” diyerek çıkmaktan.. Bil silkelenip elimize yay alalım, tabancalarımızı kuşanalım filan demişler. Bu arada silahlar da elbiseye uygun ya, daha da bir şey demiyorum. Yeniden diyorum, ben bu kızları seviyorum, ama bu posterler bana biraz değişik geldi. Alışılmadık götte don durmaz ya, o hesap hani.

     Şimdi gelelim grubun son şarkısı olan Hoot’a. Öncelikle Genie’den beri bu grupta bu kadar iyi şarkı dinlememiştim. Ben inanılmaz beğendim. Yoona’nın sesi her zamanki gibi çok güzel. Tiffany’i ise çöpe atabiliriz. Grubun yeni elemanı bundan sonra Sermin olacak :) Görevini layıkıyla yerine getireceğine eminim.

>Girls’ Generation – Hoot

Klibi izlemek istiyorsanız tık tık..

     Klibe öyle mükemmel, böyle süper olmuş diyemem ama kötü de değil hani. 9 kişi çok kalabalık, kendimi de “ya Super Junior gibi olsalardı, o zaman ne olurdu?” diyerek avutuyorum. Hatta Allah korusun, AKB48!

     Fu fu fu dediği kısımlar bir tek hoşuma gitmedi, geri kalan canımdır, ciğerimdir. SNSD dinleyen herkesin bu şarkıyı seveceğini düşünüyorum. Bir de size önbilgi sunayım. Hikayenin (Tutkulu İlişkiler Çıkmazı) 2. bölümünde gerçekleşecek olan partinin gidişatını değiştirecek şarkıdır kendileri. Önbilgi de verdim bir güzel, içim artık daha rahat.

     Sizi bu şarkı ve klip ile baş başa bırakıyorum. Ben de gidip Genie’yi ezberlediğim gibi bunu da ezberleyeyim. Fu fu fu kısımlarını söylemem, şimdiden anlaşalım!