Ana içeriğe atla

Ayşe Özyılmazel’in radar sevdası..

Var mı bana yan bakan?

     Daha önceki Ayşe Özyılmazel yazılarımı okuduysanız bu sözdegazeteciyazarşarkıcıünlümsü kadın hakkındaki düşüncelerimi biliyorsunuzdur. Uzun süredir mükemmel analizlere sahip(!) yazılarını okumadığım için, demin bakma zamanı geldi diye düşündüm. Her zamanki gibi büyük bir korkuyla Sabah’ın sitesine girdim, adına tıkladığım anda çarpılmam bir oldu.

     Her gün 350.000 tirajı ve internet sitesiyle beraber milyona yakın olan okuyucusuyla gündemin nabzını belirleyen önemli bir gazetenin ekinde (her ne kadar bu ek köpük olarak nitelendirilen magazin eki olsa dahi habercilik anlayışından taviz vermek etik bir davranış olmayacaktır) şu başlıkta bir yazı var: Alternatif yeni radarlar..

     Ayşecik yememiş, içmemiş, uyumamış bize enfes, leziz bir radar listesi oluşturmuş. Bu radar işi de nedir? Sonunda bir bulaşmadığı trafik olayı mı kaldı diye düşünebilirsiniz. Tabi ki durum öyle değil. Bir istikbal baza kadar yazma yetisine sahip olan Özyılmazel, normalde trafikle ilgili olan bir haberi allayıp pullamaya, çeşitlendirmeye zar zor çalışarak, Cadde tarzına çevirip ergenlerimizin önüne servis ediyor. Yazının çeşitli yerlerini buraya alacağım, çünkü neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Ha sanki daha önce öyle değil miydi diyeceksiniz, siz de haklısınız. Hele vuvuzela hakkındaki yazısını gördükten sonra kan şekerim düşmüştü sanırım. İletişim fakültelerinde o karalama derste okunsa, inanın ki öğrenciler bir bir isyan bayraklarını açarlardı.

Radar radar söyle bana... Neyi Ayşe? Neyi? E her şeyi güzel radarcık, her şeyi... Dünkü haberi okumadıysanız hemen aktarayım. Artık trafikteki radarlar, bildiğiniz gibi değil! 2012'den sonra olmayacak. Rusya'da açıklamışlar; buldukları yeni radar, seyir halinde giden otomobilin sürücüsünün alkollü olup olmadığını tespit edebiliyormuş. 2012 itibariyle Rus polisi bu yeni radarı yollarda kullanmaya başlayacakmış.

     Radarla konuşarak başlanan bir köşe yazısı. Küçükken çok Pamuk Prenses okuduğu/dinlediği için etkisinden kurtulamamış olsa gerek. Buraya kadar birtakım haberlerden bahsetmeler, alıntılar yapmalar tamam. Ama asıl bomba ondan sonraki kısımlar. Daha çok radarımızın olmasını isteyen Ayşecik, çeşitlendirme yapmış. Pamuk Prenses’ten sonra Road Runner’lığı da özenen hanım kızımızın yazısında şöyle bir cümle de mevcut: 'Bip an itibariyle enayisiniz. Bip biip' Akıl-fikir ver yarabbi!

     Ayrılık radarı: Diğer adı da 'Adam elden gitti gidiyor radarı' / Ben ciddi anlamda bu kadının kafasından neler geçtiğini anlamıyorum. Bambaşka bir dünyada yaşıyor ve eğer çevresi de böyleyse, durum daha da feci. Kızların duygusal sömürülere olan tutkunluğundan sonuna kadar yararlandığı için diğer adı Adam elden gitti gidiyor radarı olmuş. Ben izninizle bir isim daha koymak istiyorum: Adam çoktan gitti evlendi ve üzerine bir de çocuğu oldu radarı. Cuk sesini duyan bir ben miyim?

     Evliler ve gay'ler radarı: Kafayı sürekli bir aşk, bir ilişki hesabıyla bozduğu için farklı bir radar beklemeniz abes yani değil mi? Aslında bu konu baştan sona abes ya, hadi neyse. Böyle bara giriyorsunuz, Ayşe’de orada, kalemli, nanikli ya da balonlu fotoğraf karelerindeki gibi duruyor ve beğendiği erkekler gay çıkıyor. Ben kendisinden kurtulmak için gayim dediklerini düşünüyorum genelde aha. Bir Old Christine durumu. Ayşe, Carry değilsin sen, belki Old Christine anca olabilirsin.

     Bu adam yaramaz radarı: O kadar darbe üstüne darbe yemiş ki, ya da o kadar çok aşk maceraları olmuş ki, artık doğru kişiyi bulmak ve evinin kadını olmak istediğini düşündüm burada. Ve bir de ben size dememiş miydim, kafayı erkeklerle bozmuş diye. E tabi siz de çevrenize baktığınızda sizin yaşınızdaki kadınların evlenip üstüne bir de çocukları olduğunu görürseniz, hafif bunalımlar yaşayabilirsiniz. Yaş 30’u geçti. Gencim güzelim, seni üzerim havaları gidiyor. Bu arada yazının en sevdiğim paragrafı da bu oldu hani. Ayıla bayıla yazdım.

     Ve bir parantez açıyorum. Twitter’da şunları yazmış kendileri:

    30 yasla ovunen ben degildim sanki, allahim ne vardi buyuyecek be. Bizim zamanimizda erkekler sumukluydu be. Oof yeni nesil offff.

     Sinemada yanimda oturan 20lik cocuklari gorunce aninda tornistan. Yahu kendimden kucuk erkeklerle tabii cikarim. Muhim olan yas degil ask.

     Yeni neslin bir üyesi olarak Ayşe’nin çıtırlara yöneldiğini düşünüyorum şu anda. Bir Madonna olma yolunda ilerleyecek gibi. Old Christine’den Madonna’ya geçtim, oha bana. Kimsenin 30 yaşla övüneceğini düşünmüyorum. Kandırmayalım lütfen ergen “sümüklü” kızlarımızı. Tornistan kelimesinin cümleye uymadığından bahsetmiyorum bile. Çık Ayşe, kendinden küçüklerle çık. Enginar yiyen erkek sevdiğini söyleyen de Anne Frank’ti zaten. Hamburger yiyen erkekle işim olmaz diyordun, şimdi 20’lik diyorsun. Kuzum, nen var? İyi misin?

     Neyse biz devam edelim meşhur(!) radarlarımıza: Bu adamı kaçırma radarı / Başına vurmuş, kafayı yemiş işte.

     Aldatılma radarı: Ne desem bilemiyorum, bir aşktır, ilişkidir gidiyoruz işte. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı an. Radarı açıklarken şöyle bir cümle geçiyor yazıda: "Dikkat dikkat" kocanız başka kadınla fingirdemiştir... Güzel iş mi? Bence süper. / İlkokuldayken kompozisyon yazardık ya hani Türkçe derslerinde. Heh, işte o sıralarda bile daha iyisini çıkartacak cevherler var ülkede. Ama onların babası tornacı Ahmet abi, Neco değil. Annesi de ev kadını Nazife Hanım, Oya Germen değil.

     Patron zam yapacak/yapmayacak radarı: Sonunu bari aynı konuda bağlamayayım diyerek üfürükten bir şey daha ekleyivermiş.

     Yazı şöyle bitiyor: Üşenmeyen kendi yeni radarlarını yazsın. Bir gün olur mu olur valla. / Ayşe, zaten uslu çocuk olursan şirinleri bile görebilirsin hatta değil mi? Radar yazardım, üşenmezdim ama seninkilerden daha uç asla olmaz. Bir post modernlik, bir derinlik var bu yazıda. Belli yaşı geçenler özünü kavrayamıyor, ana temayı bilemiyor. Ama ben sadece ve sadece naçizane bir soru sormak istiyorum sana. Sen bu yazıları kafan güzelken mi yazıyorsun?

Not: Dün adaşı olan Ayşe Arman’ın kürtaj ile ilgili yazısını ağzım açık okuduktan sonra bugün böyle yazıyla karşılaşmak benim basiretsizliğim sanırım.

Ayşe aka sabun köpüğü..

Yaptırmış olduğu dövmeyi görmek içim: Tık tık..

Sıyırmış hakim bey!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …