Ana içeriğe atla

Sorular, cevaplar ve bir mim daha..

Yummy!

    “İlk 5 soruyu bunlarla cevaplamak çok keyifliydi.”

     Bilgisayarım beni bir kez daha yarı yolda bıraktı. 2 günlük işlemlerden sonra pek bir şeyi çıkmadı; zararım sadece D sürücümün de gitmesi. Bir şeyler oldu ve ben C sürücüm ile beraber D’yi de kaybettim. Haricideydi çoğu filmim/dizim ama hatırı sayılır boyuttaki verilerim gitti. En çok fotoğraflara üzüldüm. 1000’e yakın fotom uçtu, artık yakın zamanda olanları arkadaşlarımdan toplamaya başlarım. Ama yine aranızdayım ve kalan mimi yazmaya geldim. Yıkılmadım, ayaktayım.. Dostum Astrea beni mimlemiş ve ben geçte olsa yazıyorum. Hem de sevdiğim türden bir mim: “Soru – cevap” şeklinde.. Kemerlerinizi bağlayın; çünkü başlıyoruz.. Bu arada neden böyle bir foto koydun diye soranlara şimdiden cevap: Gördüm, çok pis canım çekti, sizin de çeksin istedim..

    1. Lakabın var mı, varsa nedir?

     Bana hep Lee derlerdi aslında. Adım da zaten 3 harf, kısaltma olayı hiç olmuyordu, onun yerine iki kez söylüyorlardı ismimi. Uzakdoğu manyaklığım ve Lee ismini sevmem benim mahlasım olmasına neden oldu. Lakap kullanma hiç bana göre değildir ama. Lakabı olan insanlara bile (iyi olsa dahi) adıyla seslenmişimdir hep.

     2. Son zamanlarda diline dolanan şarkı?

      Bak burada güzel cevaplarım olacak. Son zamanlarda dilime dolanan şarkı değil de, şarkılar var. Nerden rast geldim bilmiyorum ama Selda Bağcan’ın şu şarkısına feci taktım. Şarkının sözleri Aysel Gürel’e aitmiş. Zaten siz de dinleyince aklınıza Aysel Gürel gelebiliyor. Güzel bir şekilde andıktan sonra diğer şarkılarıma geçeyim. Parantez açıyorum, bu başlık dışındaki şarkıları dinlediğimi filan düşünmeyin. Komiklik onlar, yoksa yani aman aman. Uzak dursunlar!

     Andy Gibss – Shadow Dancing diğer süper şarkım oldu. Gilmore Girls’ün 4. sezonu izliyorum. Annesinin evine klasik Cuma yemeğine giden Lorelai, Rory’nin gelmediğini öğrenince annesine görünmeden arabaya döner. Vakit geçsin diye radyo istasyonlarını karıştırırken bu şarkıyı bulur ve eşlik eder. Özellikle nakarat kısmındaki hareketleri süper. Andy shadow dancing dediğinde yaptığı hareketi bu şarkıyı her dinlediğimde ben de yapıyorum. Resmen alışkanlık oldu. Daha sonra şarkı devam ederken birden annesi arabanın camını tıklatır. Lorelai’ın feci derecede korkması ve daha sonrasında gelen motor bazlı Gilmore konuşması da sosu olmuştur. Anlattım anlattım böyle, izlemek istiyorsanız sizi şöyle alayım. Bu arada Lorelai şarkının adını zaten söylüyormuş; ben ise o kısma gelmeden önce şarkıyı aradım durdum. 5 dakikam gitti ama lan!

     En güzel şarkıyı en sona sakladım. Yine nasıl keşfettiğimi unuttuğum bir şarkı. Şu gencecik yaşımda yaşlılık belirtileri gösteriyorum; düşman başına.. Faded – Soul Decision benim son zamanlarda en sık dinlediğim parça oldu. Önceki yazıda Alone in Kyoto’ya sevişme şarkısı demiştim ya, işte ben bu şarkıyı da striptiz şarkısı ilan ettim.

Okula gitmek ya da dışarı çıkmak için hazırladığımda, üstümü değiştirirken bu şarkıyı açarak işimi hallediyorum. Yaşlılık belirtilerinin yanında delirme belirtileri de var işte. 2:06’da giren ufak rap kısmı hariç enfes bir şarkı. Hatta o kadar enfes ki, “Takıntım” bölümünün yeni şarkısı oldu. Doya doya dinlemek isteyen olursa benim gibi, bir tık uzağınızda artık Soul Decision.. (Farklı versiyon, tıkla..) 

     3. En son ne zaman, neye ve kime aşık oldun?

     En son bunlara aşık oldum: 1 numara  2 numara. Bana göre çok güzeller. Fazla bahsedecek bir şey yok, zaten bu sorunun kısalığını ikinci soru ile kapatmış sayılırım. Hatta bir iki soruyu daha kapatabilirim :)

     4. En son okuduğun kitap ve izlediğin film?

     En son Luke Rhinehart’ın Piç Fantazi’sini okudum. Güzel kitaptı. İşte Kızılderili bir çocuk, aslında şans tanrısının oğlu, dünyaya gönderiliyor, modern hayata adım atıyor, cinselliği keşfediyor, aşık oluyor filan. Fazla sarmıyor, kitap akmıyor ama okuyorsunuz. Hem yazarın referans kitapları süper. Benim de başlama sebebim önceki kitaplarına olan güvenimdi zaten. En son izlediğim film ise, How to Train Your Dragon/Ejderhanı Nasıl Eğitirsin?’di. Bayağı bayağı eğlendim hani, herkese tavsiye ederim. Çok güzel bir animasyon olmuş.

     5. Son zamanlarda en çok özlediğin?

     Patates kızartması. Valla, çok özledim. Benim annem de çalışıyor, bu yüzden evde yemek yapma şansı yok. Kendim kızartsam iyi hoş ama bir türlü anneminkiler gibi olmuyor. O yapınca farklı bir lezzet ortaya çıkıyor sanki, sorduğumda sevgi kattım içine yavrucağızım gibisinden Yemekteyiz cümleleri kuruyor. Kısacası ben yapınca olmuyor, olmuyor. Elma dilim patates kızartması özlemim hat safhada..

    6. Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu,şarkıcı, politikacı vs.) olma hakkı verilseydi kim olurdun?

     Ayşe Özyılmazel olurdum ve intihar ederdim. Bu kadar basit, kısa ve öz.

    7. Yarın sabahki ilk planın?

     Sabaha bir planım yok çünkü öğlene kadar uyumayı düşünüyorum. Arkadaşıma gitme olasılığım var ama onun da planı varmış. Gitmezse bir yere ona gideceğim. Okulda bir dersim var, belki girerim, belki girmem, kararsızım. Şu son iki üç cümleyi okuyunca kendimi ergenliğe yeni giren 14’lük çocuk gibi hissettim bir an. Bu rahatlığın artık götüme batmasını istiyorum. Bu kadar rahat olmak, iyi değil. Son sınıfa gelince böyle derim tabi, geçen üç senede gel keyfim gel, lay lay lom düşüncelerdeydim.

    8. En sevdiğin huyun?

     Ben samimi bir insanım. Sanırım en sevdiğim huyum da bu. Karşımdaki insanlarla kısa sürede samimi olurum, onları sanki tanıyormuş gibi davranırım. Göstermelik samimiyet değil bu, en katlanamadığım şeylerden biridir. İçimden gelen şeylerin dışa vurumu.

     9. Şu anki bölümünde/mesleğinde olmasaydın, ne olurdun?

     İstediğim bölümü okuyorum. Ama mesela sayısal okusaydım mimarlık okumak isterdim, eşit ağırlığa gitseydim hukuk ya da rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümlerini yazardım. Ben küçüklüğümden bu yana yapmak istediğim mesleği değiştirmediğim için bu bölümler alternatif planlar olarak kalsa da hedefimi kazanacağımı biliyordum. Kafam rahattı. Kazanamasaydım herhalde çok kötü olurdu.

    10. Okurken en zevk aldığın 3 blog?

     Şimdi Astrea’nın blogunun sol tarafında “Takipteyim” diye bir kısım var ya? Ben de oradaki bütün blogları severek takip ediyorum. Bu yüzden 3 bloga indirmem söz konusu olamaz , çünkü hepsinden oldukça zevk alıyorum.

***

    Görmüş olduğunuz gibi yine dayanamadım ve uzun yazdım. Aslında yazıya başlarken sorulara kısa cevaplar vermeyi düşünüyordum ama 5 gündür yazmamanın hırsını bu şekilde almış oldum. Mesela üç hafta yazmasam bir oturuşta tezi bitiririm herhalde. Bu mimi kime göndersem diye düşünürken beynimde çakan şimşeklerden Sermin ve Bunu Sevdim yazısı oluştu. E beynimde çakan şimşekleri dinlemeyeceğim de kimi dinleyeceğim? Sermin & Bunu Sevdim, dostlarım, çingularım, bu çok özel soruları pazar filesi içerisinde size yolluyorum. Salla salla seç, sonra cevapla.. :)

PmS: Ulan bu yazıda kullanacağım renk kalmadı daha.

Başlığı “Gökkuşağının altındaki bereket soruları” diye değiştirsem mi acaba?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Pretty Little Liars: Sırları olan bir kıza asla güvenme.

Türkçe’ye Sevimli Küçük Yalancılar olarak çevrilen Sara Shepard’ın bu güzel serisinde şu anda 11 tane kitap bulunmakta. 12. kitap 1 Haziran 2012’de raflarda olacak. Ama ben 2 sezondur yayında olan dizisi hakkında yazacağım. Pretty Little Liars (Bundan sonra kısaltmaya gidip PLL diye bahsedeceğim) içindeki gizlilikleri çok ustacak kullanan bir gizem/gençlik dizisi.      Aslında dizimizin çok basit bir konusu var. 5 kişilik arkadaş grubunun lideri olan Alison DiLaurentis ani bir şekilde ortadan kaybolur. Bu olaydan bir sene sonra (kitapta bu süre aslında 3 senedir) geride kalan 4 kızımızı, yani bebeğim Spencer, Emily, Hanna ve Aria sms’ler almaya başlarla. Hem de A isimli biri tarafında.      Dizi bunun üzerinden ilerliyor kısaca. Tabi bu arada dağılan grubun yeniden bir araya gelmesi, A’nin kim olduğunu öğrenme çabaları, beyin fırtınaları, aşklar, ihtiraslar ve sorular, sırlar, sorular, sırlar, sorular, sırlar.. A kim? Kızlardan ne istiyor? Alison ölmedi mi? Sadece onun bildiği sı…