Ana içeriğe atla

Senarist olmaya karar verdim.

     Her şey işte böyle başladı. Ben Astrea’nın blogunda yorum yaparken aklıma bu fikir geldi ve neden olmasın dedim. Kısaca olayımız şu: Hikaye yazmaya karar verdim. Korelilerin klişe karakter ve sahnelerinden sıkıldığım için oturup kendim yazacağım. Deli ettiler beni, ne yapayım? 16 bölümlük bir hikaye yazmayı düşünüyorum ve daha da önemlisi bunu yüzyılın en büyük mimi olarak sizlere postalayacağım. Tabi benim gibi galeyana gelip 16 bölüm yazmanıza hiç gerek yok. Ama olursa valla tadından yenmez. Artı şahsen büyük bir iştahla da okurum.

     Romantik-komedi olarak yazmak var aklımda. İşte oyuncuları filan seçeceğim. Gerçi ana 4’lü aklımda, diğerlerini seçmek var. Sonra resimlerini ekleyeceğim, şarkılar seçeceğim ve başlayacağım hikayeyi yazmaya. Kafamda belirli bir konu şimdilik yok ama ben çabuk bulurum. Size sormak istediğim olay ise nasıl baktığınız? Nasıl buldunuz? Böyle Uzakdoğu diyarlarından tamamen kendimize özgü hikaye/senaryo yazmak eğlenceli değil mi? Düşünün ki biri senaryonuzu diziye çekiyormuş, bunun için yazıyorsunuz. Hayali bile hoş lan. Gülmekten yerlere yatma

     Afişte yapmak istiyorum ama pek fazla PS bilgim yok. En olmadı bir arkadaşımı yakalarsam ona yaptırtırım. [Emre valla ben yaparım dedin hemen, 5 dakikaya buldum. Unutmamak için buraya da yazıyorum, haberin ola..] Mim olarak göndermek ise ana amaçlarımdan biri. Çünkü sizin yazacaklarınızı cidden okumak istiyorum. Güzel bir aktivite olur diyerek sazı şimdi size bırakıyorum. Görüşlerinizi almam lazım.. ^^

     “Tutuluyormuş. Sonra herkes yeni bölümü merakla bekliyormuş. Altyazı derdi filan da yok aha. Dizi hakkında kritikler filan yapılıyor, yeni bölümde en olmadık şeylerle senarist okuyucuları ters köşeye yatırıyor filan. En güzeli de klişe sahneler yok. Şahsen yazdığımda Go Mi Nam salağına aşık olan üç yakışıklı ünlü çocuk konseptini hayatta yapmam. Daha gerçekçi şeyler lazım, keşfedilmemiz lazım, öyle böyle değil.  İsim düşünmeliyim. En zor kısmı bu olsa gerek. Hayatta karar veremem. Dengesiz terazilerin özelliklerinden biri işte..”

     Yukarıda tırnaklı kısım benim sesli düşüncelerimdi ve artık bu yazıyı bitirme zamanı geldi. Aklımdakini hayata geçirmek için yaptığım ilk adım bu oldu ve umudum devamının gelmesidir. Hikayeyi yazmaya başladığım zaman yeni bölümlerle ilgili bir şey diyen olursa meşhur tabiri “önümüzdeki bölümlere bakacağız” şeklinde değiştirip söylemek istiyorum. İçimde bir ukdedir. ^^ Martini kadehi

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …