Ana içeriğe atla

Magazinsel anlatımla Türkiye – Rusya maçı..

Dev gibi.

Bu Gamova dev gibi: 2.02 boy

     Biliyorsunuz dün Japonya’da 2010 Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası başladı. Dün ilk maçımızı Çin ile yaptık ve sahadan 3-1 galip ayrıldık. Ben ilk maçı kaçırdığım için bugünkü Rusya karşılaşmasını izlemek için sabahladım. Çünkü maç Türkiye saatiyle sabah 7’de başladı. Keşke Çin maçını izleseydim dedim, 3-1 yenildik Rusya’ya. Birazcık maçtan bahsetmek istiyorum. Ama asıl amacım gördüğüm/duyduğum şeyleri size yazmak.

     Koltuğuma kuruldum ve NTV Spor’u açtım. İlk sette Rusya sona kadar önde gidiyordu. Hatta bir ara fark 23-14 oldu. Ben tamam yahu bitti bu kez, kesin kaybettik; en iyisi tuvalete gideyim derken üst üste sayılar almaya başladık. Bu fark kapandı. Önce berabere oldu, sonra öne geçtik set sayısı attık iki kez ve ilk seti bizim oldu. Kızlar resmen tarih yazdı. Voleybolda bu kadar geriden gelmek çok nadir görülen bir şeydir.

     2. set oldukça çekişmeli geçti ama sonlara doğru kızlar düzgün servis kullanamayınca Rusya 25-23 alarak duruma eşitliği getirdi. Gamova ilk sette biraz tutuktu, ama ikinci set itibariyle coşmaya başladı. Dev gibi kadın yahu, bizimkiler bir tane blok bile yapamadılar.

     3. set için sadece şunu diyebilirim: Keşke izlemez olsaydım. Rezalet bir oyunla 25-11 gibi bir farkla kaybettik. Tabi bu sırada coştukta coşan, enginlere sığmayan taşan Gamova’yı tutabilene aşkolsun. Neslihan’ın gücü bütün Rus milli takımına yetmiyor tabi. Onlarda çok iyi bir oyuncu daha vardı: Kosheleva.. 22 yaşında ve oldukça iyi oynuyor. Takımın geri kalanını biliyordum, bu kızı ilk kez izledim ve kalite diyorum. Son sette de maçı yönlendiren taraf Rusya oldu. 25-17 kaybederek sahadan 3-1 mağlup ayrıldık.

     Maç ile ilgili gözüme çarpanlar / Küçük notlar..

     Bizim kızlar Rusların yanında bayağı bir kısa kaldılar. Bunun neticesinde blok olayı neredeyse hiç yok gibiydi. Biz smaç basarken ille de top blok yapan Ruslardan birinin eline değiyordu. Bu sayede çok manşet çıkartıp atak yaparak sayı aldılar.

     Çok merak ettiğim bir şey var yıllardır ve nedense bunu hiç Google hazretlerine sormadım (hala) Şimdi Rus takımından Sokolova diye bir oyuncu var. Hatta bu sene Fenerbahçe’de oynayacak. Buraya kadar her şey normal. Ama nedense, istisnasız yıllardır bizim spikerler kadına Shashkova diyor. Kadının formasında Sokolova yazıyor, bizimkiler bambaşka söylüyor. Hatta bu spikerin yanında Aylin isimli bir kadın vardı, sanki Sokolova ve Shashkova diye iki ayrı oyuncu varmış gibi bahsediyordu. Aha, komedi resmen. Bu kadının adını neden farklı söylediklerini bilen varsa yazsın. Olmazsa artık Google hazretlerine sorarım. Yıllardır kafamda bu durum. Bak yine gün yüzüne çıktı.

      3. setin başında Gamova servis kullanırken arka planda tribünde oturan bir kadın dikkatimi çekti. Ayakkabısını çıkardı, parmaklarına içine soktu, karıştırdı karıştırdı, sonra geri giydi. Ne derdi vardı ayakkabıyla merak ettim.


      Türkler her yerde! Japonya’ya milli takım gitmişte, taraftarı olmaz mı? 50 kişiye yakın Türk ve onlarla beraber ülkemizi destekleyen, ay-yıldızlı forma giyen, bayrağımızı sallayan Japonları görmek çok güzeldi. Yalnız anlamadığım nokta, neden bizim taraftarlar Pınar Başı Burma Burma’yı söyleyerek takımı destekledi? Hayır, dostum başka şarkı mı bulamadın, nedir yani “hey hey... pınar başı burma burma / yar yar yar yar yar yar aman. / yaz gelince öter turnam / leylim leylim leylim aman” diye diye desteklemek. Ben ekranda dumur oldum resmen, 3 kez duymuşumdur, her kulağıma çalındığında bastım kahkahayı. Bu arada pos bıyıklı amcam, unuttum sanma seni. Kesin döner satıyorsundur oralarda, bir de kesin Fatsalısındır.


      Benim için bu maçın favorisi kadın çizgi hakemidir! Çok sevdim. Şimdi bu 2.02’lik Gamova servis kullanacak yine. Arkasında da çizgi hakemi var. Gamova’nın yanında o kadar kısa kalıyor ki, ben dert edindim kendime. Onu geçtim, Gamova servis kullanırken ileriye doğru yürüyor, bu da yürüyor. Bir de böyle badi badi adım atıyor, Allah’ım süperdi. Sırf onu izlemek istedim, sabahın köründe kafayı badi badi yürüyen Japon çizgi hakemine takan deli tek benimdir. Ha bir de Gamova servisi bekliyor karşılamak için. Eğilmiş, kadının eğilmiş hali bizim hakemden daha uzun aha.


      3. sette Gözde bir türlü doğru düzgün manşet alamıyordu. Yine biz sayı kaybederken antrenöre “bu sefer de çıkarmazsan, sana düz gideceğim” diye ekranda kendi kendime söylendim. Sonuç: Adam sanki duydu beni, Gözde’yi çıkardı. Ayrıca Gözde kaç yıl geçti aradan, [ayrı gayrı] sen hala düzgün manşet alamıyorsun. Ne diyeyim ben sana?

      Yeni bir Aysun’umuz olmuş: Eda.. Çok güzel tek ayak üstü kayarak smaç basıyor. En son Aysun kapanmış, bir de üstüne İran’da forma giymiş, sonra da voleybolu bırakmıştı. Eda tahtın varisligine göz dikmiş, Aysun’u aratmıyor, tabi şimdi neler yapıyor, voleybola geri döndü mü bilmiyorum. Biraz geri kaldım ben..

    [Mola esnasında] Spikerin yanında konuşan adı Aylin olan kadın: “Şimdi eeeeeeee, iyi oynamalıyız” Spiker: “Çok doğru söylüyorsunuz” / Ben: “Hassiktir, nasıl yorumdu lan öyle. Böyle özetlenir işte. Heyt be!”

    Gaza gelmiş olacağım ki, Twitter’da bayağı maç hakkında yazdım. Hızlı hızlı yazıyordum. Gözüm klavyede değil ekranda olsun diye. E malum, teknik molalar kısa.

     Bu arada şimdi şampiyona Japonya’da ya, her şeyi okumak istiyor bu Uzakdoğu ruhlu Türk bünye. Ntv Spor’un sitesine girdim, yazılara bakayım dedim. 2 kişi gitmiş Japonya’ya. Burcu Hakyemez ve Irmak Kazuk. Gereksiz ama belirteyim; Irmak erkek. Burcu’nun başlıklarına bittim. “4 gün kala”, “3 gün kala” “217 saniye kala” gibisinden başlıklar. İçerik ise diğer yazara göre daha doyurucu. Mehmet Bedeslenlioğlu’nun yerini almış adeta. Şöyle yapmalıyız, Neslihan sağ bekten gelsin çaksın, (opss! futbol oldu) takım iyi, ülke iyi, ben hepinizden iyi tarzında yazılar. Ben şahsen taktik çizimlerini de bekliyordum.

     Diğer yazarımız Irmak ise jetlag etkisinde olduğundan dem vuruyor yazılarında. Yazılarında diyorum çünkü, 2 yazıda da var. Bir de Japon erkeklerinin “çakma” Bon Jovi havaları olduğundan bahsedip, fotoğrafla bu dediklerini belgeliyor. Şimdi ben de soruyorum: Bunların sporla ne alakası var? Biri bana açıklayabilir mi?

    Saçlarını, kızların tabiriyle açtıran, kabartan ve enteresan bir stil yakalayan Japon gençleri arkadan gördüğümüzde sıklıkla bizi yanıltabiliyorlar. Kızlardan bahsetmeye gerek yok, hepsi Tsubasa yada Pokemon çizgi dizilerinde ne gördüyseniz, işte ondan! Gerçekten her biri çizgi film karakteri gibi…

     Yollarda dikkat çeken diğer iki nokta da insanların bisiklete binerken dengelerini kaybetmeden başka işlerle uğraşabilmeleri ve adım başı önümüze çıkan oyun salonları oldu. Kimi telefonuna mesaj yazıyor, kimi telefonda konuşuyor, kimi kahvaltı ediyor, kimi tasmasından sürüklediği köpeğini tutuyor.

      Kızlar üzerine bir gönderme yapılacak son animedir herhalde Tsubasa. Yahu kızlardan bahsediyorsun, ama örnek olarak futbol animesi veriyorsun, diyecek bir şey bulamıyorum. Yukarıda alıntıladığım paragraflar bence blog yazısıdır. Adında spor kelimesi geçen bir televizyon kanalının internet sitesinde yazılması olmaz. 3. günün yazısından aldım bir de, varın önceki yazıların nasıl olduğunu siz düşünün.

     Japonya A grubunda, Güney Kore ise bizle beraber D grubunda. Kore ile olan maçımızı da izleyeceğim, kaçırmak istemiyorum. D grubu, maçlarını Osaka’da oynuyor. Maç boyunca bir Japon’un Kansai ağzıyla konuşmasını bekledim, ama olmadı. Gerçi ben Lovely Complex sahnesi bile bekliyordum; böyle Risa ile Ootani’nin tribünde bir yerde maçı seyrettiğini filan düşlüyordum aha.  Kore ilk maçında, grubumuzun zayıf ekibi Kanada’yı rahat bir şekilde 3-0 ile geçti. Japonya ise harika bir mücadele sergileyerek Polonya’yı 3-2 yendi. Ki Polonya, voleybolda Rusya ile beraber Doğu Avrupa’nın en iyisidir. Bakalım neler olacak? Umarım Japonya ile en uç noktada karşılaşırız, dileğim budur.

    Son olarak maçın en ilginç noktası şuydu: Sokolova (Shashkova demiyorum lan) tam smaç basmak üzereyken birden çok garip bir şekilde topa vurdu. Top dışarı çıktığı için sayı doğal olarak bizim oldu. Sonra hakemin yanına giderek deprem olduğu için öyle bir vuruş yaptığını anlattı. Sallandıklarını ve haberlere bakarak sayının tekrar edilmesini talep etti. Hakemin suratı çok garipti. Deprem oldu mu acaba?         -->Tabi siz böyle bir şeye inanmadınız di mi?  

***

     Yazıyı bitiriyorum, çünkü Hollanda – İtalya maçı başladı, onu seyredeceğim. Hollanda önde ve ben de İtalya’yı dağıtmasını istiyorum. 12 numarası yeter, yetenek/güzellik bir arada! Siz de bu voleybol şölenini kaçırmayın derim. Maçlar çok zevkli geçiyor. 14 Kasım’a kadar voleybola bir güzel doyalım..

 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …