Ana içeriğe atla

Merve, aptallar üçlüsü ve Survivor

Aptallar üçlüsü..

Hurley olsa iyi aptallar üçlüsü, kötü aptallar üçlüsü diye ayırırdı.

     Kaichou wa Maid-sama!’yı izleyenler aptallar üçlüsünü iyi bilir: Sarashina-Shirokawa-Kurosaki.. Ben bu üçlüyü şahsen çok seviyorum. Onları izlerken çok eğleniyorum. Ama şimdi size başka bir aptallar üçlüsünden bahsedeceğim. Bizimkilerin aksine bunlar oldukça sinir bozucular: İhsan, Aydın ve Ertan.. Survivor’ın gülleri.

     Acun Ilıcalı’nın Show Tv’ye kadrolu eleman olarak aldığı Var mısın Yok musun? yarışmacıları bildiğiniz gibi Survivor’a transfer oldu. Kutu açarken aralarından su sızmayan sevgi pıtırcıkları, adada neredeyse birbirlerini yiyorlardı. Hemen gruplaşmalar başladı, dedikodu, iftira, ayak kaydırma günlük rutin işlerinden oldu bizimkilerin. Bol ağlama sosu da eklenince üstüne,  Türk halkının ekrana yapışarak izlediği bir “yarışma” programı ortaya çıktı. Haftalar geçti, elemeler oldu ve şu anda adada dört kişi kaldılar. Ben de artık dayanamadığımı fark ederek bu yazıyı yazmaya karar verdim.

     En son Oğuzhan’ın elenmesiyle ben dahil ülkenin yarısı herhalde derin bir oh çekmiştir. Yanlış anlamayan, bu yarışmayı o meşhur 1.30 saatlik özetiyle beraber sonuna kadar izlemiyorum. Sadece arada dokunulmazlık oyununa ve elemelere bakıyorum. Zaten geri kalanı melodram resmen. Oğuzhan çok çok çok iğrenç bir insan. Hani tanımadan nefret ettiğiniz, antipatinizi kazanan bazı kişiler vardır ya, işte bu adam direkt bu gruba balıklama giriyor. Sürekli ben her şeyi bilirim, ben büyüğüm-abiyim, ben ne adalarda yaşam savaşı verdim modunda olan Oğuzhan, göbeğini kaşıya kaşıya, götünün üstüne otura oturan son beşe kaldı. Bir yarışma kazanmadan, hiçbir katkıda bulunmadan buraya kadar gelebilmesini doktorlar incelemeli. O denli büyük bir başarı. Ortalığı karıştırdığını yetmediği gibi, ikiyüzlülüğün ne olduğunu açık bir şekilde kafamıza kazıdı. Annem rahmetliye (elenince rahmetli oldu) “goril” derdi. Allah günah yazmasın.

Merve! Ama sen de nefes alıyorsun yani..

Can ciğer kuzu sarmaları, adada birbirlerini gırtlakladı.

Can ciğer kuzu sarmaları, adada birbirlerini gırtlakladı.

     Şimdi gelelim başlığımıza ve fotoğrafımıza. Oğuzhan’ın da gitmesiyle adada kaldılar mı dört kişi. Üç yanar-döner sap ve Merve. Tek tek bu üçlü hakkındaki düşüncelerimi açıklamak istiyorum. Aydın’dan başlayalım.

     Türkiye’nin en yaşlı apaçisi olma ünvanını elde eden Aydın, dönekliğiyle meşhur. Ödül oyununu kazanana yalakalık yapmasıyla bilinen bu kişi dokunulmazlığı kazanana kral gibi davranmasıyla da tanınıyor. Tanımlamakta zorlandığım bir ses tonuna sahi olan sarı kafa, abartılı cümleleri sürekli kullanmaktan hiç vazgeçmiyor. Bugün izlediğim bölümde İhsan ödüle yanında kendisini de götürdüğünü öğrendiğinde “Allah’ına kurban. Allah’ına kurban be!” diye haykırdı. Otel odasını gördüğünde “Oooo! Telefon bile var!” diye sevindi. Kendisinin Mars’tan geldiğini düşünüyorum. Gırtlak kanseri olanlar bir cihazı boğazlarına götürerek konuşurlar ya, işte o sırada çıkan ses tonuna sahip Aydın. Tanımladım sonunda, çok rahatım şu anda. Türkiye’ye geri döndüğünde pazarda sattığı domatesleri alıp suratına fırlatacak 10 bin insan toplayabilirim. Apaçi dansıyla Panama’nın bize vize uygulamasına neden olacağından korkuyor ve bir sonraki “baka”ya, yani Ertan’a geçiyorum.

    Ben Ertan’ı Bursalı ve Bursaspor taraftarı olduğuna inanmıyorum. Bence bu adam Diyarbakırspor’un bir ajanı. Hayır, yani geri döndüklerinde Ertan şehre indiğinde taşlarlar yahu. Ben dahil bir sürü insanın nefretini kazandı, doğal olarak bu durum Bursa’ya da eksi puan olarak yansımıştır; buna eminim. Merve’yi elemeliyiz, Merve’ye ölüm, Merve’yi recm etmeliyiz diyerek ortalıkta geğirircesine konuşması mı desem, yoksa her daim suratındaki o eblek gülümsememi desem. Şu yarışmada en nefret ettiğim kişi Ertan. Kendisi benim için var olmasını istemeyeceğim insanlar listesinde. Hatta doğması hata olanlar listesinde bile olabilir. Türlü türlü planlar yapan, herkesin yüzüne karşı ayrı, arkasından ayrı konuşan biri. 50 daireli bir sitede yaşasak bütün dedikoduları ondan öğrenirdik, böyle de meraklı. Kendisinin Bursa il sınırından bir daha dışarı çıkmamasını umarak İhsan’a geçiş yapıyorum.

     Açıkçası İhsan hakkında o kadar kötü hisler beslemiyorum. Şu üçlü içinde en sevdiğim insan kendisi. Yalnız bir Başak olayı var ki, bir insan bu kadar mı yediremez diye düşüncelere sevk etti beni. Başak’la flörtleşiyorlarmış sanırım, ben de internetin yalancıyım. Merve’de düelloda Başak’ın karşısına İhsan’ı çıkarmıştı. Kızımız elendi, oğlumuz da bunu gurur meselesi yapıp kin beslemeye başladı. Daha önce kendileri Hakan ile Gizem’i ayırmadılar sanki. Bir de orada hayatta kalma mücadelesindesiniz siz, “aşkitom, bak sana çiçekli çelenk yaptım” tadında aşklar meşkler modunda değil. İhsan hakkında yazacak pek bir şeyim yok, müritleri onun hakkında yeterince konuşuyor zaten.

     Gelelim esas kızımız Merve’ye. Kendisini seviyorum, doğum günün buradan kutluyorum, 70 milyon seninle diyorum filan.. İyi dayanıyor, güçlü gözükmeye çalışıyor. Diğerleri onu fiziksel olarak yenemeyeceklerini fark ettiklerinde taktiği psikolojik olarak değiştirdiler. Bu durumu İhsan’ın birinci olduğu zaman Ertan’ın teknede “Unun var mı? Var, Şekerin var mı? Var. Ne duruyorsun, helva yapsana, helva yapsana..” tarzındaki yaratıcı(!) sözlerinden anlayabiliyoruz. Merve candır, bu yüzden onun birinci olmasını ve parasını aptallar üçlüsünün suratına fırlatıp yarışmaya Yeşilçam modunda bir son vermesini istiyorum.

Dostum kurgu ama yine de herkes ekran başında!

     Şahsen bu üçlüyü izleyeceğime milyon kere Destiny’s Child – Survivor’ı izlerim daha iyi. O klipteki ortam bile bu suni adadan çok daha gerçeğe yakın duruyor. Yarışmaya “tanrının eli” Acun’un değdiğine inanmayana sanal alemde süzme diyorlar. Bu durum o kadar bariz ki. Ama yine de insanlar ekran başına geçip fanatizmin doruklarına varabiliyor. Bundan aptallar üçlüsünün payı oldukça büyük. Zira kendilerinde o denli nefret etti ki Türk halkı, Merve inanılmaz derece samimi geldi birden. Bağırlarına bastılar kızı. Yarışmanın bitmesine çok az kaldı. Acun artık Survivor Aslanlar-Kanaryalar, Türkiye-Yunanistan, Kızlar-Erkek lerden sonra nasıl bir hayatta kalma (!) mücadelesi ile geri döner bilmiyorum. Tek bildiğim şey ise temcit pilavı misali para aşkına çok yakın bir zamanda geri döneceği..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Acemİlİğİnİ Manİsa'da Yapacak Askerler İçİn Önemlİ Bİlgİler

Herkese yeniden merhaba. Biliyorum eskisi gibi sık yazmıyorum, ama geç de olsa bu konu hakkında bir şeyler yazacağım için mutluyum. Bugünkü konumuz askerlik. Ben 354 KD olarak askerliğimin acemiliğini Manisa'da, ustalığını ise Kıbrıs'ta yaptım. Daha önceden bilgiler toplamıştım ama sağlam ve toplu bir kaynak bulmakta zorlanmıştım maalesef. Ben de sonra buralara gidecek arkadaşlar aynı durumu yaşamasın diye kaynak niteliğinde bu yazıyı yazıyorum. Kasım celbinde gidecek olan arkadaşlara da şans ve sabır diliyorum. Umarım bir an önce biter. Kısa dönem, uzun dönem... Hiç fark etmez. Manisa Batı Kışla'ya ve Kıbrıs'a, özellikle Magosa'ya askerliğin düştüyse bu yazı tam sana göre. Okumadan geçme sakın... Ayrıca Lefkoşa ve Girne hakkında da bilgiler vereceğim ucundan... Bu yazıda Manisa'dan bahsedeceğim, diğer yazıda ise Kıbrıs. Usta birliği olduğu için Kıbrıs daha uzun sürecek.


Acemi Birliği Manisa Batı Kışla 
Başlıyoruz. Arkadaşlar ben askerliğimi öğrendikten sonra int…

Güney Kore'ye Gİtme ve Yerleşme Yöntemlerİ

Uzun bir aradan sonra yeniden karşınızdayım... Özlediniz mi beni? :) Yazmış olduğum "Bigbang'e hediye gönderme"yazısı tam olarak bir geri dönüş değildi. Asıl dönüşü bu yazıyla yapıyorum. Aslında böyle bir yazı yerine taslaklarımda yer alan "askerlik" yazısını bitirip yayınlayacaktım ama askerliği şu sıralar aklıma getirmek istemiyorum. O yazı için biraz daha bekleyeceğiz. Peki neden böyle bir yazı yazmak istedim? Tek cümleyle "ben de bilmiyorum" Akşam akşam eğlenmek istedim, bu konu üzerinden de eğlenceli bir şeyler karalayayım dedim. 

Bu yazıdaki örnek ülkemiz Güney Kore ama siz bunu Japonya, Çin, Tayvan veya başka bir ülke için de ele alabilirsiniz. Zaten belli başlı aynı konular oluyor. Gözümüzün nuru, Türk gençlerinin hayali, ünlü dolu sokaklarıyla Seul, meşhur sahili, sevimli aksanıyla Busan, muhteşem manzarası, lezzetli deniz ürüyleriyle Jeju Adası ve diğerleri... Güney Kore kesinlikle iştahımızın açılmasına sebep oluyor değil mi? Neredeyse 10.00…

Kore ve Japon dizilerini yayınlayan Türk kanalı

Başlık aslında güzel bir isteği sunuyor bize. Bu yazıda biraz daha detaya ineceğim, kendi düşüncelerimi sunacağım size. Şu sıralar Twitter’da devam etmekte olan bir etkinlik var. #TURKEYwantsKBSTURK tag’i Trending Topic’e sokulmaya çalışılıyor. Bu kadar zahmete girmeye gerek olmadığını düşünüyorum ben. Çok çok yakınımızda bulunan bir şeyi değiştirme imkanına sahip olabiliriz belki de. Nasıl mı? Bu yazı işte bunu anlatıyor.Planet kanalları var bilir misiniz?
Planet Sinema
Planet Çocuk
Planet Pembe gibi.
Türk kanalları bunlar, tematik kanallar. İşte bu kanallardan Planet Pembe'de sürekli Latin dizileri yayınlanıyor. 5 6 sene öncesine kadar çok popüler olan Latin dizileri. Onların yerini Asya dizileri aldı, ama bizim ülkede bunu duyuramadık maalesef.
Ben olsam Planet Pembe kanalının Latin dizilerini bırakıp Kore ve Japon dizileri yayınlamasını sağlardım. Adı da Planet Asya olurdu mesela.
Bu kanalların reyting derdi yok, ama reklam …